Osmanlı Girit Tarihine Kısa bir Önsöz Ali Ekrem Erkal

Osmanlı Dönemi Girit Türk Tarihi
Cevapla
Kullanıcı avatarı
eyuphuseyin
Site Admin
Mesajlar: 1728
Kayıt: 05 Haz 2019, 22:41
Konum: İstanbul
Teşekkür etti: 160 kez
Teşekkür edildi: 23 kez
İletişim:

Osmanlı Girit Tarihine Kısa bir Önsöz Ali Ekrem Erkal

Mesaj gönderen eyuphuseyin » 15 Ağu 2019, 20:50

Osmanlı Girit Tarihine Önsöz
Ali Ekrem Erkal

Türk ordusu 20 Haziran 1645 tarihinde Serdar Yusuf Paşa’nın komutasında Girit önlerine geldi.İlk olarak Hanya Kalesi’nin kilidi olan Todori adacığını zaptetti.
22 Ağustos 1645’de Hanya’nın fethedilmesi,ardından da mülhakatının düşmesi üzerine fethin birinci aşaması tamamlanmış oldu.
Ara vermeden ve art arta Kisamu Hisarı,Tuzla,Esterni Kalesi,Apokoron Hisarı,Resmo Kalesi,(Forteza) ele geçirildi.Daha sonra Kandiye Kalesi kuşatmada tutulmaktayken Marabella Hisarı,Pirepitre Hisarı,Selino Hisarı ve bu arada Kandiye Kalesi’nin dış tabyaları da fethedildi.Sonuç olarak,Kandiye Kalesi’nin dışında Girit’in fethi 1650 yılına varmadan gerçekleşmiş bulunuyordu.
Kandiye’nin birinci ve ikinci kuşatması Gazi Hüseyin Paşa zamanında gerçekleşmiş,dış tabyalar da onun zamanında zapt edilmiştir.29 Eylül 1669 tarihinde Kandiye Kalesi’nin teslim olması üzerine Girit fethinin tamamlandığı kabul edilir.
1645 yılından 1669 yılına kadar Girit’e yedi serdar atanmıştır.Bunlar sırayla,Yusuf Paşa,Sultanzade Mehmet Paşa,Gazi Hüs sözleşmeli askerin evlenme yasağıeyin Paşa,Kör Hüseyin Paşa,Tavukçu Mustafa Paşa,Ankebut Ahmet Paşa ve Fazıl Ahmet Paşa’dır.
Hanya’nın fethinden itibaren adada Rum toplumuna alternatif olabilecek,devletin güvenebileceği bir unsurun daha bulunması gerekmekteydi ki,böyle bir sorun vaktiyle Balkanlar’da ‘’Şenlendirme’’adı verilen zorunlu iskanla gerçekleştirilmişti.Fakat bu yöntemin Girit’e uygulanması mümkün olmadı.Bunun yerine isteğe bağlı göç düşünüldü fakat yeterli olmayınca da,kapıkulu ve sözleşmeli askerin evlenme yasağı kaldırılarak yerli kızlarla evlenmelerine olanak sağlandı.Böylelikle adaya yerleşmelericazip hale getirildi.
1645’ten itibaren,Girit’te dünyaya gelen yeni nesil 1660’lı yılların sonuna doğru yirmili yaşlara gelmiş bulunuyordu.Artık adada ‘’Giritli Rumlar ve Giritli Türkler’’olarak iki toplumdan söz etmek mümkündü.(İ Romyi ke İ Turki)
O tarihlerde iki toplum arasındaki dünürlük ve akrabalık ilişkileri hala hükmünü sürdürmekteydi.Her iki toplum dini sorunlar dışında birbirlerine sahip çıkıp birbirlerini korumaktaydılar.Onlar için Müslüman veya Hıristiyan olmak fark etmiyordu.Giritli Türk veya Rum ne olursa olsun sadece Giritliydi.Mustafa Beşe dayısı Manol Papadaki’ye,Manol da yeğeni Mustafa’ya sahip çıkıp korumaktaydı.Yani henüz ‘’Romyosi Turkos,O Kritikos ine Kritikos’’(Rum veya Türk Giritli Giritlidir) sözü geçerliydi.
Fazıl Ahmet Paşa’nın Girit’in teşkilatlandırılmasıyla uğraştığı yıllarda ilk kuşak Giritli Türkler toplumlarının temelini oturtmuş bulunuyorlardı.
1700’lü yılların başında ikinci Türk kuşağı da yetişmiş,kendi toplumu içindeki yerini almıştı.Artık adadaki Türkler’in sayısı yerli Rumları geçmiş bulunmaktaydı.1700’lü yılların sonunda Türk toplumu bağdaşık bir toplum haline gelmişti.Artık her iki toplumun akrabalık ve dünürlük bağları gerilerde kalmış,kız alıp vermez olmuşlardı.Aralarında bir mesafe oluşmuştu.Fakat her şeye rağmen yine de beraber yaşadıkları köylerde birbirlerini koruyup kollamakta,eşkıyaya karşı köylerini birlikte savunmaktaydılar.
Rus tahriklerinin başladığı tarihe kadar Rumlar Türkler’i işgalci olarak görmediler.Türklerin adayı Venedikliler’den aldıklarının bilincindeydiler.Kiliselerinin Venedikliler tarafından Katolik kiliselerine çevrildiğini,bu kiliselerin çoğunun Osmanlılar tarafındankendilerine iade edildiğini,
lağvedilmiş olan metropolitliklerinin Osmanlılar zamanında ihya edildiğini de biliyorlardı.
Ruslar’ın tahrikleriyle başlatılan Daskaloyanis isyanında (1768-1770) Romyos’luk yani Rumluk ideolojisi uyandırıldı.Ancak bu ilk isyan hüsranla sona erdi ve Daskaloyanis yakalanarak idam edildi.Ama Giritli Rumlar’ın kafasında bulunan bir etnik toplum oldukları fikri uyandırılmış oldu.Böylece daha sonraki yıllarda Rumluğun Helenizm ideolojisine (İ Meğali İdea) dönüşmesinin tohumları atıldı.
Daskaloyanis isyanı başarısız olmakla beraber Rumlar’ınuyuyan milli şuurunu uyandırdı.Daskaloyanis’in kendisi de Giritli Rumlar’ın belleğine kahramanlık prototipi olarak yerleşti.Zamanla halk şairleri sayesinde efsanevi nitelikler de kazanan bu ilk isyan teşebbüsü elli sene sonra 1821’de başlayacak olan gerçek isyanların da simgesi olmuştur.Her şeye rağmen 1821 yılına kadar Girit’te Daskaloyanis isyanından başka çok önemli bir olaya rastlanmaz.
1669 yılından 1821 yılına kadar adada 150 senelik bir sükunet devresi yaşandı diyebiliriz.

Fethinden Mübadeleye kadar Girit Olayları
Ali Ekrem Erkal


Ma ida thelis na su ğo,oste va zis çe nase
Se hrisoprasina dendra,na thetis na kimase.

Sana ne dememi istersin,yaşayıp var olman için
Altın yeşili ağaçların altında,yatıp uyuman için

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 0 misafir