MÜBADELE DÖNEMİ GAZETELERDE ÇIKAN DUYGUSAL MESAJLAR

Cevapla
Kullanıcı avatarı
eyuphuseyin
Site Admin
Mesajlar: 4623
Kayıt: 05 Haz 2019, 22:41
Konum: İstanbul
Teşekkür etti: 1097 kez
Teşekkür edildi: 27 kez
İletişim:

MÜBADELE DÖNEMİ GAZETELERDE ÇIKAN DUYGUSAL MESAJLAR

Mesaj gönderen eyuphuseyin » 25 Tem 2019, 22:33

Yunanistan’dan Mübadele ile Türkiye’ye Gelen Göçmenlere
Yönelik Gazetelerde Yer Alan Duygusal Mesajlar

Prof. Dr. Osman AKANDERE
Neecmettin Erbakan Üniversitesi / Konya



Giriş
Bilindiği gibi “kamuoyu”, günümüzde çok sık kullanılan, fakat tanımı üzerinde farklı görüşler olan
bir kavramdır Genellikle tutulan bir tanıma göre kamuoyu “tartışmalı bir konuda ifade edilen, fkirler,
görüşler, kanaatlerdir.”1 Diğer bir tanıma göre de kamuoyu “anlaşma ile ayniyet derecesine bakmaksızın
muayyen bir mesele hakkında açıklanan ferdi görüşlerin toplamıdır” 2. Kamuoyunu en geniş anlamı ile
“halkı ilgilendiren belli bir mesele hakkında, belirli bir zamandaki genel yargı, ya da ortak kanaat”
olarak tanımlamak mümkündür3
Kamuoyunu oluşturan ve biçimlendiren farklı etmenler olmakla birlikte, basın, kamuoyunu
oluşmasında en önemli etmendir4 Bir ülke içinde kamuoyunun durumuna her gün muntazaman ışık tutan
tek araç basındır ve bu özellikleri taşıdığı için, belirli bir konuda bir ülkedeki kanaatleri araştırırken basına
eğilmek gerçekçi bir yöntem sayılır. Hatta çoğu zaman kamuoyu ve basın eş anlamda görülmektedir.
Basının kamuoyunu oluşturma ve yansıtma gücü, radyo ve televizyon gibi kitle iletişim araçlarının
bulunmadığı dönemlerde çok daha belirgin ve önemli olmuştur5. Bilhassa bu çalışmamıza konu olan
mübadele yıllarında basın yani gazeteler gerek İstanbul gerekse Anadolu’da ki kamuoyunu bilgilendiren,
etkileyen ve yönlendiren tek etmendir. Gerçekten de mübadelenin başlamasıyla birlikte İstanbul ve
Anadolu basını üzerine düşen görevi yapmış, mübadele yoluyla Türkiye’ye gelecek olan göçmen ve
sığınmacılara yardım yapılması konusunda “kamuoyu” oluşmasına çalışmıştır.
I. Mübadele Öncesi Kamuoyu Oluşturmanın Gerekliliği
Türkiye’deki Rumlar ile Yunanistan’daki Türklerin mübadele edilmesi 6 Lozan Barış Konferansı’nda
1 Bu tanım için bkz. Seha Meray, “Halk Efkârı ve Yoklaması”, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi, Cilt
IX, Sayı: 3, s.7.; Diğer bir tanıma göre “Kamuoyu, kamu yaşantısı ile ilgili tartışmalı bir sorun karşısında, bu sorunla ilgilenen
kişiler grubunun veya gruplarının taşıdıkları kanaatlerinin anlatımlarıdır”. Bkz. Duygu Sezer, Kamuoyu ve Dış Politika, Ankara
1972, s. 2
2 Nermin Abadan, Halk Efkârı Mefhumu ve Tesir Sahaları, Ankara 1956, s. 28.
3 Bülent Daver, Siyaset Bilimine Giriş, Ankara 1972, s. 251.
4 Basının kişilerin görüş ve kanaatlerini etkilemede doğrudan olmamakla birlikte dolaylı bir etki yaptığı bilinmektedir
Basının kamuoyunu etkileme, oluşturma rolü, onun görevleri arasında sayılan şu iki esastan doğar: Güncel haberleri nakletmek
gazetenin en önemli görevidir; sonra, olayları yorumlamak ve değerlendirmek görevi gelir. Böylece, “gazeteler insanlara ne
düşüneceklerini göstermede fazla başarılı olmasalar bile, ne hakkında düşüneceklerine yol göstermede üstün derecede başarılı
olmaktadırlar. Bkz. Yahya Akyüz, Türk Kurtuluş Savaşı ve Fransız Kamuoyu 1919-1922, Türk Tarih Kurumu Basımevi, Ankara
1988, s. 10.
5 Akyüz, a.g.e., s. 11.
6 Mondros Mütarekesinden sonra başlayan işgaller, Anadolu içerisinde de dahili göç hareketleri başlatmış bilhassa doğuda
ve güney bölgelerinde Ermeni ve batıda ise Yunan zulmünden dolayı iç kısımlara yoğun göç hareketleri yaşanmıştı Vatan
bütünlüğümüz ile millî istiklâlimiz için girişilen “Millî Mücadele” başarıyla sürdürülüp, zaferle sonuçlandırılmıştı. Millî
Mücadelenin kazanılması üzerine, yüzyıllardır bir arada barış ve huzur içinde yaşayan ancak işgal yıllarında düşmanlarımızla
ve özellikle Yunanlılarla işbirliği yapan Türkiye’deki Rumların önemli bir miktarı da kaçan Yunan ordusunun peşine takılarak
Anadolu’yu terk etmişlerdi. Bu şekilde 1 milyona yakın Rum’un Yunanistan’a göçü Yunanistan’da önemli siyasî ve ekonomik
sorunlar yaratırken aynı zamanda orada yaşayan Türkler üzerinde baskının artmasına neden olmuştur. İşte Yunanistan’da
1214 Geçmi şten Günümüze Göç
ele alınmış7, sonuçta Türkiye ile Yunanistan arasında 30 Ocak 1923’ de “Türk ve Rum Nüfus
Mübadelesine İlişkin Sözleşme ve Protokol” imzalanarak sorun bir bakıma çözümlenmiş ve bir formüle
bağlanmıştı8. Ancak iş bununla bitmiyor, belki de yeni başlıyordu. Çünkü imzalanan bu mukavele ve
protokol çerçevesinde kesin sayısı belli olmamakla beraber 500 bini aşkın Müslüman’ın mübadeleye
tabi olacağı tahmin edilmekteydi9.
Henüz savaştan çıkmış ve daha Lozan’da millî varlığını ve bağımsızlığını kabul ettirmiş olan genç
Türkiye Devleti, böyle büyük bir muhaceret hareketine hazır değildi. Hazır olması da mümkün değildi.
Çünkü ülkenin doğusunda ve batısında harap olmamış yer kalmamıştı. Millî Mücadelede, Yunan
askerleri ve Rum çeteleri tarafından gerek işgal yıllarında, gerekse Büyük Taarruzu takip eden günlerde
bir çok yerleşim alanı yakılmış, yıkılmış ve ülke baştanbaşa harabe haline dönmüştü. Savaşta tahrip
edilmiş bölgelerin yanı sıra yine savaş nedeniyle bakımsız, harap kalmış bir çok bölge vardı10. Manisa
ve Trakya’dakiler hariç savaş sırasında harap olan köyler 414, kısmen harap olanlar ise 463’tü. 57.203
ev tamamen yanmış, 5.701 ev kısmen tahribe uğramıştı11.
Diğer taraftan Millî Mücadele yıllarında işgal altındaki Batı Anadolu’dan Yunanlıların zulüm ve
baskılarından dolayı 80.000 kişi yerlerini ve yurtlarını terk ederek Anadolu içlerine göç etmişti12. Savaş
sonunda, ülke düşman işgalinden kurtarılınca göç eden bu insanlar tekrar kendi bölgelerine, terk ettikleri
yerlere dönüyorlardı13. İşte hem mübadele yoluyla 500 binden fazla Müslüman’ın Anadolu’ya geleceği
ihtimali, hem de savaş sırasında iç bölgelere göç etmiş halkın tekrar terk ettikleri yerlere dönüyor olması
bir çok önemli sorunu beraberinde getirecekti.
Her şeyden önce ortaya çıkacak sorunların çözümünde etkili ve kapsamlı çalışmalar yapacak
ve geniş yetkilerle donatılmış bir örgütlenmeye ihtiyaç vardı. Kamuoyunda ve özellikle kamuoyunu
oluşturan dönemin basınında çıkan haberler ve yazılarda, mübadele işinin uzman kişiler tarafından
yapılması, zaman kaybetmeden önlemler alınması, bu iş için harcanacak paranın bulunması, aksi
takdirde bu mübadele işinin gerek ülkemiz, gerekse muhacirler açısından onarılması güç yaralar açacağı
dile getiriliyordu14.
Türk Hükûmeti, mübadele ile doğrudan alakadar olmak üzere Mübâdele, İmar ve İskân Vekâleti’ni
bulunan yarım milyona yakın Türk’e yapılan bu baskı ve Türkiye’de halen bulunan Rumların da Yunanistan’a gitme arzusu
her iki toplumun değişimi düşüncesini gündeme getirmiştir. Bu değerlendirme için bkz. Cahide Zengin, Türkiye ve Yunanistan
Devletleri Arasında Mübadele Meselesi ve Kamuoyu(1918-1930), İstanbul Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp tarihi
Enstitüsü Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Anabilim Dalı Basılmamış Doktora Tezi, İstanbul 1998, s. XII.
7 Lozan Barış Konferansı’nda, Mübadele konusunun da dahil olduğu azınlıklar meselesi, Lozan Konferansı içtüzüğünün
5. Maddesi gereği kurulan üç komisyondan İtalya başkanlığındaki “Yabancılar ve Azınlıklar Komisyonu’nda” ele alınmış
ve görüşülmüştür. Bu komisyonun başkanlığını İtalya ikinci delegesi Montagna başkanlık ediyordu. Ancak konu önce Lord
Curzon’nun başkanlık ettiği Arazi ve Askerlik Komisyonu’nda ele alınmış ve görüşülmüştü. Zengin, a.g.t., s. 29-30.
8 30 Ocak 1923 günü Büyük Millet Meclisi Hükûmeti ile Yunan Hükûmeti Lozan Antlaşmasına ek olmak üzere VI No.lu
“Yunan ve Türk Halklarının Mübadelesine İlişkin sözleşme ve Protokol” ile aynı zamanda VII No.lu “Sivil Rehinelerin
Geri Verilmesine ve Savaş Tutsaklarının Mübadelesine İlişkin Türk-Yunan Anlaşması’nı” imzalamışlardır. Bu sözleşmelerin
metni için bkz. Düstur, 3. Tertip, 5. Cilt, Ankara 1948, s. 84 vd.; M. Cemil(Bilsel), Lozan, C. II, İstanbul 1933., s. 666-675.;
Lozan Barış Konferansı: Tutanaklar, Belgeler, Cilt No: 8(İkinci Takım Cilt II, Konferansta İmzalanan Senetler:30 Ocak ve 24
Temmuz 1923) Çev. Seha L. Meray, 3. Baskı, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul 2002, s. 82-87.;İsmail Soysal, Türkiye’nin Siyasal
Anlaşmaları(1920-1945), C. I, Türk Tarih Kurumu Yay., Ankara 1989, s. 177-183.
9 Yunan ve Türk Halklarının Mübadelesine İlişkin Sözleşme ve Protokolün 2. Maddesinde; “Birinci maddede öngörülen
mübadele: a) İstanbul’da oturan Rumları(İstanbul’un Rum Ahalisini); b) Batı Trakya’da oturan Müslümanları(Batı Trakya’nın
Müslüman ahalisini)kapsamayacaktır” denilmektedir. Bkz. SehaL. Meray, a.g.e., Cilt No: 8, s. 82.
10 Ülkenin savaş sonrası uğradığı tahribat ve zarar konusunda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 1 Kasım 1923 günkü
oturumunda ayrıntılı bir şekilde bilgi verilmiştir. Daha geniş bilgi için bkz. Türkiye Büyük Millet Meclisi Zabıt Ceridesi,(Bundan
sonraki atıfarda TBMM ZC olarak kısaltılacaktır) Devre II, İctima Senesi I, C. II, Ankara, ty, s. 166-175.
11 Haldun Derin, Türkiye’de Devletçilik, İstanbul 1940, s. 35.
12 Millî Mücadele yıllarında Batı Anadolu’dan Yunanlıların zulüm ve baskılarından dolayı 80.000 kişi yerlerini ve yurtlarını
terk ederek Anadolu içlerine göç etmişlerdi. Cengiz Orhonlu, “Yunan İşgalinin Meydana Getirdiği Göç ve Yunanlıların
Yaptıkları Tehcir’in Sonuçları Hakkında Bazı düşünceler” Belleten, Türk Tarih Kurumu, C. XXXVII, No: 148, Ekim 1973, s.
488. Ayrıca konuyla ilgili ayrıntılı bir inceleme için bkz. Mesut Çapa, “Anadolu’da Yunan İşgalinin sebep Olduğu İç Göçler”,
Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Cilt: X, Sayı: 29, (İstanbul-1996), s. 379-389.
13 Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yaptığı bir konuşmada Sinop Mebusu dr. Rıza Nur, belirli yörelerde yığılmış 70.000
doğu göçmeninin varlığından söz etmiştir. Bu bilgi için bkz. Kemal Arı, Büyük Mübadele, Türkiye’ye Zorunlu Göç(1923-
1925), Tarih Vakfı Yurt yay., İstanbul 1995, s. 9.
14 Mübadele öncesi basında çıkan ve kamuoyu oluşturmaya yönelik haber ve yazılar için bkz. Zengin, a.g.t., s. 57-116.
Geçmi şten Günümüze Göç 1215
kurmuş ve kısa zamanda teşkilatlandırarak faaliyete geçirmişti.15. Öncelikle gelecek olan muhacirlerin
iskân edilecekleri yerler belirlenmişti16. Diğer taraftan Mübadele, İmar ve İskân Vekaleti, Hilâl-i Ahmer
Cemiyeti ile yaptığı mukavele ve protokolle muhacirlerin iskânları, iaşeleri ve nakilleri konularında
yetkili kılmıştı17.
Hilâl-i Ahmer Cemiyeti, Trablusgarp, Balkan, Birinci Dünya Savaşları ile Millî Mücedele’de
gerek cephelerde savaşan askerlerimize ve gerekse cephe gerilerinde fakir ve muhtaç sivil halka yönelik
olarak, fedakârca faaliyetlerde bulunmuş, hizmet etmişti18. Cemiyetin bu savaşlarda yaptığı yardımlar ve
faaliyetleri için gereken para kaynağı, daha ziyade hayırsever vatandaşlar olmuştu. Ancak cemiyetin malî
kaynakları nihayet Millî Mücadele sırasında büyük ölçüde kullanılmıştı. Mübadele öncesi bütçe sıkıntısı
içerisinde olan cemiyet, muhacirlerin ihtiyacı için ancak 500.000 liralık bir ödenek ayırabilmişti19.
Hilâl-i Ahmer Cemiyeti, mübadelede üstüne düşen görevi sürdürebilmesi için malî kaynak bulmak
zorundaydı. Gerçi, Mübadele, İmar ve İskân Vekâleti cemiyete malî destekte bulunacaktı, ancak bu
yapılacak hizmetleri karşılamaktan oldukça uzaktı 20. Bu nedenle Hilâl-i Ahmer Cemiyeti Genel Merkezi,
bilhassa Birinci Dünya Savaşı ve Millî Mücadele yıllarında büyük maddî yardımlarını gördüğü Türk
halkına ve gerekirse İslâm alemine yönelerek, yardım talebinde bulunulması ve bunun içinde kamuoyu
oluşturulmasını kararlaştırmıştı
Hilâl-i Ahmer Cemiyeti genel Merkezi ve şubeleri bir taraftan üstlenmiş olduğu bu zor ve ağır
ancak o nispette kutsal görevini sürdürebilmek için yoğun faaliyetlere girerken, diğer taraftan da
çıkarmış olduğu Hilâl-i Ahmer Mecmuası’nda bilhassa muhacirlerin iskan edilecekleri mahallerde
yayınlanmış gazetelerde çıkan haber ve yazıları yayınlayarak daha geniş bir kesimin muhacirlerin karşı
karşıya olduğu zorlukları öğrenmesine çalışmıştı. Bu nedenle Yunanistan’dan Türkiye’ye muhaceretin
yoğunlaştığı 1923 yılının son ayları ile 1924 yılının ilk dört ayında Hilâl-i Ahmer Mecmuası’nda
yukarıda bahsettiğimiz haber ve yazılar verilmeye çalışılmıştır. Biz bu çalışmamızda, Hilâl-i Ahmer
Mecmuası’nın değişik sayılarında yayınlanan bu haber ve yazıları esas aldık ve değerlendirmeye çalıştık.
II. Muhacirlere Yardım Yapılması İçin Basında Çıkan Haber Ve Yazılarda Kullanılan
Mesajlar
Yunanistan’daki Müslüman ahali ile Türkiye’deki Rumların mübadelesi konusunda ve özellikle
Türkiye’ye gelecek muhacirler ile ilgili dönemin basınında pek çok haber ve yazı yer almıştır. Bu haber
ve yazılar, muhacirlerin Türkiye’ye gelmeye başlamalarıyla birlikte daha da fazlalaşmıştı. Basında
muhacirlerle ilgili çıkan bu yazılar kamuoyunda büyük bir heyecan yaratmış, basın bu heyecanın
15 Zonguldak Mebusu Tunalı Hilmi Beyin Meclise daha önce sunmuş olduğu “İmar Vekâleti Kurulması” hakkındaki teklif ile
Saruhan Mebusu Reşat Bey ve 132 arkadaşının mübadele işlerinin, yürütmek üzere bir vekâlet kurulması hakkındaki tekliferi
13 ekim 1923 günü Meclis’te birlikte ele alınmış ve yapılan görüşmelerden sonra kabul edilmişti. Bu görüşmeler için bkz.
TBMM ZC, Devre II, İçtima Senesi I, Cilt: 3, Ankara(ty). s. 654-656.
16 Mübâdele, İmar ve İskân Vekaleti, muhacirlerin iskânı için ülkeyi 10 yerleşim bölgesine ayırmıştı. Bu yerleşim bölgelerinin
kapsadığı iller şöyle belirlenmişti. 1. Bölge: Sinop, Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Gümüşhane, Amasya, Tokat, Çorum;
2. Bölge: Edirne, Tekfurdağı, Gelibolu, Kırkkilise, Çanakkale; 3. Bölge: Balıkesir; 4. Bölge: İzmir, Manisa, Aydın, Menteşe,
Afyon; 5. Bölge: Bursa; 6. Bölge: İstanbul, Çatalca, Zonguldak; 7. Bölge İzmit, Bolu, Bilecik, Eskişehir, Kütahya; 8. Bölge:
Antalya, Isparta, Burdur; 9. Bölge: Konya, Niğde, Kayseri, Aksaray, Kırşehir; 10. Bölge: Adana, Mersin, Silifke, Kozan,
Cebel-i Bereket, Antep Maraş. Türkiye Hilâl-i Ahmer Mecmuası(Bundan sonraki atıfarsa THAM olarak kısaltılacaktır), No:28;
15 Kanûn-u evvel 1923, s. 103.
17 Mübâdele, İmar ve İskân Vekili Necati Bey, Mübâdelenin başladığı günlerde, 24 kasım 1923 tarihinde, Hilâl-i Ahmer
Genel Merkezine bir telgraf göndererek Cemiyetin yardımını istedi .Bu hususta İstanbul’daki Hilâl-i Ahmer Genel Merkezini
ziyaret ederek yetkilerle görüşmüştü. Nihayet 6 Mart 1924’de Ankara’da Hilâl-i Ahmer Genel Merkezi yetkilileriyle Mübadele,
İmar ve İskân Vekâleti arasında bir itilâfnâme yapıldı. Yapılan itilâfnâme ile ilgili geniş bilgi için bkz. Mesut Çapa, “Lozan’da
Öngörülen Türk Ahalî Mübâdelesinin uygulanmasında Türkiye Kızılay(Hilâl-i Ahmer) Cemiyeti’nin Katkıları”, Atatürk Yolu,
Sayı: 2, (Ankara 1988) s. 243-246( 241-256); Mesut Çapa, “Mübadele’de Kızılay(Hilâl-i Ahmer) Cemiyeti’nin Rolü”, Erciyes
Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı: 10, Yıl:2001, s. 30-33(s. 29-49); Arı, a.g.e., s. 43-49.
18 Hilâl-i Ahmer Cemiyeti’nin Trablusgarp, Balkan ve Birinci Dünya Savaşları ile Millî Mücadele’deki faaliyetleri ve yardım
çalışmaları için bkz. Seçil Karal Akgün, Murat Uluğtekin, Hilal-i Ahmer’den Kızılay’a, Ankara 2000, s. 47-133 ve 187-308.
19 Arı, a.g.e., s. 43.
20 Hilâl-i Ahmer Cemiyeti Genel Merkezi ile Mübadele, İmar ve İskân Vekâleti ile yapılan itilâfnâmeye göre, Vekâlet ilk
etapta cemiyete 40.000 lira gönderecekti. Konuyla ilgili daha geniş bilgi için bkz. Çapa, “Lozan’da Öngörülen Türk Ahali
Mübadelesinin Uygulanmasında ...,” s. 244-245; Çapa, “Mübadele’de Kızılay(Hilâl-i Ahmer) Cemiyeti’nin Rolü”, s. 3.
1216 Geçmi şten Günümüze Göç
yansıtılmasında aracı olmuştur. Özellikle gazetelerde çıkan haber ve yazılarda yoğun bir duygusallık göze
çarpmaktaydı. Muhacirlerle ilgili haber ve yazılarda kullanılan duygusal mesajlarla halk, muhacirlere
yardım yapmaya çağırılıyordu. Biz bu haber ve yazılardan daha çok “muhacirlere yardım” yapılması
için Türk halkına yönelik olarak yazılanlar üzerinde duracağız.
Bu haber ve yazıları ele alıp incelerken de Türk halkına hangi mesajlar verilmeye çalışıldığını
ve muhacirlerin Türk halkına hangi yönleriyle tanıtılmaya çalışıldıklarını, gazete ve mecmualarda
muhacirlere Türk halkının yardımını sağlamak için yayınlanan haber ve yazılarda hangi mesajların ön
plana çıkarıldığını belirtmeye çalışacağız.
A) Muhacirlerin Yunanistan’da Zulüm Altında Bulunduklarına İlişkin Mesajlar
Yunanistan’dan Türkiye’ye gelecek Türk ahalinin durumları ve bunlara yardım yapılmasına
yönelik olarak, basında daha mübadele uygulamasının başlamasından önce kamuoyu oluşturmaya
yönelik haber ve yazılar yazılmaya başlanmıştı. Bu yazılar daha ziyade Yunanistan Hükümeti’nin Türk
muhacirlerine karşı takındıkları olumsuz tutumlar ve uyguladıkları baskılara yönelik olmuştu. Türk
halkının Yunanlılar tarafından zulme maruz kalması Türk kamuoyunda hem tepki oluşturmuş, hem de
muhacirlere sahiplenme duygusunu artırmıştı.
Bu nedenle mübadele öncesi ve mübadele süresince gazetelerde, mecmularda ve yayınlanan bazı
beyânnâmelerde öncelikli olarak ele alınan mesaj, Yunanistan’ın mübadele ile ülkemize gelecek olan
Türk halkına uyguladığı, baskı, yıldırma ve zulüm politikalarını ve uygulamalarını aksettiren mesaj
olmuştur. Bu konuda vereceğimiz ilk örneğimiz, Hilâl-i Ahmer Cemiyeti’nce bütün İslâm alemine
yönelik olarak hazırlanan ve “Mustafa Kemal Paşa Hazretlerinin Alem-i İslâma Hitabesi” başlığıyla
yayınlanan beyannâme olacaktır21. Beyânnâmenin ilgili kısmında Mustafa Kemal Paşa şöyle demektedir:
“Türk Milleti zafere kavuştu; fakat el-yevm muazzam bir iş karşısındadır.
Yunan idaresi altındaki dindaşlarımızın mübadelesi ve Türk toprağında iskânları. Bu kardeşlerimiz
bugün Yunan zulmü altında inliyor, bütün gün muhtelif mahallerden gelen feryatnâmeler her
Müslüman’ın kalbini rikkate getirecek, her Müslüman’ı ağlatacak derecede acıklıdır. Bunların bir an
evvel kurtarılmaları artık her şeyden evvel bir vecibe-i diniye işidir”
Ele alacağımız diğer bir haber de Balıkesir’de yayınlanan Zafer-i Millî gazetesinin 23 Kasım 1923
tarihli nüshasından olacaktır. “Dindaşlarımızı Unutmayalım Vatandaşlar” başlığıyla yayınlanan bu
yazıda Yunanlıların Türk halkına yaptıkları zulüm konusunda şunlar söylenmektedir22:
“Türk elinin mukaddes harîmine, Türkün mukaddesatına tecavüz eden zalim düşmanlara karşı
hürriyet ve istiklâl mücadelesine girişen milletimize ve bu mücadelede bize maddeten ve manen dest-gîr
olan bilumum Müslümanlara şimdi-de yeni ve kutsi bir vazife teveccüh ediyor: vatanımızın harîminde
kahkâri bir hezimetle boğulan Yunanlılar bütün gayz ve intikâmlarını Yunanistan dahilindeki kalan
mazlûm din kardeşlerimize tevcih ettiler.
Bu mağdur din kardeşlerimizin mallarını, canlarını, ırzlarını gasp etmekten vahşi bir zevk alan
Yunanlıların irtikâp ettikleri mezalim ve fecayi her türlü tasavvurun fevkindedir...
Muhterem din kardeşler !
Gaddar bir düşmanın zulmünden yalnız hayatını yalnız namusunu kurtarmak suretiyle perişan bir
halde milletimizin âlî-cenâbına iltica eden bu mazlum kardeşlerimize yardım ediniz...
Samsun’da yayınlanan Ahali gazetesinin 25 Kasım 1923 tarihli nüshasında “Koş Kardeşinin
İmdadına Koş” başlık yazıda da:
21 Hilâl-i Ahmer Cemiyeti, Türkiye’ye gelecek muhacirlerin nakli, iskânı ve iaşesi sırasında büyük harcamalarda bulunması
gerekiyordu. Ancak cemiyetin bunları karşılayacak bütçesi yok gibiydi. Bu nedenle İslâm alemine bir beyânnâme yayınlamaya
karar vermişti. Hazırlanan beyânnâmenin İslâm âlemine gönderilmesine Hilâl-i Ahmer Cemiyeti’nin Ekim ayında İzmir’de
yapılan “Mübadele Kongresi’nde” karar verilmişti. Beyânnâmenin tam metni için bkz. Ayın Tarihi, C. 1, Sayı 1, Eylül 1923;
THAM, No: 30, 15 Şubat 1340(1924), s. 169-170.
22 THAM, No: 28, 15 Kanûn-ı evvel 1339(1923), s. 117-118.
Geçmi şten Günümüze Göç 1217
“Sen de ey vatandaş! Düşmanların zulüm ve vahşetleri ile yakılıp kavrulan muhacir kardeşlerimize
felâket günlerini unutturmak için sefâlet gecelerini nurlandırmak için keseni aç. Birkaç ay evvel
yurduna ayak basan düşman tepelendi, yıkıldı, gitti. Fakat düşman elinde esir kalan dindaşlarımızı
yıkıyor, yakıyor, oğlunu kurban veren, kızının namusu gözleri önünde hetk edilen, evleri barkları yakılan
muhacir kardeşlerimize zulüm yapıyor”. denilmekteydi23.
Edirne’de yayınlanan Paşaeli gazetesinin 2 Aralık 1923 tarihli nüshasında “Yunanistan’dan gelecek
Kardeşlerimize Yardım Edelim” başlığıyla yazılan yazıda da Yunan zulmü ile ilgili şu anlatımlar vardır24:
“Vatanımızın harîminde kahkâri bir hezimetle boğulan Yunanlılar bütün gayz ve intikâmlarını
Yunanistan dahilindeki kalan mazlûm din kardeşlerimize tevcih ettiler.
Bu mağdur din kardeşlerimizin mallarını, canlarını, ırzlarını gasp etmekten vahşi bir zevk alan
Yunanlıların irtikâp ettikleri mezalim ve fecayi her türlü tasavvurun fevkindedir...
Ey Müslümanlar! Düşmanın zulmünden sizlerin rahim ve şefkâtine sığınan din kardeşlerinize
yardım ediniz. Bu kutsi davete icabet edeceğinize emin olan mazlum kardeşlerinizin ihtiyaç ve ıstırapla
çırpınan kalpleri müteselli olacaktır.
Ordu’da yayınlanan Beyân-ı Hakikat gazetesi’nin 15 Aralık 1923 tarihli nüshasında “Hilâl-i
Ahmer” başlıklı yazıda da; “Yunanlıların mezalim-i hünerizaneleri eseri olarak aç ve bi ilaç yüz binlerce
halkın imdadına yetişerek tehvin-i alam için bir milyon lira sarf edildiğini ve senelerden beri sefalet ve
fecayinin envaiyle çırpınıp bu kez Anavatana iltihak etmek üzere bulunan Rumeli muhacirine de beş yüz
bin lira tahsis olunduğunu söylemişlerdir” denilmektedir25.
Amasya’da yayınlanan Amasya gazetesinin 5 Aralık 1923 tarihli nüshasında “Yardım Ediniz”
başlıklı yazıda da muhacirlerin Yunan zulmü altında bulundukları şu ifadelerle dile getirilmiştir26:
“Kışın şedidine, düşmanın mezalimine göğüs gererek, çoluk çocuklarıyla memleketimize iltica
etmiş olan, yüzlerce, binlerce din ve kan kardeşimiz bizden muavenet, şefkât ve teselli bekliyor.
Senelerden beri zalim ve rezil bir milletin taht-ı idaresinde esir kalan bu mazlum ve bahtsız
kardeşlerimizi şehrimizin her tarafında görüyorsunuz. Çehrelerinde aks eden açlık, korku ve zulmün
verdiği ıstırapları, his eden ve hakikî bir Türk kalbi taşıyan her insanı ağlatacak bir mahiyettedir.”
Samsun’da yayınlanan Haber gazetesinin 3 Ocak 1924 tarihli nüshasında “Derinden Sesler”
başlığıyla çıkan yazıda27 Samsunlulara şöyle sesleniliyordu:
Samsunlular!...
Sizler, iki büyük harp devresinde düşman süngülerinin cefasını az çok görüp duydunuz. Emin
olunuz ki memleketimize atılan muhacir kardeşlerin feryat ve fganı Averof’un çatlak mermilerinin
uğultusundan daha müthiş, tesirlerinden daha muhrip!... O mermiler, nihayet birkaç pulat sinede birkaç
küçük rihteler açtı. Bu fganlar koca bir cemaatin kaleler kadar metin kalplerini deliyor...
O mermilerin sadası nihayet ufak belde de üç parça bulut dalgalandırdı. Bu binlerin niyazı ise
sema-ı vicdanımıza bir ok şeklinde yükseliyor.
Zulmün. Vahşetin tahrip edeceği başları maazallah sefalet alçaltmasın Yunanlıların çiğneyemediği
vicdanları açlık kemirmesin!
O başlar ki; üzerlerinden geçen binlerce Obüs tanesine birer nazar-ı istihfaf fırlatarak yükselmiş,
o vicdanlar ki mezellet çamurları arasında elmas parçaları gibi asırlarca parlamıştı... Bugün ise
kararmağa yüz tutan bu solgun çehrelere rehakar elleriniz meş’al-keş olsun!...
Giresun’da yayınlanan Yeni Yol gazetesinin 6 Aralık 1923 tarihli nüshasında yayınlanan
“Muhacirlere Yardım En Büyük Din Borcudur” başlıklı yazıda Yunan zulmü ile ilgili anlatımlarda şöyle
23 Samsun’da çıkan Ahali Gazetesi’nde M. Kamil imzasıyla yayınlanan “Koş Kardeşlerinin İmdadına” başlıklı bu yazı için
bkz. THAM, No: 28, 15 Kanûn-ı evvel 1339(1923), s. 118-119.
24 THAM, No: 28, 15 Kanûn-ı evvel 1339, s. 119-120.
25 THAM, No: 32 15 Nisan 1340(1924), s. 278-279.
26 THAM, No: 29, 15 Kanûn-ı sânî 1340(1924), s. 149-150.
27 THAM, No: 29, 15 Kanûn-ı sânî 1340(1924), s. 150.
1218 Geçmi şten Günümüze Göç
denilmekteydi: 28
“Bizden göreceği müzaherete istinaden Lozan Sulhunün bahşettiği mübadele ahkamına riayet eden
Türk kardeşlerimiz yurtlarını terk ediyorlar ve yeni bir cân-bahş havasını teneffüse koşuyorlar. Geçen
nüshamızdaki makalemizde bahsettiğimiz mazlum kardeşlerimiz bir çok mezalim altında inleye inleye,
didikleye didikleye bir nefs-ü epsanında belki ölerek ve belki de ölümden kurtularak hakikî hayata,
istiklâl hayatına atılmak istiyorlar.
Zalimin bu zavallılara süre gelüp çullandığı siyah ve matemli hayat 328 Balkan Harbinden beri
devam ediyor ve o zamandan beri rahat bir nefes alamayarak cehennem azapları içinde boğula boğula
namus kaygusu, millet arzusu çeken dindaşlarımız kaygılarından kurtulmak arzularına nail olmak
üzere asil ve necip kardeşlerine kavuşmak için atılıyorlar bu atılış ve kurtuluş günü onlar için en büyük
bayram günüdür. Lakin gelirken o büyük bayrama kavuşabilmek için adımlarını atarken rast geldiği
dikenler değil, budaklar, keskin kılıçlar onlara ne matemi günler yaşattı”
Balıkesir’de yayınlanan Zafer-i Millî gazetesinin 13 Aralık 1923 tarihli nüshasında ise “Muhacir
Kardeşlerimiz İçin” başlığıyla yayınlanan yazıda bu konuda şu ifadelere rastlıyoruz29:
“Balıkesir evlatlarına
Yunanlıların zulüm ve şenaatinden kaçarak, müstakil İslâm Türkiye’sine iltica eden din ve kan
kardeşlerimiz hakkında hükûmet lazım gelen vezaif-i insaniyeyi imkân dairesinde ifaya çalışıyor. Bu
maksatla yeni bir vekâlet kurulmuş, iskân ve iaşe işlerine başlamıştır. Öteden beri insanların felaketli
zamanlarda fariza-i teavünü derhal ifaya koşan Hilâl-i Ahmer cemiyet-i hayriyesi de olanca teşkilâtını,
olanca istidadını bu zulümdide kardeşlerimizin tehvin-i ıstıraplarına hasretmiştir.
Yunan zulmünden kaçarak memleketimize iltica eden zavallıların Türkiye’ye nasıl bir vaziyetle
ayak basabildiklerini izaha hacet yoktur. Hicretin, Yunan zulmünün manay-ı feceat alûdini kısmen
biz de anladık. Yunanlılar dindaşlarımızı satırlarla doğrarken, yollarda, iskelelerde son meteliğine
varıncaya kadar her şeyi gasp ederken kardeşlerimin Türkiye’ye bittabi elbise, eşya, hayvanat vesaire
namına tek bir şeyi getirebilmelerine imkân yoktu. Dindaşlarımız melun bir zulüm ateşi içinden hasta
ve nâlân , sefl ve perişan bir halde yalnız canlarını kurtarmaya çalışmışlar , Türkiye’ye bir iğne bile
getirememişlerdir”.
Çanakkale’de yayınlanan Çanakkale gazetesinin 13 Aralık 1923 tarihli nüshasında “Muhacirlere
yardım Edelim” başlığıyla çıkan yazıda muhacirlerin Yunan zulmü altında bulunduklarına ilişkin
ifadeler söyle anlatılıyordu30:
“ Ülkemiz her taraftan düşman muhâcemâtına maruz kaldığı günlerde azim ve imanımızla
çıkardığımız büyük ordu vatanımızı hain düşman ayaklarından kurtardı. Bu suretle, Anadolu ve
Trakya’da yapılan mezalim nihayetlenirken esir vatan parçalarında dindaşlarımız şedit bir işkenceye
tabi tutuluyorlardı. Ve son zaferimizle sersemlemiş alçaklar hiddetlerini zavallı, silahsız kardeşlerimize
tahammülfersa mezalim icra etmekle teskin ettiler. Gençler öldürüldü. Irza geçildi; hanmanlar
söndürüldü. Daha nice akıl ve hayale sığmayacak şenaatler irtikâp edildi. Aç ve susuz; evsiz kalan
Garbi Trakya’da Girit’te bulunan din kardeşlerimiz bitkin bir vaziyette bizden istimdada başladılar.
Feryatlar her Türk’ün kalbini sızlattı. Her gün yüzlercesi hâke serilirken her gün binlercesi zulüm ve
işkence kurbanı olurken Türkün asil necip kanı damarında nasıl duruyordu....
Bizi kurtarınız!? Diye feryat eden bu Müslümanlar son bir ümid-i necat taşıyordu. Hicret etmek
yada ölüm
Matem bulutları afâkı kaplamış, hiçbir taraftan ümit-i halas yok iken bu iki kelime onlara büyük
bir cesaret bahşediyordu. “ölüm” ne tatlı bir hülya. Lakin murdar ellerde caniyane katledilmeği arzukeş
bir Türk kalbi yoktur. Türkün şanına yakışır bir ölüm. Mertçe ölmek vardır. İşte dindaşlarımız buna
meftun-u meclûbtu. Caniyane ve vahşiyane ölümden kurtulmak için Türk ve Müslüman kardeşlerinin
28 THAM, No: 29, 15 Kanûn-ı sânî 1340(1924), s. 150.-151
29 Balıkesir’de yayınlanan Zafer-i Millî gazetesinde “Muhacir Kardeşlerimiz İçin ” yayınlanan ve “Kalender” mahlasıyla
yazılmış olan bu yazı için bkz. THAM, No: 29, 15 Kanûn-ı sânî 1340(1924), s. 151-153.
30 Çanakkale’de çıkan Çanakkale Gazetesi’nde “Muhacirlere Yardım Edelim” başlığıyla yayınlanan ve Riyazi Kazım
tarafından yazılan bu yazı için bkz. THAM, No: 29, 15 Kanûn-ı sânî 1340(1924), s. 154-155.
Geçmi şten Günümüze Göç 1219
aguş-u şefkat ve hamiyetine almak lazımdı”
Ma ida thelis na su ğo,oste va zis çe nase
Se hrisoprasina dendra,na thetis na kimase.

Sana ne dememi istersin,yaşayıp var olman için
Altın yeşili ağaçların altında,yatıp uyuman için

Kullanıcı avatarı
eyuphuseyin
Site Admin
Mesajlar: 4623
Kayıt: 05 Haz 2019, 22:41
Konum: İstanbul
Teşekkür etti: 1097 kez
Teşekkür edildi: 27 kez
İletişim:

Re: MÜBADELE DÖNEMİ GAZETELERDE ÇIKAN DUYGUSAL MESAJLAR

Mesaj gönderen eyuphuseyin » 25 Tem 2019, 22:37

B) Gelen Muhacirlerin Din ve Kan Kardeşlerimiz Olduğuna İlişkin mesajlar
Mübadele yoluyla gelecek olanların din ve kan kardeşlerimiz olduğuna ilişkin mesajı da basında
çıkan bir çok haberde görebiliyoruz. Bu mesaj ile ilgili ilk bilgiyi yine Mustafa Kemal Paşanın İslâm
alemine yönelik olarak yayınladığı “Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerinin Alem-i İslâm’a Hitabesi”
başlıklı beyânnâmesinde görmekteyiz. Bu beyânnâmede bu hususta şunlar yer alıyordu: 31
“Türk Milleti Allah’ın inayetine güvenerek hayatını kurtarmağa, yaşamak hakkına malik olduğunu
dünyaya göstermeğe azim ettiği gün; biliyorsunuz ki; bütün vesaitten mahrum yalnız iman ve aşk-ı
istiklâl kuvvetine malik idi.
Türkler, bu sayede istihsal ettikleri zaferle mücadelelerini tetviç ederken alem-i İslâm’ın pek ulvî
bir alaka ile mütehassis olduklarını şükranla görmüş ve bunu daima minnetle yad etmekte bulunmuştur.
İşte; bu alakaya istinaden şimdi de bütün din kardeşlerimizden yine kendi kardeşleri için şefkat ve
merhamet rica ve tavassutta bulunuyorum.
...İşte dindaşlar; bu yerleri imar etmeğe, duçar oldukları mahrumiyet ve sefaletten bir dakika evvel
halas edilmeleri lazım gelen Yunan idaresindeki Müslümanları buralarda iskana, altı yüz bin kişiye
ekmek vermeğe, mevâ bulmağa çalışan Türkler; kardeşlerinin sefaletten telef olmamaları için alem-i
İslâm’ın mürüvvetine müracaat ediyor.
...Bugün ezici bir harman içinde bulunan ve yarın iskan ve iaşe edilmek için bin müşkülatla
pençeleşecek olan Rumeli Müslümanlarının yegane istinatgahları imanları ve yegane ümitleri din
kardeşlerinin ulviyeti ve necibiyetiydi.
Mahfl mecmuasındaki “Muhacirlere Yardım” başlıklı yazısında Tahir’ül Mevlevi bu konuda
şunları söylemektedir32:
“Yunanistan’daki ahali-i Müslimenin , terk-i diyara icbar edildikleri onların da Türkiye memalikine
ilticaya başladıkları malumdur. Gazetelerin yazdığına göre bu vatan cüdâ Müslümanların yalnız
İstanbul’dan geçecek olanları 500 binden fazla imiş.
Bu biçarelerin mehma-ı imkân tehvîn-i ıztırabı için halkın da hükûmete müzaheret etmesi, her
Müslüman’ın elini göğsüne koyup muhacirin-i İslâm’ın perişan halini düşünmesi, sonra da rikkat ve
merhametle titremesi lazım gelen o eli cüzdanına götürmesi muktezidir.
Bila tereddüt diyebilirim ki bu günkü Müslüman muhacirlerine muavenet etmek, ensâr-ı azam
zümre-i kiramına iltihak etmek olur....
Amasya gazetesinde yayınlanan Hilâl-i Ahmer başlıklı yazıda ise “Zaafa, evliya-yı ümmetin
hıfz-u himayeye mecbur olduğu son zamanlarda ise memleketimize hicret eden ne kadar kan ve din
kardeşlerimiz vardır ki senelerden beri maruz bulundukları müşkülat ve ıztırabat içinde nihayet
topraklarımıza iltica suretiyle canlarını, şeref ve namuslarını kurtarabilmişlerdir.” denilerek gelen
muhacirlerin din ve kan kardeşlerimiz olduğu vurgulanmıştır.33
Balıkesir’de yayınlanan Zafer-i Millî gazetesinin 22 Kasım 1923 tarihli nüshasında “Dindaşlarımızı
Unutmayalım” başlığıyla yazılan yazıda ise şu ifadeleri görmekteyiz34:
“Yunanlılar bütün gayz ve intikamlarını Yunanistan dahilindeki kalan mazlum din kardeşlerimize
tevcih ettiler.
Bu mağdur din kardeşlerimizin mallarını, canlarını, ırzlarını gasp etmekten vahşi bir zevk alan
Yunanlıların irtikap ettikleri mezalim ve fecai her türlü tasavvurun fevkindedir. Bizden istimdat eden
31 THAM, No: 30, 15 Şubat 1340(1924), s. 169-170.
32 THAM, No: 28, 15 Kanûn-ı evvel 1339(1923), s. 114-116.
33 Amasya Gazetesi’nin 21 Teşrîn-i sânî 1339(1923) tarihli nüshasında yayınlanan “Hilâl-i Ahmer” başlıklı bu yazı için bkz.
THAM, No: 27, 15 Kanûn-ı evvel 1339(1923),s. 116-117.
34 THAM, No: 28, 15 Kanûn-ı evvel 1339(1923), s. 117-118
1220 Geçmi şten Günümüze Göç
zavallı kardeşlerimizi kurtarmağa çalışan hükûmete müzaheret ve muavenet etmek bilumum Türk
Müslümanlara müterettip bir vazife-i diniyedir.
Perişan, mağdur ve mazlum bir halde vatanımızın ağuş-u şefkat ve himayatına atılan ve din
kardeşlerimize elden geldiği kadar yardım etmeğe bütün Müslümanları ve bütün milletimizi davet
ediyoruz.
Bütün Müslümanlara rahim ve şefkat emreden Cenab-ı Allah’ın rızasını ve yekdiğerine karşı
refet ve muavenet etmesini imtina ve tavsiye buyuran hazret-i peygamberin şefkatini istiçlab için, ey
Müslümanlar! Düşmanın zulmünden sizlerin rahim ve şefkatine sığınan din kardeşlerimize yardım
ediniz.! Bu kutsi davete icabet edeceğinize emin olan mazlum kardeşlerinizin ihtiyaç ve ıstırapla çırpınan
kalpleri müteselli olacaktır.
Samsun’da yayınlanan Ahali gazetesinin 25 Kasım 1923 tarihli nüshasında yayınlanan “Koş
Kardeşinin İmdadına” başlıklı yazıda35 ise:
“Ey vatandaş!. Saadethanelerinden, imalathanelerinden, çiftliklerinden, tarlalarından,
babalarının, evlad-ı ıyâlinin mezarlarından uzaklaşan ve bu gün yeisden, kederden başka bir şeye vares
olmayan fakat yalnız Anavatana kavuşmakla müteselli olan muhacir kardeşlerimiz bin üç yüz kırk iki
sene evvel Mekke’den Medine’ye hicret eden hazreti peygamberimizin ümmetindeniz, o da senin din
kardeşin, kan kardeşin, can yoldaşındır”denilmektedir.
Yine Edirne’de yayınlanan Paşaeli gazetesinde “Yunanistan’dan Gelecek Kardeşlerimize Yardım
Edelim” başlıklı yazıda kan ve din kardeşi mesajı canlı bir şekilde işlenmiştir36. Nitekim yazıda:
“Vatanımızın hariminde kahkarî bir hezimetle boğulan Yunanlılar bütün gayz ve intikamlarını
Yunanistan dahilinde kalan mazlum din kardeşlerimize tevcih ettiler.(...) Perişan, mağdur ve mazlum
bir halde vatanımızın aguş-u şefkat ve himayatına atılan kan ve din kardeşlerimize elden geldiği kadar
yardım etmeğe bütün Müslümanları ve bütün milletimizi davet ediyoruz. denilerek bu durum belirtilmeye
çalışılmıştır.
İzmir’de yayınlanan Hilâl-i Ahmer Mecmuası’nın 1 Aralık 1923 tarihli nüshasında İzmir Hilâl-i
Ahmer Merkezi’nin “Bütün Millete Beyannâme” başlığıyla yayınladığı ve muhacirlere yardım
yapılmasını dile getiren bu yazıda şunlar söylenmekteydi37:
“Muhterem Vatandaşlar:
Türkün asil ve necip kanında misafrperverliğin pek yüksek hârikaları mevcuttur. Bu millî anane
bütün dünyaca malumdur. Bugün Rumeli’den, Girit’ten yüz binlerce dindaşımız, kan kardeşimiz sefl
ve perişan bir surette Anadolu’ya, bu ana kucağına hicret ile iltica için kafle kafle harekete müheyyâ
bulunuyor”.
Selanik’te yayınlanan Yeni Asır gazetesinin 11 Aralık 1923 tarihli nüshasında da, Türkiye’ye gelmek
için Selânik Limanı’nda toplanmış olan çok zor şartlar altında bulunan muhacirlerin durumlarıyla ilgili
anlatımlar bulunmaktadır38. Nitekim bu anlatımlarda:
“Bilhassa gümrük dahilinde ve etrafında sürünen biçare dindaşlarımızın ne elim bir manzara teşkil
ettikleri malumdur. Binlerce Türk, orada yarı aç, yarı çıplak; istirahattan külliyen mahrum bir halde
bulunuyor. Toprağın rutubetinden kendilerini muhafaza edemeyen kuru bir hasır üzerinde, havaların
bütün muzır tahvilatına maruz yüzlerce bi yuva ailelerimiz var. Asıl fena cihet de, bunların miktar-ı
kaf tağdi edemeyerek kuvvetlerini kaybetmeleri, şimdi ise tamamen denecek derecede hariçten iaşeye
muhtaç kalmalarıdır.
Islahhanede, muhacirin karargahında, gümrükte her gün az çok iaşe edilen dindaşlarımız yüzlerce
ailelerdir. Bu ailelere, yalnız açlıktan ölmeyecek kadar ekmek tevzii için, bugünkü hayat pahalılığında
vasi sermayelere ihtiyaç vardır” denilmekteydi.
35 THAM, No: 28, 15 Kanûn-ı evvel 1339(1923), s. 118-119.
36 THAM, No: 28, 15 Kanûn-ı evvel 1339(1923), s. 119-120.
37 THAM, No: 28, 15 Kanûn-ı evvel 1339(1923), s. 120.
38 THAM, No. 32, 15 Nisan 1340(1924), s. 270-271.
Geçmi şten Günümüze Göç 1221
Amasya gazetesinin 5 Aralık 1923 tarihli nüshasında çıkan “Yardım Ediniz.” başlıklı bir yazıda
da yine gelen muhacirlerin din ve kan kardeşlerimiz oldukları ifade edilerek “Kışın şedidine, düşmanın
mezalimine göğüs gererek, çoluk çocuklarıyla memleketimize iltica etmiş olan, yüzlerce, binlerce din
ve kan kardeşlerimiz bizden muavenet, şefkat ve teselli bekliyor Bütün bu yoksul ve muhtac-ı muavenet
insanlar, yabancı bir neslin ve milletin evladı değildir. Hepsi senelerce bizimle birlikte şehamet ve
fedakarlıkta bulunmuş, hepsi kaybettiğimiz Rumeli’nin saf ve masum Türkleridir. Onlar sefl ve perişan
sürünürken evlerinde müsterih olarak yiyip içecek, yatıp kalkacak tek bir insan tasavvur edemiyoruz.”
deniliyordu39.
Çorum’da yayınlanan Çorum gazetesinin 20 Şubat 1923 tarihli nüshasında “Gelen Kardeşlerimiz”
başlığıyla çıkan yazıda ise “İki gün evvel şehrimize bir miktar muhacir geldi. Bu gelen zavallılar,
düşman yumruğunun düşman fecaat ve şenaatinin birer kurbanı olarak geliyorlar. Aramıza kavuşan bu
zavallı bedbaht insanlar bizim dil, din ve kan kardeşlerimizdir. Onların harap olmuş gönüllerini tamir,
gözyaşlarını durdurmak bize mürettip bir hak ve vazifedir. Dünyada en feci felaket muhacerettir. İşte bu
zavallı kardeşler bu felakete maruz kalmıştır.”40 denilerek muhacirlerin dil, din ve kan kardeşlerimiz
olduğu vurgulanmıştır.
C) Muhacirlere Yardım Etmenin Dini, Millî ve İnsanî Bir vazife Olduğu Mesajı
Mübadele yoluyla Türkiye’ye gelecek olan muhacirlere yardım yapılması için dönemin basınında ve
özellikle çalışmamızda ele aldığımız yerel basında çıkan haber ve yazılarda en fazla işlenen mesajlardan
birisi de “muhacirlere yardım etmenin dinî, millî ve insâni” bir vazife olduğudur.
Bu mesaja yönelik olarak vereceğimiz ilk örnek “Muhacirlere Yardım” başlıklı yazı olacaktır41.
Yazıda bu konuda şöyle denilmektedir:
“Vâkıâ o büyük adamların gösterdikleri ve lefaz-i alicenabı ibraz etmemize fedakârlık kabiliyetindeki
küçüklüğümüz manidir. Fakat karınca kararınca misline itbağ eyler isek, bari hiç olmazsa birer don
gömlek yahut birer çift çorap gibi kışlık eşya ile kudret-i maliyemizin müsaadesi nispetinde iane-i
nakdiye ile ihvân-ı dinimizin imdadına yetişebiliriz. Bunu yapacak olursak hem dindaşlarımıza karşı
uhuvvet ve insaniyet vazifesini ika eylemiş oluruz”.
Balıkesir’de yayınlanan Zafer-i Millî gazetesindeki “Dindaşlarımızı Unutmayalım” başlıklı yazıda
ise42 “Bu mağdur din kardeşlerimizin mallarını, canlarını, ırzlarını gasp etmekten vahşi bir zevk alan
Yunanlıların irtikap ettikleri mezalim ve fecai her türlü tasavvurun fevkindedir. Bizden istimdat eden
zavallı kardeşlerimizi kurtarmağa çalışan hükûmete müzaheret ve muavenet etmek bilumum Türk
Müslümanlara müterettip bir vazife-i diniyedir.” denilmekteydi.
Hilâl-i Ahmer Cemiyeti’nin “Bütün Millete Beyanname” başlığıyla yayınladığı yazıda da
muhacirlere yardımın, millî,dinî ve insâni bir vazife olduğuna ilişkin satırlara rastlıyoruz43. Yazının bu
cümlelerin yer aldığı kısımda şunlar söylenmektedir:
“Türkün asil ve necip kanında misafrperverliğin pek yüksek hârikaları mevcuttur. Bu millî anane
bütün dünyaca malumdur. Bugün Rumeli’den, Girit’ten yüz binlerce dindaşımız, kan kardeşimiz sefl
ve perişan bir surette Anadolu’ya, bu ana kucağına hicret ile iltica için kafle kafle harekete müheyyâ
bulunuyor. Şu yakın günlerde bu zulümdide kardeşlerimiz bizim ağuş-u şefkat ve muhabbetimize
atılacaklardır., her türlü sai ve sanaatlarıyla ıssız harabelerimizi ihyaya bu güzel vatanımızı
şenlendirmeğe, nurlandırmağa gelen bu bedbaht kardeşlere her suretle muavenete dinen ve insaniyeten
mecburuz.
Yeni Asır Gazetesi’nde çıkan yazıda da aynı mesajın işlendiğini görmekteyiz. Nitekim; “Liman
etrafında yerlerde serili milletdaşlarımız arasında açlar, zayıfar, hastalar az değildir. Bitap ihtiyarlar
gibi, masum çocuklar, genç valideler, hatta daha dün dinç olan vücutlar bile bu gün bakılmağa,
39 THAM, No: 29, 15 Kanûn-ı sânî 1340(1924), s. 149.
40 THAM, No: 31, 15 Mart 1340(1924), s. 237-238.
41 Bu yazı için bkz THAM. No: 28, 15 Kanûn-ı evvel , s. 114-116.
42 THAM. No: 28, 15 Kanûn-ı evvel 1339(1923), s. 117-118
43 THAM, No: 28, 15 Kanûn-ı evvel 1339(1923), s. 120
1222 Geçmi şten Günümüze Göç
beslenmeğe muhtaçtır. Bunlara karşı hepimize, millî ve insanî bir muavenet vazifesi terettüp eder ve bu
vazifede terâhî caiz değildir.” denilerek muhacirlere yardım etmenin bir millî ve insânî vazife olduğu
dile getirilmiştir44.
Haber gazetesinde Samsunlulara hitaben yayınlanan “Derinden Sesler” başlıklı yazıda da benzer
anlatımları görmekteyiz45. Gazetede çıkan yazıda; “Üç gündür akan yağmur katreleriyle gözyaşlarını
mezc eden zavallı felaketzedeler, iltica ettikleri müşfk yüreklerin büyük yardımlarına muhtaç her biri bir
menkıbe-i feceat taşıyan bu perişan insanlara biz de insanlık hissi, Müslümanlık şefkatiyle muavenete
mecburuz” cümleleriyle belirtilen bu husus Samsunluları gelen muhacirlere yardımcı olmaları için
oldukça duygulandıracak ifadelerdi.
“Muhacirlere Yardım En Büyük Din Borcudur” başlıklı yazıda46 yer alan duygusal ifadelerle de
Giresunluların gelen muhacirlere yardım etmeleri öğütlenirken, yine bu yardımın dinî, millî ve insâni bir
vazife olduğu hatırlatılmaktadır. Yazının konuyla ilgili cümlelerinde şunlar dile getirilmektedir;
“Zalimin bu zavallılara süre gelip çullandığı siyah ve matemli hayat 328 Balkan Harbinden beri
devam ediyor ve o zamandan beri rahat bir nefes alamayarak cehennem azapları içinde boğula boğula
namus kaygusu, millet arzusu çeken dindaşlarımız kaygılarından kurtulmak arzularına nail olmak
üzere asil ve necip kardeşlerine kavuşmak için atılıyorlar bu atılış ve kurtuluş günü onlar için en büyük
bayram günüdür. Lakin gelirken o büyük bayrama kavuşabilmek için adımlarını atarken rast geldiği
dikenler değil, budaklar, keskin kılıçlar onlara ne matemi günler yaşattı.
Bunların matemine iştirak etmek bayramlarını tesit etmek bizim için en ziy-i şeref din borcudur.
Bu iştirak ve bu tesit ise elimizden gelen fedakarlığı himmeti yapmak, mahzun kalpleri sevindirmek
olacaktır.”
Çanakkalelileri muhacirlere yardım etmeye çağıran Çanakkale gazetesi “Muhacirlere Yardım
Edelim” başlıklı yazısında halka şöyle sesleniyordu47:
“Dindaşlarımıza yardım bir vazifey-i vataniye ve fariza-i diniyedir. Memleketimizin zirai, sınai
boşluklarını dolduracak muhacir kardeşlerimize azami muavenette bulunalım. Düşman elinden kurtulan
bu kardeşlerimiz Türk vatanında gözümüzün önünde bakımsızlıktan terk-i hayat ederlerse bizlere ayıptır.
Bütün Çanakkale ahalisi bu emr-i hayra can-ü gönülden iştirak etmeği bir vecibe ad eylemektedir.
Hepimiz gücümüz yettiği kadar muavenet etmekle bu insani borçtan ancak kurtulabiliriz.
D) Muhacirlerin, Mazlum, Aç, Bitkin, ve Zor Şartlar Altında Bulundukları Mesajı
Mübadele günlerinde yayınlanan ve muhacirlere yardım çağrıları yapan bütün gazetelerde, üzerinde
en çok durulan ve işlenen mesajlardan birisi de, gelen muhacirlerin mazlum, aç, bitkin ve zor şartlar
altında bulunduklarıdır. Bu mesajın kullanıldığı yazılardan ilk örneğimizi Balıkesir’de yayınlanan
Zafer-i Millî gazetesinden vereceğiz.“Dindaşlarımızı Unutmayalım Vatandaşlar” başlıklı yazıda bu
konuda şunlar söyleniyordu48:
“Perişan, mağdur ve mazlum bir halde vatanımızın aguş-u şefkat ve himayatına atılan ve din
kardeşlerimize elden geldiği kadar yardım etmeğe bütün Müslümanları ve bütün milletimizi davet
ediyoruz. Hükûmet-i milliyemiz bu hususta mümkün olan her fedakarlığı ihtiyar edecektir. Fakat ihtiyaç
o kadar vasi ve mazlumların yarası o kadar derindir ki bir an evvel bu ihtiyacı tatmin etmek ve bu yaraya
derman olmak için refet ve hamiyetle meftur olan milletimizin her ferdinin ve Allah’ını, peygamberini
hoşnut etmek isteyen her Müslüman’ın mağdur dindaşlarımıza muavenete şitap edeceği muhakkaktır
Samsun’da yayınlanan Ahali gazetesinde ise bu mesaj şu ifadelerle dile getirilmek istenmiştir49:
44 Bkz. THAM, No:32, 15 Nisan 1340(1924), s. 270-271.
45 THAM, No: 29, 15 Kanûn-ı sânî 1340(1924), s. 150.
46 THAM, No: 29, 15 Kanûn-ı sânî 1340(1924), s. 150-151.
47 THAM, No: 29, 15 Kanûn-ı sânî 1340(1924), s. 154-155.
48 THAM, No:28, 15 Kanûn-ı evvel 1339(1923), s. 117-118.
49 THAM, No:28, 15 Kanûn-ı evvel 1339(1923), s. 118-119.
Geçmi şten Günümüze Göç 1223
“Yunanın son taarruzu karşısında ta can evinden, İzmir’inden vurulmak istenilen sen değil mi
idin? Fakat Allah’ın inayeti, peygamberin ruhaniyeti evliyay-ı umurumuzun dirayet ve himmeti asker-i
İslâm’ın savleti ve senin gayretin düşman-ı bed-nâmızı kahr ve tedmir etti de kurtulduk. Oh.... şimdi
biz her bir vatanda mesuduz. Tehlikeli yollardan atladık, elem ve mübâreze günlerini geçirdik, zafere
erdik. Kurtulduk. Yalnız öbür tarafta düşman elinde kalan yerlerimizden hicret eden ekmeksiz, eşiksiz,
elbisesiz, meskensiz Müslüman kardeşlerimiz var.
Ey vatandaş! Bu kardeşlerimizin me’yus kalplerine ümit, hasta canlarına şifa dağıtacak sensin. Bu
bedbaht kardeşlerimizin muavenetine koşan sen olacaksın”
Paşaeli gazetesi de Edirneli yardımseverlere, muhacirlerin içinde bulundukları olumsuz şartları
şöyle anlatıyordu: 50
“Muhterem Din kardeşlerimiz!
Gaddar bir düşmanın zulmünden yalnız hayatını ve yalnız namusunu kurtarmak suretiyle perişan
bir halde milletimizin alicenabına iltica eden bu mazlum kardeşlerimize yardım ediniz. Hilâl-i Ahmer
Heyetlerine vereceğiniz hatta birer kuruşun veya göndereceğiniz birer çift çorabın birer gömleğin
heyet-i umumiyesi birer gömleğin heyet-i mecmuası binlerce mağdur kardeşimizin aç karnını doyuracak
ve çıplak vücutlarını örtecektir.”
İzmir Hilâl-i Ahmer Cemiyeti’nin yayın organı olan “Hilâl-i Ahmer Mecmuası da “Bütün Millete
Beyannâme” başlığıyla yayınladığı yazıda muhacirlerin içinde bulundukları olumsuzlukları açıklıyor ve
şunları söylüyordu51:
“Muhterem Vatandaşlar:
Türkün asil ve necip kanında misafrperverliğin pek yüksek hârikaları mevcuttur. Bu millî anane bütün
dünyaca malumdur. Bugün Rumeli’den, Girit’ten yüz binlerce dindaşımız, kan kardeşimiz sefl ve perişan
bir surette Anadolu’ya, bu ana kucağına hicret ile iltica için kafle kafle harekete müheyyâ bulunuyor.
Şu yakın günlerde bu zulmdide kardeşlerimiz bizim ağuş-u şefkat ve muhabbetimize atılacaklardır., her
türlü sai ve sanaatlarıyla ıssız harabelerimizi ihyaya bu güzel vatanımızı şenlendirmeğe, nurlandırmağa
gelen bu bedbaht kardeşlere her suretle muavenete dinen ve insaniyeten mecburuz.
Yeni Asır gazetesi ise, on binlerce Müslüman Türk’ün Türkiye’ye gelmek için toplandığı Selanik
Limanı’ndaki durumdan bilgiler vermekte, bunların nasıl olumsuz şartlarda yaşadıklarını çarpıcı
kelimelerle anlatmaktadır. Gazetenin muhacirlerin karşı karşıya kaldığı olumsuz şartlar hakkındaki
tespit ve gözlemleri şu kelimelerle belirtilmekteydi 52:
Nihayeti gelmeyen bir sefalet seylâbesi halinde, akın akın şehrimizden geçen ve vapurlara irkâb
edilinceye kadar birkaç gün, burada mahrumiyetler içinde yaşayan muhacir kardeşlerimizin halini
mükerreren arz ettik. Zaten tasvire hacet yok; bu acıklı levhalar her dakika hepimizin gözlerimiz
önündedir.
Bilhassa gümrük dâhilinde ve etrafında sürünen biçare dindaşlarımızın ne elim bir manzara teşkil
ettikleri malumdur. Binlerce Türk, orada yarı aç, yarı çıplak; istirahattan külliyen mahrum bir halde
bulunuyor. Toprağın rutubetinden kendilerini muhafaza edemeyen kuru bir hasır üzerinde, havaların
bütün muzır tahvilatına maruz yüzlerce bi yuva ailelerimiz var. Asıl fena cihet de, bunların miktar-ı
kaf tağdi edemeyerek kuvvetlerini kaybetmeleri, şimdi ise tamamen denecek derecede hariçten iaşeye
muhtaç kalmalarıdır.
Bu vaziyet dahilinde, Türkiye’ye son habbesine kadar mahrum kaldıkları servet-i maddiyelerini
değilse bile, her halde memleketimiz için çok müft sıhhatlerini getirmeleri arzu edilen mübadele
nüfusunun, maalesef bu kıymeti biçilemeyen sıhhat ve kudret sermayeleri de haleldar olmuştur.
Amasya’da yayınlanan Amasya gazetesinde de benzer ifadelerle muhacirlerin durumları tasvir
edilmeye çalışılmıştır: Nitekim gazete muhacirler için şunları yazmaktadır: 53
50 THAM, No:28, 15 Kanûn-ı evvel 1339(1923), s. 120.
51 THAM, No:28, 15 Kanûn-ı evvel 1339(1923), s. 120
52 THAM, No: 32, 15 Nisan 1340(1924), s. 270-271.
53 THAM, No: 29, 15 Kanûn-ı sâni 1340(1924), s. 149-150.
“Senelerden beri zalim ve rezil bir milletin taht-ı idaresinde esir kalan bu mazlum ve bahtsız
kardeşlerimizi şehrimizin her tarafında görüyorsunuz. Çehrelerinde aks eden açlık, korku ve zulmün
verdiği ıstırapları, his eden ve hakiki bir Türk kalbi taşıyan her insanı ağlatacak bir mahiyettedir.
Bütün bu yoksul ve muhtac-ı muavenet insanlar, yabancı bir neslin ve milletin evladı değildir.
Hepsi senelerce bizimle birlikte şehamet ve fedakarlıkta bulunmuş, hepsi kaybettiğimiz Rumeli’nin saf
ve masum Türkleridir. Onlar sefl ve perişan sürünürken evlerinde müsterih olarak yiyip içecek, yatıp
kalkacak tek bir insan tasavvur edemiyoruz.
Muavenetlerinizin az yada çok olmasından sıkılmayınız. En ufak bir yardım bir fakirin gönlünü
alacak, evini barkını kaybetmiş bir aileyi bahtiyar ederek sefaletten kurtaracaktır.
Çanakkale halkına seslenen Çanakkale gazetesi de şunları yazmaktaydı54:
Aç ve susuz; evsiz kalan Garbi Trakya’da Girit’te bulunan din kardeşlerimiz bitkin bir vaziyette
bizden istimdada başladılar. Feryatlar her Türk’ün kalbini sızlattı. Her gün yüzlercesi hâke serilirken her
gün binlercesi zulüm ve işkence kurbanı olurken Türkün asil necip kanı damarında nasıl duruyordu....
Bunların ne yiyecek ekmeği ne yatacak yeri vardır.
Düşman kurşununa, düşman süngüsüne hedef olup bugün mecruhen kollarımız arasına atılan
kardeşlerimiz bizden muavenet bekliyor.
Onlara giyecek lazım, onlara yiyecek lazım, onlara ilaç lazım.”
E) Gelen Muhacirlerin Arasında Dul, Yetim ve Öksüzlerinde Bulunduğu Mesajı
Türk halkının gelen muhacirlere yardım yapması konusunda dönemin gazetelerinde en çok üzerinde
durulan hususlardan birisi de, gelen muhacirler içinde dul, yetim ve öksüzlerin de yer aldığı ve bunlara
acilen sahip çıkılması ve yardım yapılması temennileridir. Bu mesaja yönelik ilk örneğimizi İzmir Hilâl-i
Ahmer Cemiyeti’nin “Bütün Millete Beyannâme” başlığıyla yayınladığı yazıda görmekteyiz. Yazının
bu mesajla ilgili cümleleri şöyledir55:
“Evliya-yı ümmetin hıfz-u himayeye mecbur olduğu son zamanlarda ise memleketimize hicret eden
ne kadar kan ve din kardeşlerimiz vardır ki senelerden beri maruz bulundukları müşkülat ve ıztırabat
içinde nihayet topraklarımıza iltica suretiyle canlarını, şeref ve namuslarını kurtarabilmişlerdir.
Bunlardan başka yaşayanlarımızın refah ve istiklâli için kendi hayatlarını feda eden şühedanın
milletimize emanet bıraktıkları binlerce eytam ve erâmilde mevcuttur.
Bunların hepsi muavenetimize müftekir muntazırlardır.”
Samsun’da yayınlanan Ahali gazetesinin ise bu konuda “Sen de ey vatandaş! Düşmanların zulüm
ve vahşetleri ile yakılıp kavrulan muhacir kardeşlerimize felâket günlerini unutturmak sefalet gecelerini
nurlandırmak için keseni aç...Birkaç ay evvel yurduna ayak basan düşman tepelendi, yıkıldı, gitti, fakat
düşman elinde esir kalan dindaşlarımızı yıkıyor, yakıyor, oğlunu kurban veren, kızının namusu gözleri
önünde hetk edilen, evleri barkları yakılan muhacir kardeşlerimize zulüm yapıyor. Gözlerimizin önünde
bugün memleketlerinde bıraktıkları harabelerle, yerlerini yurtlarını terk ederek anavatana iltica eden
sefl ve hasta ihtiyarla, elem ve matemli dul kadınlar, yetim çocuklar var” diyerek gelen muhacirlerin
arasında sefalete düşmüş ve hasta yaşlıların, acılı ve matemli dulların ve yetim çocukların olduğu
belirtilmiştir56.
Çanakkale gazetesinin muhacirlerle ilgili haber ve yazılarında da şehit çocukları, öksüzler ve
yetimlerle ilgili mesajlara rastlıyoruz. Bu yazılardan birisinde şunlar söylenmektedir57:
“Bugün emellerine nail olan esir kardeşlerimiz “mübadele” suretiyle memleketimize can atıyorlar.
Çanakkale’ye de Girit muhacirlerinden bir kafle gelmek üzeredir. Bunların ne yiyecek ekmeği ne
54 THAM, No:29, 15 Kanûn-ı sâni 1340(1924), s. 154-155.
55 THAM, No:28, 15 Kanûn-ı evvel 1339(1923), s. 120
56 THAM, No:28, 15 Kanûn-ı evvel 1339(1923), s. 118-119.
57 THAM, No:29, 15 Kanûn-ı sâni 1340(1924), s. 154-155.
Geçmi şten Günümüze Göç 1225
yatacak yeri vardır. Babası balta ile hunharca şehit edilen kim bilir kaç öksüz göreceğiz. Yavrusunun
açlıktan mütevellit bitabane eninini durdurmak için memesinden bir damla sütü bulunmayan validelere
acımayacak mıyız? Düşman kurşununa, düşman süngüsüne hedef olup bugün mecruhen kollarımız
arasına atılan kardeşlerimiz bizden muavenet bekliyor.”
Haber Gazetesinde yayınlanan “Derinden Sesler” başlıklı yazıda ise Samsunlulara hitap edilerek
“Samsunlular! Bu hafta içinde müthiş fırtınalar arsına hicret diyarından büyük bir kafle daha karıştı!
Zulmün ve vahşetin senelerden beri hedef yaptığı bu kederli göğüslerin ekserisini cılız bir yavrunun kirli
bir kundağı setr ediyor!..” deniliyordu58.
Benzer bir anlatımı da Amasya gazetesi, Amasyalılara hitaben yazıyordu. Yazının ilgili kısmında
yer alan “Kışın şedidine, düşmanın mezalimine göğüs gererek, çoluk çocuklarıyla memleketimize iltica
etmiş olan, yüzlerce, binlerce din ve kan kardeşlerimiz bizden muavenet, şefkat ve teselli bekliyor.”
denilerek onlardan gelen muhacirlere yardımcı olmalarını istiyordu59.
F) Muhacirlere Yapılacak Yardımlarla Allah’ın Rızasının ve Peygamberin Şefkatinin
Kazanılacağı Mesajı
Muhacirlere yardım için gazetelerde çıkan haber ve yazılarda “dinî mesajların” oldukça geniş
bir yer tuttuğunu yukarıdan beri verdiğimiz örneklerden anlamaktayız. Bu yazılarda dikkati çeken bir
diğer dinî mesaj de vardı. Bu, mübadele ile Türkiye’ye gelen din ve kan kardeşimiz olan muhacirlere
yapılacak aynî ve nakdî yardımlarla “Allah’ın rızasının ve peygamberin şefkatinin kazanılacağına”
ilişkin mesajdı. Bu mesaj ile ilgili de birkaç anlatıma yer vermek istiyoruz:
Bu mesajın yer aldığı en çarpıcı yazılardan birisi Balıkesir’de yayınlanan Zafer-i Millî gazetesinin
“Dindaşlarımızı Unutmayalım Vatandaşlar” başlıklı yazısıdır. Bu yazıda konuyla ilgili şu etkileyici
ifadelere yer verilmiştir60:
“Bütün Müslümanlara rahim ve şefkat emreden Cenâb-ı Allah’ın rızasını ve yekdiğerine karşı
refet ve muavenet etmesini imtina ve tavsiye buyuran hazret-i peygamberin şefkatini isticlab için, ey
Müslümanlar! Düşmanın zulmünden sizlerin rahim ve şefkatine sığınan din kardeşlerimize yardım
ediniz.”
Ahali Gazetesi de Samsun ahalisine hitaben yayınladığı “Koş Kardeşinin İmdadına” başlıklı
yazısında, muhacirlere yardım etmekle “peygamberimizin ruhunun şad olacağını” şu çarpıcı cümlelerle
bildiriyordu: 61
“Gözlerimizin önünde bugün memleketlerinde bıraktıkları harabelerle, yerlerini yurtlarını terk
ederek anavatana iltica sefl ve hasta ihtiyarlar. Elem ve matemli dul kadınlar, yetim çocuklar var...
Her gün bu muhacir din kardeşlerimizden bir kafle gelecektir. Bunlara keseni aç...
Bunların imdadına koş. koş, geleceklere muavenet ettiğin için ruh-u peygamberi şad olsun koş
arkadaş koş”
Edirne halkını, gelen muhacirlere yardım etmeye davet eden Paşaeli Gazetesi’nde ise bu mesaj
şöyle işlenmekteydi 62:
“Fakat ihtiyaç o kadar vasi ve mazlumların yarası o kadar derindir ki bir an evvel ve ihtiyacı
tatmin etmek ve bu yaraya deva saz olmak için refet ve hamiyetle meftur olan milletimizin her ferdinin
ve Allah’ını, peygamberini hoşnut etmek isteyen her Müslüman’ın bu mağdur dindaşlarımıza muavenete
şitap edeceği muhakkaktır.”
İzmir Hilâl-i Ahmer Cemiyeti’nin “Bütün Millete Beyânnâme” adıyla yayınladığı yazıda ise bu
58 No:29, 15 Kanûn-ı sâni 1340(1924), s. 150.
59 THAM, No:29, 15 Kanûn-ı sâni 1340(1924), s.149- 150.
60 THAM, No: 28, 15 Kanûn-ı evvel 1339(1923), s. 117-118.
61 THAM, No: 28, 15 Kanûn-ı evvel 1339(1923), s. 118-119.
62 THAM, No: 28, 15 Kanûn-ı evvel 1339(1923), s. 119-120.
1226 Geçmi şten Günümüze Göç
mesaj de işlenmiş ve şöyle denilmiştir63:
“Memlekette bütün varını yoğunu, mukaddesatını ve mükabir ecdadını zalim bir düşmanın yed-i
kahrına terk ederek bize sığınmağa gelen bu elemdide kardeşlere ifasına mecbur olduğumuz bu mukaddes
vazifeyi ifadan çekinecek bir vatanperver zan etmiyoruz. İşte bu emniye ile teşekkül eden ve memlekette
mevcut bilumum cemiyeti temsil eden komisyonumuz necip milletimizin hissiyat-ı rahim ve şefkatine
güvenerek bütün halkı işar-ı rahim ve şefkat-i fedakariye davet ve bu muavenet-i insaniyetkarinin de
ind-i Allah makbul olacağını arz eyler”
Giresun’da yayınlanan Yeni Yol gazetesinin “Muhacirlere yardım En Büyük Din Borcudur” başlıklı
yazısında ise yine bu mesaja ilişkin oldukça etkiletici ifadelere yer verilmiştir64:
“Bunların matemine iştirak etmek bayramlarını tesit etmek bizim için en ziy-i şeref din borcudur.
Bu iştirak ve bu tesit ise elimizden gelen fedakarlığı himmeti yapmak, mahzun kalpleri sevindirmek
olacaktır ki: O zaman hem cenab-ı Allah’ın evamir-i celilesini tutmuş hem de peygamber zişanın sünen-i
nebeviyesine itbağ etmiş oluruz...
Esaretten kurtulan ve nurlu bir sabaha erişen öksüz yavrucakları, sarışın kızları sevindirmek için
verilecek olan bir miktar para emin olalım ki bize cennet kapısını açacak, onları maddî saadete bizi
manevî saadete ulaştıracaktır.”
G) Gelen Muhacirlerin Ülkemizin Nüfusunu Artıracakları, Sahip Oldukları Tarım ve Sanayi
Bilgileriyle Gelişmemize Hizmet Edecekleri Mesajı
Hilâl-i Ahmer Cemiyeti’nin İzmir Merkezince “Bütün Millete Beyanname” başlığıyla yayınlanan
yazıda, muhacirlerin ülkemizin gelişmesine hizmet edecekleri şu sözlerle anlatılmaya çalışılmıştır65:
“Şu yakın günlerde bu zulümdide kardeşlerimiz bizim ağuş-u şefkat ve muhabbetimize atılacaklardır.,
her türlü sai ve zanaatlarıyla ıssız harabelerimizi ihyaya bu güzel vatanımızı şenlendirmeğe,
nurlandırmağa gelen bu bedbaht kardeşlere her suretle muavenete dinen ve insaniyeten mecburuz.”
Zafer-i Millî gazetesi de Balıkesir halkına hitaben yayınladığı” Muhacir Kardeşlerimiz İçin başlıklı
yazısında aynı mesaja yer vererek şunları yazmıştır66:
“Vilayetimiz dahiline gelen ve gelecek olan kardeşlerimiz buralara yerleşecekler, Türkün nüfusuna
yeni nüfus ilave edilecektir. Bizimle(hemşehri) olarak ila maşallah memleketimizde yaşayacaklar,
memleketimizin imarına, ihyasına, derdine, saadetine el birlik iştirak edeceklerdir.
Yarın yan yana gelip de kendilerine uzun bir ömrü mesut geçireceğimiz bu yeni hemşehrilerimiz
karşısında hicap duymamak için de onlara şimdiden muavenete koşmamız lazımdır”.
“Onlarda terk ettikleri diyarın birer sakini, birer aşiyan sahibi idi. Yumruk, bıçak ve katl ve zulüm
altında her gün biraz daha hayatını kayıp eden, her gün biraz daha soyulan bu zavallı insanlar, son
çare-i hidayet olmak üzere bizim kucağımıza atıldılar. Biz kucağımızda göstereceğimiz yerle onların
üşümüş damarlarına vereceğimiz hararetle bu zavallı insanları kurtaracak Türk nüfusunun adedini
artırmış olacağız.”
Çorum’da yayınlanan Çorum gazetesi ise “gelen Kardeşlerimiz” başlıklı yazısında, daha ziyade
muhacirlerin Türkiye’nin nüfusunu artırmada oynayacağı role değinmiş ve şunları yazmıştır67:
“Tevali eden uzun harp seneleri bize pek çok nüfus kaybettirdi. Bugün elimizde bulunan topraklar;
insana muhtaçtır(...) Hal-i hazırda kadın erkek çoluk çocuk dahil olduğu halde mecmuu on iki milyon
küsur nüfusa havi olan Türkiye, istikbali için çizdiği ıttıla ve tekamül yer ve gramını elinde mevcut
araziye nispetle bu kadar bir nüfusla temin etmesi pek müşküldür. Her halde kesretli bir nüfusa muhtaç
olan Türkiye, Arasına karışan dini, ırkı, seciyesi, adatı beraber olan bu insanlardan pek çok istifade
63 THAM, No: 28, 15 Kanûn-ı evvel 1339(1923), s. 120.
64 THAM, No: 29, 15 Kanûn-ı sânî 1340(1923), s. 150-151.
65 THAM, No: 28, 15 Kanûn-ı evvel 1339(1923), s. 120.
66 THAM, No: 29, 15 Kanûn-ı sânî 1340(1923), s. 151-154
67 THAM, No: 31, 15 Mart 1340(1924), s. 237-238.
Ma ida thelis na su ğo,oste va zis çe nase
Se hrisoprasina dendra,na thetis na kimase.

Sana ne dememi istersin,yaşayıp var olman için
Altın yeşili ağaçların altında,yatıp uyuman için

Kullanıcı avatarı
eyuphuseyin
Site Admin
Mesajlar: 4623
Kayıt: 05 Haz 2019, 22:41
Konum: İstanbul
Teşekkür etti: 1097 kez
Teşekkür edildi: 27 kez
İletişim:

Re: MÜBADELE DÖNEMİ GAZETELERDE ÇIKAN DUYGUSAL MESAJLAR

Mesaj gönderen eyuphuseyin » 25 Tem 2019, 22:39

çarelerini temin edecektir. Pek çok insana muhtaç olan topraklarımıza muhacir namı altında düşman
şenaatinden kaçan kardeşlerin serpilmesi, ellerinin toprağı karıştırması, alın terlerinin yine bu toprak
üzerine dökülmesi bize pek feyizli bir ati temin edecektir(...) Binaenaleyh bizlere terettüp eden vazife
bize yabancı olmayan bu kardeşleri bağrımıza basmak, onların gözyaşlarını silmek, sefaletlerini seri bir
zamanda bertaraf ederek nüfus mesaisinin artmasına, canlanmasına gayret etmektir”
H) Türkiye Hükûmeti’nin ve Türk Milleti’nin İmkânlarının Sınırlı Olduğuna İlişkin Mesaj
Bu mesaja ilişkin ilk örneğimizi Mustafa Kemal Paşanın bütün İslâm alemine hitaben yayınladığı
ve Hilâl-i Ahmer Cemiyeti’nce, muhacirler için yapılacak yardımlara destek olunmasını istediği
beyânnâmeden vermek istiyoruz. Bu beyânnâmenin ilgili kısmında Mustafa Kemal Paşa şunları
söylemektedir68:
“Bizler gibi birer yuva sahibi olan ve yekunu altı yüz bini geçen bu kardeşleri Türk toprağına
kavuşturmak, ıstıraplarına, sefaletlerine hitam vermek pek büyük bir iştir; kardeşler, Türk Milleti ne
kadar vesaite malik olursa olsun bu vesait yine kaf değildir; Harp esnasında Yunanlıların ayak bastıkları
Anadolu mamureleri bugün birer virane olmuştur., Yunan hars cinayetine kurban giden kardeşlerin
toprakları da harabeye dönmüştür
İşte dindaşlar; bu yerleri imar etmeğe, duçar oldukları mahrumiyet ve sefaletten bir dakika evvel
halas edilmeleri lazım gelen Yunan idaresindeki Müslümanları buralarda iskana, altı yüz bin kişiye
ekmek vermeğe, mevâ bulmağa çalışan Türkler; kardeşlerinin sefaletten telef olmamaları için alem-i
İslâm’ın mürüvvetine müracaat ediyor.
Mahfl Mecmuası’nda “Muhacirlere Yardım” başlığıyla yazdığı yazıda Tahir’ül Mevlevi, Türk
Hükûmeti’nin muhacirler için elinden geldiğince yardım yapacağını, bunun için hazırlıklara başlamış
olduğunu belirtmekle birlikte, muhacir sayısının 500. binleri aşacağını ve bu kadar büyük sayıdaki
muhacirlere yardım etmenin kolay olmayacağını ve bu nedenle de halkın hükûmete yardım etmesini
istediği yazısında şunları belirtmektedir69:
“Yunanistan’daki ahali-i Müslimenin , terk-i diyara icbar edildikleri onların da Türkiye memalikine
ilticaya başladıkları malumdur. Gazetelerin yazdığına göre bu vatan cüdâ Müslümanların yalnız
İstanbul’dan geçecek olanları 500 binden fazla imiş. Vâkıâ hükûmetimiz-dinî, siyasî, idarî vazifesi
olmak üzere- muhacirinin nakline, iskânına, terfîhine gayretten hali kalmıyor, hatta bu husus için bir
de Vekâlet ihdas etti. Lakin, evinden, barkından hemen de seferalûd olarak yola çıkarılmış yüz binlerce
zavallının temin-i ihtiyacatı hak el-insaf kolayca yapılıverilecek bir iş değildir. Bu biçarelerin mehma-ı
imkân tehvîn-i ıztırabı için halkın da hükûmete müzaheret etmesi, her Müslüman’ın elini göğsüne koyup
muhacirin-i İslâm’ın perişan halini düşünmesi, sonra da rikkat ve merhametle titremesi lazım gelen o
eli cüzdanına götürmesi muktezidir.
Balıkesir halkını gelecek muhacirlere yardım etmeye çağıran Zafer-i Millî gazetesi aynı zamanda
halktan hükûmete de yardımcı olmalarını istemekteydi. Gazete bu yardım çağrısını şu ifadelerle halka
duyuruyordu: 70
“Bizden istimdat eden zavallı kardeşlerimizi kurtarmağa çalışan hükûmete müzaheret ve muavenet
etmek bilumum Türk Müslümanlara müterettib bir vazife-i diniyedir.
Perişan, mağdur ve mazlum bir halde vatanımızın ağuş-u şefkat ve himayatına atılan ve din
kardeşlerimize elden geldiği kadar yardım etmeğe bütün Müslümanları ve bütün milletimizi davet
ediyoruz. Hükûmet-i milliyemiz bu hususta mümkün olan her fedakarlığı ihtiyar edecektir
Fakat ihtiyaç o kadar vasi ve mazlumların yarası o kadar derindir ki bir an evvel bu ihtiyacı
tatmin etmek ve bu yaraya derman olmak için refet ve hamiyetle meftûr olan milletimizin (...)mağdur
dindaşlarımıza muavenete şitap edeceği muhakkaktır
68 THAM, No: 30, 15 Şubat 1340(1924), s. 169-170.
69 THAM, No: 28, 15 Kanûn-ı evvel 1339(1923), s. 114.
70 THAM, No: 28, 15 Kanûn-ı evvel 1339(1923), s. 117-118
1228 Geçmi şten Günümüze Göç
İzmir Hilâl-i Ahmer Cemiyeti de İzmir halkını hükûmete yardımcı olmaya çağırıyor ve “Hükûmet-i
Cumhuriyemiz uhdesine düşen hidmet ve fedakarlığı ifa edeceği tabii ise de bütün milletin de bu
zavallı kardeşlerimize yardım için hükûmete zahir olmaları, malen ve bedenen muavenette bulunmaları
muktezi-i vatanperveridir” diyerek halktan mali ve bedenen hükümete destek olmalarını istiyordu71.
Balıkesir Evlatlarına başlığıyla yayınladığı yazıda Zafer-i Millî Gazetesi gerek hükûmetin ve
gerekse muhacirlere yardımcı olmak hususunda hükûmetle bir protokol ve sözleşme imzalayarak resmen
vazifelendirilmiş olan hilâl-i Ahmer Cemiyeti’nin imkânlarının yeterli olmayacağını ve bu yüzden de
halkın yardımcı olmasını istediğini görüyoruz. Yazıda bu hususa şu cümlelerle işaret edilmiştir72:
“Ancak, Türkiye’ye gelen ve gelecek olan dindaşlarımızın miktarı o kadar çok, ihtiyaçları o kadar
vasi ki, ne hükûmet Meclisten aldığı tahsisat ile ne de Hilâl-i Ahmer’in istitad-ı haliyesiyle onları ikdâra
imkân yoktur. Bu işte de her halde erbab-ı hayır ve hamiyetin imdada şitap etmesi icap ediyor. Nitekim
gerek hükûmet, gerek Hilâl-i Ahmer Cemiyeti vesait-i muhtelife ile milletin teavününe müracaat etmiş,
bu maksatla bazı teşebbüsatta bulunmuştur.”
I) Muhacirlerin Yunanistan’dan Beraberlerinde Hiç Bir Şey Getirememiş Oldukları ve
Yaklaşan Kış Şartları Nedeniyle Bir Çok Şeye İhtiyaç Duydukları Mesajı
Mübadelenin ters bir zamana yani kışa rastlaması, muhacirlerin içinde bulundukları olumsuzlukları
artıran bir neden olduğu gibi, aynı zamanda bunlara yardım için faaliyet gösteren kuruluşlar için de
yardım faaliyetlerinin aksamasının temel nedeni olmuştu. Bu nedenle basında bu konu çok sık işlenmiş
ve özellikle yaklaşan kış şartları öncesinde muhacirlerin barınma, giyecek ve iaşeleri konusunda bu
insanlara yardımcı olunması gündeme getirilmiştir.
Bu mesajı yazısında canlı bir şekilde işleyen Tahir’ül Mevlevi, Yunanistan’dan ülkemize gelecek
olan muhacirlerin durumunu Hazreti Peygamberin, beraberindeki Müslümanlarla birlikte Mekke’den
Medine’ye hicretlerine benzetmiş ve tıpkı onlar gibi muhacirlerinde her bakımdan yardıma muhtaç bir
durumda olduklarını belirttiği yazısında devamla şunları söylemiştir73:
“Hadise aynı hadisedir. O vakit Mekke Müslümanları evini, barkını, malını, mülkünü bırakıp ta
şayan-ı muavenet bir halde Medine’ye gittikleri gibi, bugün Yunan elinde kalan memleketlerden ocağı
sönmüş, hanmanı yıkılmış bir halde gelen muhacirlerde aynı derecede muhtaç-ı muavenet bulunuyorlar.
O halde bizim gibi,- velev ki bir kulübe dahilinde olsun- mütevattın bulunanların o vatan cüda
Müslümanlara müzaheret hususunda eser-i ensara iktifa etmesi lazımdır.
Vâkıâ o büyük adamların gösterdikleri velâ-i feyza- alicenabı ibraz etmemize fedakarlık
kabiliyetindeki küçüklüğümüz manidir. Fakat karınca kararınca misline itbağ eyler isek, bari hiç olmazsa
birer don gömlek, yahut birer çift çorap gibi kışlık eşya ile kudret-i maliyemizin müsaadesi nispetinde
iane-i nakdiye ile ihvân-ı dinimizin imdadına yetişebiliriz. Bunu yapacak olursak dindaşlarımıza karşı
uhuvvet ve insaniyet vazifesini ika eylemiş oluruz.
Bu mesajın işlendiği diğer bir yazıda Hilâl-i Ahmer Cemiyeti İzmir Merkezi’nin yayınladığı
beyânnâmedir. Beyânnâmede “Memlekette bütün varını yoğunu, mukaddesatını ve mükabir ecdadını
zalim bir düşmanın yed-i kahrına terk ederek bize sığınmağa gelen bu elemdide kardeşlere ifasına
mecbur olduğumuz bu mukaddes vazifeyi ifadan çekinecek bir vatanperver an etmiyoruz.” denilerek
gelen muhacirlerin her şeylerini geldikleri ülkede yani Yunanistan’da bırakmak zorunda kaldıklarını ve
bu nedenle beraberlerinde bir şey getiremediklerinden bahsedilerek Türk halkının bu insanlara yardım
etmesi isteniyordu74
Amasya’da yayınlanan Amasya gazetesi de muhacirlere yardım için yayınlamış olduğu yazılarında,
muhacirlerin ülkemize gelmesinin kış aylarına tesadüf edeceğinden bahsederek, halkı bu zor durumdaki
insanlara yardım yapmaya çağırıyordu. Gazetede yayınlanan” Yardım Ediniz” başlıklı bu yazıda
71 THAM, No: 28, 15 Kanûn-ı evvel 1339(1923), s. 120.
72 THAM, No: 29, 15 Kanûn-ı sânî 1340, s. 153-154.
73 THAM, No: 28, 15 Kanûn-ı evvel 1339(1923), 114-116.
74 THAM, No: 28, 15 Kanûn-ı evvel 1339(1923), s. 120
devamla şunlar söyleniyordu75:
“Kışın şedidine, düşmanın mezalimine göğüs gererek, çoluk çocuklarıyla memleketimize iltica
etmiş olan, yüzlerce, binlerce din ve kan kardeşlerimiz bizden muavenet, şefkat ve teselli bekliyor...
Muavenetlerinizin az yada çok olmasından sıkılmayınız. En ufak bir yardım bir fakirin gönlünü
alacak, evini barkını kaybetmiş bir aileyi bahtiyar ederek sefaletten kurtaracaktır.”
Yazdığı duygusal yazılarla Balıkesir halkını muhacirlere yardım konusunda harekete geçiren Zafer-i
Millî Gazetesi bu mesajla ilgili olarak ta yine çarpıcı ifadelerle halkın vicdanlarına hitap ediyordu.
Zafer-i Millî’de yayınlanan “Muhacir Kardeşlerimiz İçin” başlıklı yazıda bu duygusal ifadelerin
etkileyici kelime ve cümlelerle verildiğini görmekteyiz. Nitekim yazıda:
“Yunan zulmünden kaçarak memleketimize iltica eden zavallıların Türkiye’ye nasıl bir vaziyetle
ayak basabildiklerini izaha hacet yoktur. Hicretin, Yunan zulmünün manay-ı feceat alûdini kısmen biz de
anladık. Yunanlılar dindaşlarımızı satırlarla doğrarken, yollarda, iskelelerde son meteliğine varıncaya
kadar her şeyi gasp ederken kardeşlerimin Türkiye’ye bittabi elbise, eşya, hayvanat vesaire namına tek
bir şeyi getirebilmelerine imkân yoktu. Dindaşlarımız melun bir zulüm ateşi içinden hasta ve nâlân , sefl
ve perişan bir halde yalnız canlarını kurtarmaya çalışmışlar , Türkiye’ye bir iğne bile getirememişlerdir.
Yerleştirilmeye savaşılan kupkuru evlerde kendilerine acaba ne lazım olmaz?
Gelen kıştır. Dindaşlarımız yatak, yorgan ve enes-ı beyte gibi bir çok ihtiyaçlar karşısında. bütün
bunları Hükûmetin, Hilâl-i Ahmer’in temin edebilmesi kabil midir?
Binaenaleyh millete pek mühim ve yeni bir vazife-i teavün terettüb ediyor ki , bu vazifenin ifası en
mühim bir farizadır”denilerek gelen muhacirlerin beraberlerinde hiçbir şey getiremedikleri ve yaklaşan
kış ayı şartlarında zor duruma düşecek bu insanlara yardım yapılmasının gerekli olduğu belirtiliyordu76.
Çorum’da yayınlanan Çorum Gazetesi de “Gelen Kardeşlerimiz” başlıklı yazıda muhacirlerin
içinde bulundukları olumsuz şartlardan bahsederek, kış ayının yaklaşmakta olduğunu ve bu nedenle bu
insanların her şeye ihtiyaçlarının olacağını belirtmiş ve yardım çağrısı yapmıştır. Yazının ilgili kısmında
şöyle deniyordu77:
“Biz mevsimin bütün şiddet ve merhametsizliğine mukabele ve hayatımızı sıyanet için ne gibi tedabir,
ne gibi çareler teminine mecbur isek, evden, barktan, yataktan, yorgandan, yiyecekten içecekten, her
şeyden, mahrum olan bu zavallı insanlarda aynı şeyi his etmekte, aynı istirahatı aramaktadır. Öldürücü
soğuğun tesirinden moraran elini anasının koynundan çıkaramayan bir yavrunun uçuk benzi, ölgün
gözleri kalplerimize açılan en elim bir yara manzarasıdır. Merhamet ve muavenete muhtaç olan bu
kardeşlere sızlayacaktır. Onlarda terk ettikleri diyarın birer sakini, birer aşiyan sahibi idi. Yumruk, bıçak
ve katl ve zulüm altında her gün biraz daha hayatını kayıp eden, her gün biraz daha soyulan bu zavallı
insanlar, son çare-i hidayet olmak üzere bizim kucağımıza atıldılar. Biz kucağımızda göstereceğimiz
yerle onların üşümüş damarlarına vereceğimiz hararetle bu zavallı insanları kurtaracak Türk nüfusunun
adedini artırmış olacağız.”
İ) Hilâl-i Ahmer Cemiyeti ‘ne Yardım Edilmesi Mesajı
Kuruluşundan itibaren savaş zamanlarında cephedeki yaralı askerlerimize ve ırk, dil, din ve mezhep
farkı gözetmeksizin bütün sivil halka insâni yardım yapmış olan Hilâl-i Ahmer Cemiyeti, Trablusgarp,
Balkan ve Birinci Dünya savaşlarında olduğu gibi Millî Mücadele’de de büyük fedakarlıklarla üstün
hizmetler gerçekleştirmiş ve istisnasız bütün dünyanın takdirlerini kazanmıştı.
Lozan Antlaşması’ndan sonra ülkemize gelecek 500 binden fazla muhacire yardımcı olunması,
onların barınma, iskân, ve iaşelerinin sağlanması konularında da yine Hilâl-i Ahmer Cemiyeti önemli
bir rol üstlenmişti. Yukarıda da değindiğimiz gibi hükûmetle imzaladığı protokol ve sözleşme ile yardım
işini resmen de üstlenmişti.
75 THAM, No: 29, 15 Kanûn-ı sâni 1340(1924), s. 149-150.
76 THAM, No: 29, 15 Kanûn-ı sâni 1340(1924), s. 151-154.
77 THAM, No: 31, 15 Mart 1340(1924), s. 237-238.
1230 Geçmi şten Günümüze Göç
Mübadele ile Türkiye’ye gelecek olan muhacirlere yardım yapılmasına yönelik kamuoyu oluşturma
çabalarında Hilâl-i Ahmer Cemiyetinin merkez ve şubeleri çok önemli vazifeler üstlenmişlerdi. Diğer
taraftan basında muhacirlere yardım yapılmasıyla ilgili olarak çıkan bütün yazı ve haberlerde Türk
halkının aynî ve nakdî yardımlarını Hilâl-i Ahmer Cemiyetine yapmaları özellikle vurgulanan bir
husustu.
Bizim bu çalışmamızda incelediğimiz gazete ve mecmua haber ve yazılarında da Hilâl-i Ahmer
Cemiyeti ön plana çıkarılmış ve bu cemiyetin üstlendiği vazifeleri gerçekleştirmesinin, yardımsever
Türk halkının yapacağı bağışlarla mümkün olabileceği vurgulanmaya çalışılmıştır.
Hilâl-i Ahmer Cemiyeti’ne yönelik mesajla ilgili ilk örneğimizi Mustafa Kemal Paşanın İslâm
alemine yayınladığı ve Hilâl-i Ahmer Cemiyeti’nin desteklenmesini istediği beyânnâmeden vereceğiz.
Beyânnâmenin ilgili kısmında Mustafa Kemal Paşa şunları söylüyordu78:
“Dindaşlık rabıta-i kutsiyesinin feyz-i tecelliyatına ümitvar ve muntazır bu zavallı kardeşlerimiz
için; müşterek bir hayır ve şefkat müessesesi olan Hilâl-i Ahmer’in vaki olacak teşebbüsatına bütün
alem-i İslâm’ın seve seve ve kemal-i memnuniyetle zahir olacağında şüphem yoktur.
Hilâl-i Ahmer bu dini vazifesinde muvaffak olması için alem-i İslâm’ın lütuf ve muavenetine arz-ı
ihtiyaç ediyor. Yapacağınız en ufak bir muavenetin birkaç Müslüman ailesinin hayatını kurtaracağını
düşününüz, doğrudan doğruya aynen ve nakden gönderilecek ianatta şükranla kabul edilecektir.”
Amasya gazetesi de “Hilâl-i Ahmer” başlıklı yazısında, Amasya’da Hilâl-i Ahmer Cemiyeti’nin
açılmasıyla ilgili duyulan memnuniyeti ifade etmekte ve devamla, milletimizin en yüce hasletlerinden
birisinin düşkünlere yardım etmek olduğunu, nitekim şimdiye kadar kurulmuş hayır ve şefkât
müesseselerinin hepsi, milletimizden beklediği ilgi, destek ve yardımı fazlasıyla gördüğünü belirtmekte
ve yeni kurulan Hilâl-i Ahmer cemiyetinin de bu ilgi, destek ve yardımı fazlasıyla göreceğini
söylemektedir. Yazıda Hilâl-i Ahmer cemiyetinin özellikleri de şöyle belirtilmiştir:
“Şimdiye kadar tesis edilen cemiyet-ı nafıaya nazaran Hilâl-i Ahmer teşkilâtı iftihar edilecek bir
tekâmül ve inkışâfa müzahir olmuştur. Bunun sebebi bir Hilâl-i Ahmer Cemiyetinin diğer cemiyetlerle
gayr-i kabil-i kıyas bazı hususiyetlere haiz olmasıdır.
Çünkü bu cemiyetin gayesi bir emr-i ilahiyeyi yerine getirmek ve vüsatımız dahilinde ”fîsebîlillâh”
bir emr-i hayra bezel-i muavenet etmektir.
Bir milletin kıymet-i içtimaiyesi müctemian ifay-ı vazifedeki derece-i ittihat ve muvaffakiyetleriyle
ölçülür. Ve milletimizin bu hususta ne kadar asil ve ulvî bir kudrete malik olduğunu Hilâl-i Ahmerimizi
dünyanın en birinci cemiyetleri derecesine irtika ettirmiş olmasından da anlayabiliriz.
Vatanımızın her tarafında olduğu gibi Yüksek ruhlu, asil halkımızın da bu teşekkül eden cemiyete
azami müzaheretini deriğ etmeyeceğini ümit ediyoruz.
Harbin açtığı cerihalar bu ulvi cemiyet sayesinde ittiyam pazir olacaktır.
Zira bu muhterem cemiyetin ihtimamkâr eli, bütün kuvvetini aziz milletimizin müşfk kalbinden ve
fedakârlığından iktibas eylemektedir
Balıkesir’de yayınlanan Zafer-i Millî gazetesi de, Yunanistan’ın muhacirlerimize tarif edilemeyecek
ölçülerde zulüm yaptığını, onların mal ve mülklerini gasp ettiğini, canlarına kastettiğini ve namuslarına
tasallut ettiğini belirttiği yazıda, bu mağdur ve mazlum din kardeşlerimize yardım edecek vatandaşlara
Hilâl-i Ahmer Cemiyeti’nin vasıta olacağını söylemektedir. Yazıda devamla “Gaddar bir düşmanın
zulmünden yalnız hayatını yalnız namusunu kurtarmak suretiyle perişan bir halde milletimizin âlî-
cenâbına iltica eden bu mazlum kardeşlerimize yardım ediniz. Hilâl-i Ahmer heyetlerine vereceğiniz
hattı bir guruşun veya göndereceğiniz birer çift çorabın, birer gömleğin heyet-i mecmuası binlerce
mağdur kardeşimizin aç karnını doyuracak ve çıplak vücutlarını örtecektir.”denilmektedir79.
İzmir Hilâl-i Ahmer Cemiyeti de yayınladığı “Bütün Millete Beyannâme” başlıklı yazıda,
muhacirlerin içinde bulundukları zor durumlardan bahsetmiş ve İzmir halkını bu muhacirler için yardım
78 THAM, No: 30, 15 Şubat 1340(1924), s. 169-170.
79 THAM, No: 28, 15 Kanûn-ı evvel 1339(1923), s. 117-118.
Geçmi şten Günümüze Göç 1231
yapmaya davet etmiştir. Verilecek ve toplanacak yardımların Hilâl-i Ahmer Cemiyeti’ne ulaştırılmasını
da tavsiye eden yazıda Hilâl-i Ahmer Cemiyeti ile ilgili şu malumat verilmiştir80:
“İşte bu emniye ile teşekkül eden ve memlekette mevcut bilumum cemiyeti temsil eden komisyonumuz
necip milletimizin hissiyat-ı rahim ve şefkatine güvenerek bütün halkı işar-ı rahim ve şefkat-i fedakariye
davet ve bu muavenet-i insaniyetkarinin de ind-i Allah makbul olacağını arz eyler.
Gerek mahallatta ve gerekse çarşıda teşkil edilen heyetlerin müracaatlarında bütün halkın kemâl-i
itimat ile muavenet-i mukteziyede bulunmasını hürmetlerimizle istirham eyleriz”.
Türkiye’ye gelmek için Selanik Limanı’nda toplanmış olan muhacirlerin içinde bulunduğu olumsuz
şartları ve sıkıntıları, duygusal ve çarpıcı örneklerle dile getiren Yeni Asır gazetesi, Türkiye Hilâl-i
Ahmer Cemiyeti’nin ve özellikle Hilâl-i Ahmer Selanik İmdad-ı Sıhhiye Heyetinin yaptığı fedakarca
çalışmalardan övgüyle bahsetmiş ve devamla “Türkiye Hilâl-i Ahmer’i zengin değildir. Buraya
gönderilen heyetlere daha vasi memba bahşedilmesi şayan-ı temenni olmakla beraber, mübadeleye tabi
ahalinin de vasi iktidarı nispetinde, buna iştirak eylemesi bir vazifedir. Bu muavenet azami olmalı, bütün
hamiyet ve samimiyetimiz orada tezahür eylemelidir. Kavala, Drama gibi Selanik de, Selanik İslâmları
da iane borçlarını bir derece ödemişlerdir. Fakat burada bir derece yetişmez, bütün borcumuzu tasfye
eylemeliyiz” diyerek Selanik’teki Müslüman halka, kardeşleri için yardımcı olmaya çağırmaktadır81.
Aynı gazetenin “Hilâl-i Ahmer’in Faaliyet-i Meşkuresi” başlıklı yazısında da Selanik’te bulunan
Hilâl-i Ahmer Cemiyeti temsilcilerinin, cemiyetin Selanik’te açmış olduğu aş evi, ile Selânik İmdâd-ı
Sıhhiye Heyeti’ne bağlı olarak faaliyet gösteren iki dispanser ile bir hastanenin muhacirlere yardım
için yaptığı fedakarlıklar ve gösterdiği olağanüstü çabalar övülmüş ve bu cemiyet için halkın yardımcı
olması istenmişti. Yazının Hilâl-i Ahmer Cemiyeti’ne yardım yapılmasını isteyen kısmında şu ifadelere
yer verilmişti82:
“Binlerce dindaşlarımızın hayatlarını kurtaran İmdad-ı Sıhhi Heyetinin dispanser, hastane ve
aşhanedeki vezaifnden dolayı Türkiye Hilâl-i Ahmer Merkez-i Umumiyesini tebrik ve Türkiye’nin bu
pek şerefi ve yüksek müessesesinin devam-ı muvaffakiyetini temenni eyleriz...
Hülasa mübadele-i ahali mesaisinde Hilâl-i Ahmer Merkez-i Umumiyesinin büyük bir hisse-i şeref
mevcuttur.
Türk Milleti bu mesaiyi ıyd-i bir hüsn-ü şükranla yad edecektir. Biz Makedonyalıların bu şükranımızı
ibraz etmemiz, derhal vasi ve iktidarımız dahilinde Hilâl-i Ahmer’e muavenet etmekle kabildir. Yaramızı
saran eli takviye etmek herkesten evvel bizim vazifemizdir. Zengin, fakir bütün milletdaşlarımız bunu
takdir ediyorlar”
Amasya halkını, muhacirlere yapacakları yardım konusunda aydınlatan ve yardımların Hilâl-i
Ahmer Cemiyeti’ne yapılmasını isteyen Amasya Gazetesi’nin bu yazısında devamla şöyle denmekteydi83:
“Muavenetlerinizin az yada çok olmasından sıkılmayınız. En ufak bir yardım bir fakirin gönlünü
alacak, evini barkını kaybetmiş bir aileyi bahtiyar ederek sefaletten kurtaracaktır.
Teberruatınızı Hilâl-i Ahmer Cemiyetine tevdii ediniz.
Yardım ediniz... Yardım ediniz.”
Balıkesir’de yayınlanan Zafer-i Millî gazetesi de, Yunanlıların zulüm ve kötülüklerinden kaçarak
Türkiye’ye sığınan muhacirlerin sayılarının çok olduğunu ve bunların yardıma muhtaç bulunduklarından
bahsederek Hilâl-i Ahmer Cemiyeti’nin bunlara hemen yardımcı olmak için seferber olduğunu “Muhacir
Kardeşlerimiz İçin” başlıklı yazısında belirtmektedir. Yazının devamında da şu ifadelere yer verilmiştir:
“Öteden beri insanların felaketli zamanlarda fariza-i teavünü derhal ifaya koşan Hilâl-i Ahmer
cemiyet-i hayriyesi de olanca teşkilâtını, olanca istidadını bu zulümdide kardeşlerimizin tehvin-i
ıstıraplarına hasretmiştir
80 THAM, No: 28, 15 Kanûn-ı evvel 1339(1923), s. 120.
81 THAM, No: 32, 15 Nisan 1340(1924), s. 270-271.
82 THAM, No: 29, 15 Kanûn-ı sânî 1340(1924), s. 148-149.
83 THAM, No: 29, 15 Kanûn-ı sânî 1340(1924), s.149-150.
Ma ida thelis na su ğo,oste va zis çe nase
Se hrisoprasina dendra,na thetis na kimase.

Sana ne dememi istersin,yaşayıp var olman için
Altın yeşili ağaçların altında,yatıp uyuman için

Kullanıcı avatarı
eyuphuseyin
Site Admin
Mesajlar: 4623
Kayıt: 05 Haz 2019, 22:41
Konum: İstanbul
Teşekkür etti: 1097 kez
Teşekkür edildi: 27 kez
İletişim:

Re: MÜBADELE DÖNEMİ GAZETELERDE ÇIKAN DUYGUSAL MESAJLAR

Mesaj gönderen eyuphuseyin » 25 Tem 2019, 22:42

Ancak, Türkiye’ye gelen ve gelecek olan dindaşlarımızın miktarı o kadar çok, ihtiyaçları o kadar
vasi ki, ne hükûmet Meclisten aldığı tahsisat ile ne de Hilâl-i Ahmer’in istitad-ı haliyesiyle onları ikdâra
imkân yoktur. Bu işte de her halde erbab-ı hayır ve hamiyetin imdada şitap etmesi icap ediyor. Nitekim
gerek hükûmet, gerek Hilâl-i Ahmer Cemiyeti vesait-i muhtelife ile milletin teavününe müracaat etmiş,
bu maksatla bazı teşebbüsatda bulunmuştur...
Bu kahraman memleketin evlatları bütün yokluklara, musibetlere rağmen yine vazifey-i ciddiyesini
ifadan bittabi fariğ olmayacak, kendilerinden daha düşkün olan bedbaht hemşehrilerinin tehvin-i
alamına olanca safyet ve imanıyla çalışacaktır...
Haydi himmet, haydi teşebbüs, haydi merhamet.
SONUÇ
Lozan Antlaşması’ndan sonra Türkiye’deki Rumlarla Yunanistan’daki Türklerin mübadelesi
esnasında, basın, mübadele konusuna sahip çıkmış ve gerek İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük
vilayetlerde yayınlanan gazetelerde ve gerekse bu çalışmamızda bazı örneklerini incelediğimiz
Anadolu’da çıkan gazeteler de mübadele uygulamasını ve muhacirlerin durumunu yakından takip
etmiştir. Gazeteler özellikle kamuoyunda başlatılan yardım kampanyalarına yoğun ilgi göstermiş,
hatta bir çok gazete bu yardım kampanyalarına katılmıştır. Yayınladıkları duygusal haber ve yazılarla
kamuoyunda muhacirler lehine bir heyecan dalgasının yayılmasını ve dolayısıyla halkın muhacirler için
başlatılan yardım kampanyalarına büyük ölçüde iştirakini sağlamışlardır.
Bizim bu çalışmamızda söz konusu edilen gazetelerin yayınlandığı vilayetler aynı zamanda
muhacirlerin öncelikli olarak barınma ve iskân edilecekleri yerlerdi. Nitekim, İstanbul, İzmir, Mersin
gibi liman kentlerimiz, muhacirlerin ilk uğrak merkezleri olmuş; Samsun, Giresun, Ordu, Amasya Çorum
gibi vilayetlerimiz Karadeniz bölgesindeki muhacir iskân bölgelerinin merkezleri, Çanakkale, Balıkesir,
Edirne gibi vilâyetler ise Marmara bölgesindeki önemli muhacir yerleşim yerleri olarak belirlenmişti.
Bu nedenle bu vilâyetlerde yayınlanan gazeteler, muhacirlerle ve muhacirlerin içinde bulundukları
şartlarla daha yakından ilgilenmişler ve onlara yönelik yardım çabalarında kamuoyu oluşmasında ön
planda yer almışlardır.
Gazeteler yayınladıkları haber ve yazılarda özellikle dinî ve millî mesajları kullanmaya büyük
önem vermişlerdi. Bu mesajların daha yazıların başında çarpıcı cümlelerle başlıklarda verilmeye
başlandığını görmekteyiz. Nitekim; “Dindaşlarımızı Unutmayalım Vatandaşlar, Koş Kardeşinin
İmdadına, Yunanistan’dan Gelecek Kardeşlerimize Yardım Edelim,Vatandaşlar, Muavenet Vazifesi,
Yardım Ediniz, Derinden Sesler, Muhacirlere Yardım En Büyük Din Borcudur, Muhacir Kardeşlerimiz
İçin, Muhacirlere Yardım Edelim, Gelen Kardeşlerimiz” gibi başlıklarda olduğu gibi.
Yazıların muhtevalarını incelediğimizde çalışmamızda da belirttiğimiz gibi bir çok dinî, millî ve
insanî mesajın ele alındığını ve çarpıcı ifadeler ve örneklerle vatandaşların vicdanlarına seslenildiğini
görmekteyiz Gazetelerde ele alınan bu mesajlara baktığımızda; “Muhacirlerin Yunanistan’da Zulüm
Altında Bulundukları, Gelen Muhacirlerin Din ve Kan Kardeşlerimiz Olduğu, Muhacirlere Yardım
Etmenin Dini, Millî ve İnsanî Bir vazife Olduğu, Muhacirlerin, Mazlum, Aç, Bitkin, ve Zor Şartlar
Altında Bulundukları, Gelen Muhacirlerin Arasında Dul, Yetim ve Öksüzlerinde Bulunduğu, Muhacirlere
Yapılacak Yardımlarla Allah’ın Rızasının ve Peygamberin Şefkatinin Kazanılacağı, Gelen Muhacirlerin
Ülkemizin Nüfusunu Artıracakları, Sahip Oldukları Tarım ve Sanayi Bilgileriyle Gelişmemize Hizmet
Edecekleri, Türkiye Hükûmeti’nin ve Türk Milleti’nin İmkânlarının Sınırlı Olduğu, Muhacirlerin
Yunanistan’dan Beraberlerinde Hiç Bir Şey Getirememiş Oldukları ve Yaklaşan Kış Şartları Nedeniyle
Bir Çok Şeye İhtiyaç Duydukları, Hilâl-i Ahmer Cemiyeti’ne Yardım Edilmesi” gibi mesajların ele
alındığını görmekteyiz.
Yine bu mesajların işlenmesinde de çarpıcı ifadeler ve kelimeler kullanılmıştır. Bu kelimelerin
insanların dinî, millî ve insâni duygularına doğrudan hitap ettiğini ve onlarda merhamet ve acıma
duyguların uyandırdığını ve muhacirlere yardım etmek gerektiğinin bir zorunluluk olduğunu
düşündürdüğünü söyleyebiliriz.
Geçmi şten Günümüze Göç 1233
Yazıların son cümlelerinde de yardım konusunda kamuoyunu heyecanlandıracak ve onlardaki
yardım duygusunu artıracak ifadelerin ve tekrar kelimelerin kullanıldığını da görmekteyiz. Nitekim
“Bunların imdadına koş... koş, geleceklere muavenet ettiğin için ruh-u peygamberi şad olsun. Koş
arkadaş koş”, Teberruatınızı Hilâl-i Ahmer Cemiyetine tevdii ediniz. Yardım ediniz... Yardım ediniz.”,
“Haydi himmet, haydi teşebbüs, haydi merhamet” gibi ifade ve kelimelerde olduğu gibi.
Netice olarak bir taraftan Türk Hükûmetinin, diğer taraftan Hilâl-i Ahmer Cemiyeti ile diğer bazı
yardım ve hayır cemiyetlerinin çabalarıyla muhacirlerin barınma, iskân ve iaşe edilmeleri sağlanmıştı.
Ancak bu yardımların düzenli ve yerinde yapılabilmesi için paraya dolayısıyla Türk halkının bağış ve
yardımlarına ihtiyaç vardı. İşte bu konuda da basın yoğun bir kamuoyu oluşturma çabasına girişmiş ve
büyük ölçüde de bunu sağlamaya çalışmıştır.
Türk Milleti, geçirdiği bir İstiklâl Savaşı ve uğradığı işgalin olumsuz etkilerini hala canlı olarak
yaşadığı günlerde, Yunanistan’dan Türkiye’ye gelen din ve kan kardeşleri olan muhacirlere sırtını
dönmemiş, bilakis elinden geldiğince bu mağdur ve mazlum kardeşlerinin yardımına koşmuş, onların
acılarını dindirmeye çalışmış, dertlerine deva olmak için büyük çaba harcamıştır.
KAYNAKLAR:
a)Resmî yayınlar
Ayın Tarihi
Düstur
Türkiye Büyük Millet Meclisi Zabıt Ceridesi
b) Kitaplar
ABADAN, Nermin Halk Efkârı Mefhumu ve Tesir Sahaları, Ankara 1956.
AKGÜN, Seçil Karal, Uluğtekin, Murat, Hilal-i Ahmer’den Kızılay’a, Ankara 2000.
AKYÜZ,Yahya, Türk Kurtuluş Savaşı ve Fransız Kamuoyu 1919-1922, Türk Tarih Kurumu
Basımevi, Ankara 1988.
ARI, Kemal, Büyük Mübadele, Türkiye’ye Zorunlu Göç(1923-1925), Tarih Vakfı Yurt yay., İstanbul
1995.
DAVER, Bülent, Siyaset Bilimine Giriş, Ankara 1972.
DERİN, Haldun, Türkiye’de Devletçilik, İstanbul 1940.
M. CEMİL(Bilsel), Lozan, C. II, İstanbul 1933.
SEZER, Duygu, Kamuoyu ve Dış Politika, Ankara 1972.
SOYSAL, İsmail, Türkiye’nin Siyasal Anlaşmaları(1920-1945), C. I, Türk Tarih Kurumu Yay.,
Ankara 1989.
ZENGİN, Cahide, Türkiye ve Yunanistan Devletleri arasında Mübadele Meselesi ve
Kamuoyu(1918-1930), İstanbul Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp tarihi Enstitüsü Atatürk İlkeleri
ve İnkılâp Tarihi Anabilim Dalı Basılmamış Doktora Tezi, İstanbul 1998.
c)Makaleler
ÇAPA, Mesut, “Lozan’da Öngörülen Türk Ahalî Mübâdelesinin uygulanmasında Türkiye
Kızılay(Hilâl-i Ahmer) Cemiyeti’nin Katkıları”, Atatürk Yolu, Sayı: 2, (Ankara 1988) s. 241-256.
.......................... “Anadolu’da Yunan İşgalinin sebep Olduğu İç Göçler”, Atatürk Araştırma Merkezi
Dergisi, Cilt: X, Sayı: 29,(İstanbul-1996), s. 379-389.
.......................... “Mübadele’de Kızılay(Hilâl-i Ahmer) Cemiyeti’nin Rolü”, Erciyes Üniversitesi,
Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı: 10, Yıl:2001, 29-49.
MERAY, Seha, “Halk Efkârı ve Yoklaması”, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi,
Cilt IX, Sayı: 3.
ORHONLU, Cengiz, “Yunan İşgalinin Meydana Getirdiği Göç ve Yunanlıların Yaptıkları Tehcir’in
Sonuçları Hakkında Bazı düşünceler” Belleten, Türk Tarih Kurumu, C. XXXVII, No: 148, Ekim 1973.
d) Dergiler.
Türkiye Hilâl-i Ahmer Mecmuası
No: 28, 15 Kanûn-ı evvel 1339(1923).
No: 29, 15 Kanûn-ı sânî 1340(1924).
No: 30, 15 Şubat 1340(1924).
No: 31, 15 Mart 1340(1924).
No. 32, 15 Nisan 1340(1924).
Ma ida thelis na su ğo,oste va zis çe nase
Se hrisoprasina dendra,na thetis na kimase.

Sana ne dememi istersin,yaşayıp var olman için
Altın yeşili ağaçların altında,yatıp uyuman için

Cevapla

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir