Mübadelenin yol açtığı hasret

Girit ve Girit Türkleri ile ilgili Haberler
Cevapla
Kullanıcı avatarı
eyuphuseyin
Site Admin
Mesajlar: 4540
Kayıt: 05 Haz 2019, 22:41
Konum: İstanbul
Teşekkür etti: 1097 kez
Teşekkür edildi: 27 kez
İletişim:

Mübadelenin yol açtığı hasret

Mesaj gönderen eyuphuseyin » 21 Kas 2019, 09:12

Mübadelenin yol açtığı hasret
27 Aralık 2014 Cumartesi 19:20
1923'de 2 milyon Türk ve Yunanlı, topraklarından zorla koparılarak yurt değiştirmişlerdi. İşte o mübadillerin özlemi aradan geçen 91 yıla rağmen hâlâ sıcak.
mubadele4.jpg
mubadele4.jpg (161.59 KiB) 214 kere görüntülendi
Kuzey Haber Ajansı

Türkiye ve Yunanistan arasında 30 Ocak 1923'te imzalanan anlaşma üzerine yaklaşık 2 milyon Türk ve Yunan karşılıklı olarak yurt değiştirdi. Topraklarından zorla koparılan mübadillerin geçen 91 yıla rağmen yurt özlemi ise hâlâ sıcak.

30 Ocak 1923'te imzalanan anlaşmayla 2 milyon insanı yerinden eden Lozan mübadelesi üzerinden 91 yıl geçti. Türkiye-Yunanistan nüfus mübadelesinde yüzbinlerce Rum ve Türk; toprağına, suyuna havasına alıştığı, doğup büyüdüğü toprakları bıraktı. Tam 91 yıl önce Ege'nin her iki yakası, tarihin gördüğü en büyük mecburî göç dalgasına şahitlik etti. Mübadele için ilk imza 30 Ocak 1923'te atıldı. Ancak mübadeleyi doğuran sebeplerin tarihi 1912'ye kadar uzanıyordu.


HERŞEY OSMANLI'DAN SONRA BAŞLADI

Herşey Balkan harplerinde kan kaybeden Osmanlı Devleti, bölgede hâkimiyetini yitirdiğinde başladı. İmparatorluğun sınırları Edirne'ye kadar gerilemiş, Rumeli'deki toprakların neredeyse tamamı kaybedilmişti. Yunanistan'da yaşayan Müslüman nüfus ve Anadolu'ya yayılan yüzbinlerce Rum, evlerinden zorla çıkarılmaya başlanmıştı. Cumhuriyetin ilan edildiği ilk günlerde hem Türkiye'de hem de Yunanistan’daki azınlıkların problemleri gündemi meşgul ediyordu. Bu şartlar altında mes'ele Lozan’daki barış görüşmelerinin de mühim bir parçası haline dönüştü.

Lozan'da varılan anlaşma gereği Türkiye'de sadece İstanbul ile Gökçeada ve Bozcaada'da oturan Rumlar, Yunanistan'da ise sadece Batı Trakya Türkleri zorunlu göçten muaf tutuldular. Mübadelede Yanya, Selanik, Drama, Kavala, Vodina ve Girit'ten Türkiye'ye gelen nüfus, Doğu Trakya ve Batı Anadolu'da Rum azınlığın boşalttığı yerlerde iskân edildi.

Edirne, Balıkesir, Samsun, İstanbul, Tekirdağ, Kırklareli, İzmir, Kocaeli, Mersin, Manisa, Çanakkale ve Bursa mübadillerin yoğun olarak iskân edildikleri şehirler oldu. Değişimin çok büyük bir bölümü 1923-1924 senelerinde tamamlandı. Mübadele 1930'da İsmet İnönü ile Elefterios Venizelos'un imza attıkları sözleşmeye kadar sürdü.


Mübadele ile bir milyondan fazla Ortodoks Hıristiyan Anadolu'dan Yunanistan'a, 500 binden fazla Müslüman Türk de Yunanistan'dan Anadolu'ya göç etmek zorunda kaldı. Göç sırasında binlerce kişi açlıktan ve hastalıktan hayatını yitirdi. Gelenlerse getirdikleri eşyaları geçmişlerinden birer hatıra olarak sakladılar, vatanlarını bir an bile unutmadan.

Tarihî süreç ardında sayısız öykü bıraktı. Balkanlar'da nüfus mübadelesini yaşamış şehirlerden biri olan Kavaladır. Kavala'ya 25 kilometre mesafede bir mübadele köyü olan Nea Karvali'de Türk ve Rum nüfusu mübadeleyi yaşayan yerlerden biridir. Mübadele yıllarında yaşadıklarına şahitlik eden Nea Karvali Köyü'nün Anadolu’daki kardeş köyü ise Kapadokya'da... İki farklı bölge olsa da yaşananlar ortak. Mübadeleyi yaşayanlardan biri olan Nea Karvali köyü sakini İosifidov Partena, kaynanasının yurt özlemini son nefesine kadar yaşadığını söylüyor.

AYNI DİLDEN KONUŞANLAR VAR

Mübadeleyle Kapadokya'ya göç eden Münevver Hanım “annemler çok şey anlatıyorlardı. Orada Türkler ile Rumlar çok iyi anlaşıyorlarmış. Mısır tarlalarımız varmış. Kızlar hep mısır toplamaya geliyorlarmış. Bu kadar samimilermiş. Geçen sene Selanik'e gittim ve kendi köyümüzü gördüm. Dedelerimizin evlerini gördüm. Anlattıkları dere geçiyormuş köyün içinden, orayı gördüm. Buradan giden 3-4 tane aile var. Rum aile ise 'onlar da aslında biz Türk'üz' diyorlar. Yunanlı değiliz, biz Türk'üz diyorlar, hani buradan gitmişler ya. Onlarla aynı dilden konuştuk” dedi.


Türk ve Rum nüfusun mübadele yıllarında yaşadıklarına şahitlik eden iki köyden biri Kapadokya, diğeri Kavala'da. Türklerle asırlarca sulh ve sükûn içinde yaşayan Rum nüfus Yunanistan'a, Yunanistan'da hayat kuran Türk nüfus ise mübadele yıllarında Anadolu'ya göç etti. Her iki ülkede de benzer hatıraları geride bırakmış, aynı acıları yaşamış mübadillerin torunları var.

Bugün hem Anadolu'da hem Batı Trakya'da dillendirilen hikâyelere siyah beyaz fotoğraflar eşlik ediyor. Dede ve ninelerden kulakta kalan anılar, her sohbetin sonunda yaşlı gözlerle anlatılıyor. Mübadele yıllarına ait acı hatıralar hiç unutulmuyor. Mübadil torunları, dedelerinin doğduğu topraklardan kopmuyor, atalarının anavatan özlemini bugün de unutmuyorlar.

RUMLAR PİRE'YE YERLEŞTİRİLDİLER

Anadolu'dan Yunanistan'a gelen yaklaşık 1 milyon 200 bin Rum yanlarında getirdikleri eşyaları mâzilerinden birer parça olarak gözleri gibi sakladı. Mübadele ile gelen Rumların en çok yerleştirildikleri yerlerden biri Pire'ydi. Pire limanı etrafındaki mahallelere, yaşanan zorluklar, mücadeleler ve ayakta kalma savaşının izleri kazındı. Lozan Antlaşması sonucu yaşadıkları mecburî göç onları tanımadıkları topraklara getirdi. Kimileri Yunanca bile bilmiyordu. Yaklaşık bir milyon ikiyüz bin Ortodoks Hıristiyan Lozan Antlaşması gereği Yunanistan'a geldi. Yunanistan'daki nüfusun artık neredeyse üçte birini mübadiller oluşturuyordu.

Ancak yine de azınlık sayıldılar. Onları Yunanistan'da karşılayan Yunanlar Anadolu'dan gelen Rumları aralarına kabul etmekte zorlandılar. Mübadil Rumlar ise doğup büyüdükleri toprakları hiç unutmadılar. Mübadelenin mecburî bir yükümlülük olarak yürürlülüğe konulduğunu söyleyen Küçük Asya Araştırmaları Merkezi yetkilisi Stavros Anestidis, durumun mübadillerin üstünde yıllarca aşılamayan bir travma oluşturduğunu ifade etti. Mübadillerin gerçekten travma yaşayarak geldiklerini vurgulayan Anestidis, doğdukları yere olan özlemlerini hiçbir zaman gideremediklerini, aynı zamanda Yunanistan'ın bazı yörelerinde dışlandıklarını söyledi. Anestidis, mübadeleyle gelen Rumların çoğu kez 1960-70'lere kadar varan bir önyargı ile “Türk tohumu” olarak kabullenildiğini, bu sebeple Yunan toplumuna âhenk sağlamalarının pek kolay olmadığını ifade etti.

Mübadiller beraberlerinde getirdikleri kültürel birikim, iktisadî tecrübe ve zanaatlarıyla Yunanistan'ın sosyo-ekonomik hayatına da inkâr edilemez katkıda bulundular. Özellikle Batı Anadolu sahillerinden Yunanistan'a yerleşen, İzmir gibi tamamen kozmopolit bir görünümü olan bir şehirden olan Rumların o kozmopolit geleneği Yunanistan'a aşılamasının pozitif bir tesiri olduğunu belirten Anestidis “aynı zamanda çok kültürlülük de, özellikle batı sahillerinden gelen mübadillerin taşıdığı bir nitelikti. Taşıdıkları bütün bu birikim Yunan ekonomisi ve Yunan kültür hayatı için bir gelişme sayılabilir” dedi.

Mübadele ile gelen Rumların en çok yerleştirildikleri yerlerden biri Pire'ydi. Pire limanı etrafındaki fakir mahallelere, yaşanan zorluklar, mücadeleler ve ayakta kalma savaşının izleri kazındı. Bir neslin kederi, özlemi bu mahallelerde duyulan melodilere yansıdı. Bir yanda İzmir türküleri söylenirken, bir yanda Konya havası ile ritmlere ayak uyduruldu. Ancak yaşanan zorluklar, acılar, özlemler yeni bir müzik de doğurdu. Pire'de doğan rembetiko, Anadolu'dan göçenlerin sevinci, hüznü, gözyaşı oldu.


YEMEK VE ŞEHİR İSİMLERİ HÂLÂ TÜRKÇE

Yedikleri içtikleri ise Anadolu'nun tarifleriydi. Dolma, musakka, imambayıldı gibi birçok yemeğin ismini hiç değiştirmeden yaşattılar. Anadolu'dan gelen mübadiller doğup büyüdükleri toprakları unutmamak adına, hayatlarını kurdukları yeni semtlere de Anadolu'daki memleketlerinin isimlerini verdiler. Semtlerine ve sokaklarına Yeni Konya, Yeni İzmir, Yeni Trabzon, Yeni Mudanya dediler. Yunanistan, sayısız Türkçe sokak, semt ve vilayet ismiyle doldu.

İstanbul'da hizmet veren Lozan Mübadilleri Vakfı 1999'da mübadillerin torunları tarafından kuruldu. O günden bu yana mübadil buluşmaları düzenleyen Lozan Mübadilleri Vakfı, Türkiye ve Yunanistan'ın dört bir yanındaki mübadillere ulaşmaya çalışıyor. Onların geride bıraktığı ya da beraberinde getirdiği kültürel mirasa sahip çıkıyor. Lozan Mübadilleri Vakfı Genel Sekreteri Sefer Güvenç aile büyüklerinin doğduğu toprakları bir daha ziyaret etme imkânına sahip olamadıklarını, hepsinin memleket özlemiyle dünyadan göçtüklerini ifade etti. Sefer Güvenç, vakfın, mübadeleyi ilmî olarak araştırmak ve kültürlerine sahip çıkmak gibi hizmetler verdiğini söylüyor.

Vakıf yöneticilerinin mübadele yıllarına dair aile büyüklerinden dinlediği anılar hâlâ taze. Sefer Güvenç, o zamanlarda salgın hastalıklarının da çok yaygın olduğunu, bu hastalıklar sebebiyle çok sayıda insanın öldüğünü vurguladı. Vakıf, 10 yılı aşkın süredir mübadillerin köylerine gidiyor. Sempozyumlar düzenliyor. Akademik yayınlar hazırlıyor. Tanık olduklarıysa farklı ülkelerde de olsa aynı. Mübadelenin mecburî olması çok büyük travmalar doğurdu. Hâlâ o travmalar ikinci kuşaklarda, üçüncü kuşaklarda devam ediyor. Mübadele din temelinde yapıldı: Müslümanlık ve Ortodoks Hıristiyanlık temelinde. Göçtükleri ülkelerde farklı anadil konuşan insanlar büyük sıkıntı çektiler. Anadolu’dan, özellikle Kapadokya Bölgesi’nden giden Rum Ortodoksların anadili Türkçe’ydi, ibadetleri Türkçe’ydi, İncilleri Türkçe’ydi.




https://www.dunyabulteni.net/bir-zamanl ... 18123.html
Ma ida thelis na su ğo,oste va zis çe nase
Se hrisoprasina dendra,na thetis na kimase.

Sana ne dememi istersin,yaşayıp var olman için
Altın yeşili ağaçların altında,yatıp uyuman için

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir