TÜRK YUNAN MÜBADELESİ VE ANTALYA/ TOPLUMSAL TARİH- EVREN DAYAR

Girit Konulu Dergiler
Kullanıcı avatarı
eyuphuseyin
Site Admin
Mesajlar: 6280
Kayıt: 05 Haz 2019, 22:41
Konum: İstanbul
Teşekkür etti: 1098 kez
Teşekkür edildi: 27 kez
İletişim:

Re: TÜRK YUNAN MÜBADELESİ VE ANTALYA/ TOPLUMSAL TARİH- EVREN DAYAR

Mesaj gönderen eyuphuseyin » 08 Oca 2021, 18:26

Hırsızlık, mübadillerin kente yoğun olarak geldiği 1924’te Antalya’da karşılaşılan en yaygın suçtu ve zabıta vukuatları, bu suçun, mübadillerin iskân edildiği mahallelerde ve onlar tarafından daha sıklıkla işlendiğini gösteriyordu. Bununla birlikte, fail oldukları suçun mağdurları da çoğu durumda mübadillerdi. 1924’te gazetelere yansıyan çok sayıdaki sirkat (hırsızlık) vakasında suçun failleri ve mağdurları mübadillerdi.65

Bu dönemde hırsızlık suçunda yaşanan muazzam artış ve suçun faili olarak mübadillerin zikredilmesi, birçok göçmen için yerli toplumla bütünleşmenin imkânsız olduğu anlamına geliyordu. Ayrıca, hırsızlığın icra edilme biçimi de mübadillerin sıkıntılarını tek başlarına yaşadıklarını gösteriyordu. 1920’lerde gazetelere yansıyan hiçbir örgütlü çete görülmediği gibi, ustaca hazırlanmış hiçbir hırsızlık vakası belirtilmemişti.

1924’teki hırsızlık patlamasının bir başka anlamı, bu dönemde esas olarak yerel ilişkilerin varlığına dayanan denetim sisteminin sarsıldığıydı. Fakat yerel ilişki ağının dışında bulunan ve bu ağa dahil olması mümkün görünmeyen mübadillerin daha kolay şikâyet edilebilmiş olması da ihtimal dahilindeydi. Gerçekten de mübadiller içinde bulundukları güç şartlardan kurtulabilmelerini sağlayacak hamilerden ve ilişki ağlarından yoksundu. Üstelik onların bu yoksunluklarını pekiştiren başka nedenler de bulunuyordu. Etnik kimlikleri bazı mübadillerin yerliler tarafından dışlanmasını daha da kolaylaştırmış, yoksulluk sarmalı etnik kimlikler nedeniyle de pekişip kalıcılaşmıştı.

Selanik göçmenleri içinde yoksulluk sarmalına itilen en önemli topluluk Karaferya ve Langaza’dan Antalya’ya gelen Romanlardı. Öte yandan Roman mübadiller sadece kendilerine ilişkin kültürel önyargılar nedeniyle yoksullaşmış değildi, iskân sürecinde yapılan fahiş hatalar da bu durumun nedenleri arasında yer alıyordu. Aslına bakılırsa Roman mübadillerin büyük bölümüne Keşirler Çiftliği (Zeytinköy) ile Çirkinoba Çiftliği civarında arazi verilmişti.66
Ne var ki mübadiller kent merkezine iskân edildiklerinden, bu arazilere ulaşmaları çok güçtü. Bu nedenle bir süre sonra arazilerini yerli eşrafa “yok pahasına” satmak zorunda kalmışlar, bu koşullar üretici olmalarını engelleyerek yoksulluklarını müzminleştirmişti. Çoğu Roman mübadil için bu şartlarda geçimlerini temin etmenin tek yolu, hamallık gibi kazancın düşük, istihdamın ise istikrarsız olduğu sektörlerde çalışmak olmuş, bu suretle nüfus mübadelesi kent yoksulu yeni bir sınıf yaratmıştı.67

Açık bir yoksulluk göstergesi olan evlerin bölünerek birkaç aile arasında paylaştırılması da Roman mübadiller arasında çok yaygındı. Bu durum mübadillerin içinde bulunduğu güç koşulları daha çarpıcı hale getiriyor, zamanla aynı evi birlikte kullanan ailelerin genişlemesi yeni güçlüklere neden oluyordu. Yıllar geçtikten ve yaşlılar ölüp gittikten sonra içinde oturulan evlere ilişkin hak iddia etmek çok daha zorlaşıyordu, çünkü artık mübadil evlerinin çoğunda tapusu olmayan kişiler oturuyordu.68

Bununla birlikte, etnik kimlikleri ne olursa olsun, çeşitli nedenlerle toplumsal ve ekonomik yelpazenin en altına itilen mübadillerin birçoğu için konumlarını telafi etmenin yolu, kültürel üstünlük iddialarını yüksek sesle dile getirmek oluyordu. Mübadillerin üstünlük iddiaları en çok yerlilerle ilgili düşüncelerinde açığa çıkıyor, çoğu mübadil yerlileri “yabanî” ve “vahşî” olarak nitelemekten kaçınmıyordu. Aslına bakılırsa bu ve benzeri üstünlük iddialarının ardında, mübadillerin kendilerini toplumsal olarak yerlilerden farklılaştırdıkları gerçeğiyle, uyum sağlama sürecinde yaşadıkları güçlükler yatıyordu.69
Bu nedenle 1935 yılında kente gelen CHF Müfettişi Adnan Bey (Menderes), Antalya’nın nüfus yapısını çok karışık bulmuş, yerli halkla kaynaşamamış mübadil topluluğunun kentteki etkin varlığından bahsetmiş; 1942’nin son aylarında Antalya’da bulunan CHP Müfettişi Osman Şahinbaş ise Antalya’ya ilişkin gözlemlerini şu sözlerle bitirmişti: “Antalya halkı çok karışıktır; bu itibarla halkın yekdiğerine karşı sevgisi günün icabına göre eksilmekte ya da artmaktadır.”70

Evren Dayar
Antalya Kent Müzesi Koordinatörü



Ma ida thelis na su ğo,oste va zis çe nase
Se hrisoprasina dendra,na thetis na kimase.

Sana ne dememi istersin,yaşayıp var olman için
Altın yeşili ağaçların altında,yatıp uyuman için

Kullanıcı avatarı
eyuphuseyin
Site Admin
Mesajlar: 6280
Kayıt: 05 Haz 2019, 22:41
Konum: İstanbul
Teşekkür etti: 1098 kez
Teşekkür edildi: 27 kez
İletişim:

Re: TÜRK YUNAN MÜBADELESİ VE ANTALYA/ TOPLUMSAL TARİH- EVREN DAYAR

Mesaj gönderen eyuphuseyin » 08 Oca 2021, 18:33

Dipnotlar
1 Ayhan Aktar, “Nüfusun Homojenleştirilmesi ve Ekonominin Türkleştirilmesi Sürecinde Bir Aşama: Türk-Yunan Nüfus Mübadelesi, 1923-1924”, der. Renée Hirschon, Ege’yi Geçerken 1923 Türk-Yunan Zorunlu Nüfus Mübadelesi, çev. Müfide Pekin ve Ertuğ Altınay (İstanbul: Bilgi Üniversitesi Yay., 2007), s. 111, 116. Türk-Yunan nüfus mübadelesini ele alan belli başlı çalışmalar için bkz. Kemal Arı, Büyük Mübadele Türkiye’ye Zorunlu Göç (İstanbul: Tarih Vakfı Yay., 1995); Nedim İpek, Mübadele
ve Samsun (Ankara: Türk Tarih Kurumu, 2000); Onur Yıldırım, Diplomasi ve Göç: Türk-Yunan Nüfus Mübadelesinin Öteki Yüzü (İstanbul: Bilgi Üniversitesi Yay., 2006); Bruce Clark, İki Kere Yabancı -Kitlesel İnsan İhracı Modern Türkiye ve Yunanistan’ı Nasıl Biçimlendirdi?, çev. Müfide Pekin
(İstanbul: Bilgi Üniversitesi Yay., 2008).
2 Girit’ten Antalya’ya yönelik göç ve göç
sürecinin sonuçları hakkında bkz. Evren Dayar, “Antalya’da Girit Göçmenleri: Göç, İskân ve Siyaset”, Toplumsal Tarih 279 (Mart 2017).
3 Balkan Savaşları sonrasında Antalya’ya
Selanik’ten dört bine yakın göçmen gelmişti. Ancak bu nüfusun ne kadarının kentte kalıcı olduğu bilinmemektedir. Bkz. H. Yıldırım Ağanoğlu, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Balkanlar’ın Makûs Talihi Göç (İstanbul: Kum Saati Yay., 2001), s. 189.
4 Kızılay Arşivi B. 298/15-06.07.1338 (1922).
5 Antalya Rumlarının neredeyse tamamı
İzmir’in Türklerin eline geçmesini takip eden günlerde kentten ayrılmıştı. Dönemin
Antalya mutasarrıfı Hilmi Uran, buna mecbur tutulmadıkları halde Rumların bu tarihte kenti terk ettiğini yazmıştır. Bkz. Hilmi Uran, Meşrutiyet, Tek Parti, Çok Parti Hatıralarım (İstanbul: İş Bankası Yay., 2008), s. 142-143.
6 1924’ü takip eden dönemde Antalya’ya nüfus mübadelesinin dışında da göçmenler gelmişti. Örneğin 1924’ün Ocak ve Ağustos aylarında Kıbrıs’tan, Mayıs 1926’da ise şark vilayetlerinden kente göçmenler gelmişti. Bu dönemde kente iskân edilen göçmenlerin sayısı kesin olarak bilinmemektedir. Ancak Ağustos 1924’te Kıbrıs’tan gelen muhacirlerin 87, Mayıs 1926’da şark vilayetlerinden gelenlerin ise 152 nüfus oldukları dönemin gazetelerinde yazılmıştır. Bkz. Antalya,
23 Kânunusani 1340 (23 Ocak 1924); Antalya,
25 Ağustos 1340 (25 Ağustos 1924); Antalya, 16 Mayıs 1926.
7 Evren Dayar, agm, s. 68-72.
8 Bazı örnekler için bkz. Antalya, 31 Teşrinievvel 1340 (31 Ekim 1924); Antalya, 11 Nisan 1340 (11 Nisan 1924); Antalya, 4 Mayıs 1340 (4 Mayıs 1924); Antalya, 13 Haziran 1340 (13 Haziran 1924).
9 Akdeniz, 21 Mart 1926.
10 Bazı örnekler için bkz. Akdeniz, 16 Mayıs 1341 (16 Mayıs 1925); Akdeniz, 23 Mayıs 1341 (23 Mayıs 1925); Akdeniz, 21 Mart 1926; Antalya, 27 Mayıs 1341 (27 Mayıs 1925); Antalya, 7 Nisan 1926.
11 Antalya, 5 Nisan 1341 (5 Nisan 1925).
12 Tenâkus-ı nüfus ve üretici nüfus kaybı meselesiyle ilgili olarak bkz. Antalya, 26 Teşrinievvel 1340 (26 Ekim 1924); Antalya, 27 Teşrinievvel 1340 (27 Ekim 1924); Antalya, 26 Haziran 1340 (26 Haziran 1924); Antalya, 27 Şubat 1341 (27 Şubat 1925); Antalya, 14 Kânunusani 1341 (14 Ocak 1925). 13 Antalya, 3 Şubat 1324 (16 Şubat 1909). 14 Nüfus mübadelesi protokolünün imzalanmasından sonra 17 Temmuz 1923 tarihli İcra Vekilleri Heyeti Kararnamesi’yle Anadolu sekiz iskân mıntıkasına ayrılmıştı. Bu sekiz mıntıkadan biri olarak düşünülen Antalya ve Silifke’ye 15.000 çiftçi, 40.000 zeytinci olmak üzere 55.000 mübadilin yerleştirilmesi kararlaştırılmıştı. Fakat Mübadele, İmar ve İskân Vekâleti tarafından daha sonra alınan bir kararla iskân mıntıkalarının sayısı on olarak belirlenmiş, Antalya’ya gelecek mübadillerin sayısı ise azaltılmıştır. Bkz. Kemal Arı, age, s. 50-52.
15 Antalya, 23 Kânunusani 1340 (23 Ocak 1924).
16 Antalya, 5 Şubat 1340 (5 Şubat 1924).
17 Antalya, 3 Şubat 1340 (3 Şubat 1924).
18 Antalya, 2 Kânunusani 1340 (2 Ocak 1924).
19 Antalya, 1 Şubat 1340 (1 Şubat 1924).
20 Antalya, 13 Şubat 1340 (13 Şubat 1924).
21 Antalya, 24 Şubat 1340 (24 Şubat 1924).
22 Antalya, 25 Şubat 1340 (25 Şubat 1924).
23 Antalya, 1 Mart 1340 (1 Mart 1924).
24 Antalya, 4 Mart 1340 (4 Mart 1924). Antalya’ya gelen bu ilk mübadil kafilesi 1568 kişiden oluşuyordu. Vapur yollarda bir-iki gün fırtınadan etkilenmiş, mübadiller sefer esnasında yedi zayiat vermişti. Vapurda üç çocuk dünyaya gelmiş, bu çocuklara, Ümide, Ümid Fevzi ve Hüseyin Bahri adı verilmişti.
25 Kemal Arı, age, s. 90.
26 Bu bilgiler 2008 yılında İmar ve İskân Antalya
İl Müdürlüğü Arşivi’nde yürüttüğüm çalışma esnasında inceleme fırsatı bulduğum 94, 95 ve 96 numaralı Antalya iskân defterlerinden derlenmiştir.
27 BCA, 272.00.00-11.19.97.01, lef. 8.
28 Oysa yerli seçkinler kente gelecek
mübadillerin etnik kimliği hususunda oldukça hassastı. Bu nedenle Akdeniz gazetesinin başyazarı Dr. Ferruh Niyazi, Antalya’ya iskân edilecek göçmenler arasında bulunan gayr-i Türklerin milli duygu ve ananelerini muhafaza edeceklerini, bunun arzu edilmeyen neticeler doğuracağını, bu sebeple göçmenleri köylere yüzde on-yirmi nispetinde iskân etmek gerektiğini, gelenlerin ancak bu suretle
Türk kültürünü kabul edebileceklerini dile getirmişti. Bkz. Akdeniz, 16 Ağustos 1341 (16 Ağustos 1925). Ancak Roman mübadiller sadece 1924 yılı içinde değil, daha sonraki
yıllarda da Antalya’ya gelmeye devam etmişti. Örneğin 1927’de 72 hane Roman mübadil
kente gelmiş ve Zeytinköy’e yerleştirilmişti. Bkz. İİAİM. Karaferya Mübadilleri Dosyası.
29 Antalya, 23 Kânunusani 1340 (23 Ocak 1924);
Antalya, 25 Ağustos 1340 (25 Ağustos 1924).
30 Georgos Pehlivanidis, Attáleia kai
Attaleiótes, Pamfylía, Lykía, Pisidía, Kilikía A (Atina, 1989), s. 318. Öte yandan bu konuda resmi bir emrin varlığı bilinmemektedir. Ancak bu tarihte Antalyalı bir heyetin İzmir’e gittiği doğrudur. Gerçekten de İzmir’in işgalden kurtarılmasından bir süre sonra Antalya Belediye Reisi Av. Yusuf Cemal Bey, Antalya gazetesinin kurucusu Mehmed
Emin, Ticaret Odası Reisi Giritli Zeki Bey, Antalya Milletvekili Rasih Bey ve belediye azalarından Şekercizade Ali ile Giritli Sü- leyman Kaçarali’nin de aralarında bulunduğu bir heyet (Antalya Heyeti) “istihsalini
tebrik etmek için” İzmir’i ziyaret etmişlerdi. Pehlivanidis’in Antalya’dan İzmir’e gittiğini ifade ettiği heyet bu olmalıdır. Antalya Heyeti’nin İzmir seyahati hakkında bkz. Antalya, 18 Ekim 1962; Antalya, 20 Ekim 1962.

31 Georgos Pehlivanidis, age, s. 312-313.
Pehlivanidis’in bu aktardıkları gerçeğe yakın görünmektedir. Çünkü 13 Kasım 1922 tarihli Antalya gazetesinde neşredilen bir başmakalede, gazetenin sahibi Mehmed Emin, Rum dükkânlarından alınan malları satan Antalya Musevi Cemaati’nin önde gelen isimlerinden Tüccar Yusufaki ile Müslüman müşterileri hakkında şunları yazmıştır: “Yusufaki hâlâ elleri arkasında gezmekte, hâlâ evvelki gibi memurlarla
temasta bulunmaktadır. Ve hâlâ ne cesarettir ki Rumlardan arakladığı eşyalar arasında şimdilik manifatura toplarını evinde okka ile satmakta olduğu da haber verilmektedir. Bu manifaturayı alanlar arasında şehrimiz muteberlerinden birkaç İslam zatın da bulunduğu isimleri ile beraber bildirilmiştir. Haydi diyelim ki onlar bu malları paraları ile satın almışlardır. Ya o Yusufaki ile hala görüşen, temas eden ve akşamları gizli gizli evine girip çıkan birkaç memura ne demeli? Şimdilik bunların isimlerini meydana koymak istemedik. Fakat şu kadar ki onunla bu kadar münasebette bulunanların hamiyetinden millet şüpheye düşer.” Bkz. Antalya, 13 Teşrinisani 1338 (13 Kasım 1922).
32 Hilmi Uran, age, s. 142-143. Antalya Rumları
kentten ayrıldıktan bir süre sonra Isparta Rumları Antalya’ya gelmiş ve bir hafta kadar terk edilmiş emval-i metruke evlerinde kalmıştı. Bkz. KAM, Rumların Anadolu’dan Mecburi Ayrılışı (1919-1923), der. Herkül Milas (İstanbul: İletişim Yay., 2014), s. 253.
33 BCA. 272.00.00-80.4.11.6, lef. 2.
34 BCA. 272.00.00-11.19.97.01, lef. 9. Emval-i
metrukenin yağmalanması bu dönemde
sadece Antalya’ya özgü bir sorun değildi. Aynı dönemde İzmir’deki yağmacıların sayısının 200.000’e ulaşmış olduğu tahmin ediliyordu. Bkz. Kemal Arı, “Türkiye’de Mübadele Döneminde Toprak Mülkiyeti ve Tarımda Değişim”, 75 Yılda Köylerden Şehirlere (İstanbul: Tarih Vakfı Yay., 1999), s. 98-99.
35 BCA. 272.00.00-12.45.73.16.
36 BCA. 272.00.00-52.121.22, lef. 2.
37 BCA. 272.00.00-11.19.97.01, lef. 9.
38 Antalya, 12 Şubat 1340 (12 Şubat 1924).
39 Antalya, 6 Şubat 1340 (6 Şubat 1924); Akdeniz,
13 Ağustos 1341 (13 Ağustos 1925).
40 Antalya, 6 Şubat 1340 (6 Şubat 1924).
41 Bazı örnekler için bkz. Antalya, 24
Kânunusani 1340 (24 Ocak 1924); Antalya, 28
Kânunusani 1340 (28 Ocak 1924); Antalya, 5
Şubat 1340 (5 Şubat 1924); Antalya, 19 Şubat
1340 (19 Şubat 1924); Antalya, 22 Mayıs 1340
(22 Mayıs 1924).
42 Antalya, 1 Haziran 1340 (1 Haziran 1924).
43 Mülkiye Müfettişi Ali Sürur Bey 13 Mart 1927
tarihli raporunda Balkan Savaşları’ndan sonra kente gelen göçmenlere himmet edilmediğini, bu tarihe kadar kendilerine arazi ya da
dükkân tahsis edilmeyen göçmenlerin yardıma muhtaç olduklarını yazmıştır. Bkz. BCA. 272.0.0-52.121.22, lef. 2.
44 Antalya, 6 Şubat 1340 (6 Şubat 1924).
45 Antalya, 7 Şubat 1340 (7 Şubat 1924).
46 Antalya, 6 Şubat 1340 (6 Şubat 1924); Antalya,
7 Şubat 1340 (7 Şubat 1924).
47 Antalya, 17 Şubat 1340 (17 Şubat 1924).
48 BCA. 272.0.0-12.52.121.22, lef. 3.
49 BCA. 272.00.00-11.19.92.5.
50 Tenvir, 25 Haziran 1340 (25 Haziran 1924).
Mübadillerin iskânıyla ilgili sorunlar daha sonraki yıllarda da devam etmişti. Mülkiye Müfettişi Ali Sürur Bey 13 Mart 1927 tarihli raporunda bu sorunlara değinmiştir. Bkz. BCA. 272.0.0-12.52.121.22, lef. 3. Ayrıca, Antalya Bayındırlık ve İskân İl Müdürlüğü Arşivi’nde bulunan “Muhacir veya Mübadiller Şahsi
Dosyaları” arasında da hiç tanımadığı ailelerle aynı evde oturan mübadillerin şikâyet dilekçelerine ulaşılabilir. Diğer örnekler için bkz. Antalya Bayındırlık ve İskân İl Müdürlüğü Arşivi, 94 No’lu Antalya İskân Defteri,
s. 36-39.
51 BCA. 272.0.0-12.52.121.22, lef. 2.
52 BCA. 272.00.00.12.49.98.17
53 Tenvir, 24 Haziran 1340 (24 Haziran 1924).
54 BCA. 272.00.00.12-49.99.23.2.
55 Akdeniz, 13 Mayıs 1341 (13 Mayıs 1925).
56 Bu iddialarla ilgili olarak bkz. Akdeniz,

2 Mayıs 1341 (2 Mayıs 1925); Akdeniz, 13 Mayıs 1341 (13 Mayıs 1925); Akdeniz, 3 Nisan 1926.
57 Bruce Clark buna benzer bir gözlemi Ayvalık
için yapar. Bkz. Bruce Clark, age, s. 210-211.
58 Aleyhlerindeki tembellik ithamına rağmen
mübadillerin üretici duruma geçmek için taleplerini heyet reisleri aracılığıyla dile getirdiklerine ilişkin kayıtlar vardır. Örneğin Kesriye Mavrovo’dan gelen mübadillerin heyet reisi İsmail Hakkı Antalya gazetesine gönderdiği bir mektupta, tüm malvarlıklarını Yunanistan’da bıraktıklarını, her şeyleri Rumların eline geçtikten sonra bir buçuk sene boyunca intizarla ana vatana sevk edilecekleri günü beklediklerini, bu esnada ellerindeki son paraları da harcadıklarını
ve ancak bundan sonra sersefil bir halde anavatana kavuşabildiklerini yazmış, bir an evvel üretici hale getirilmeyi talep etmişti. Bkz. Antalya, 15 Eylül 1340 (15 Eylül 1924).
59 Onur Yıldırım, age, s. 237-242.
60 BCA. 030.18.01.01.012.75.13.
61 BCA. 272.0.0-12.52.121.22, lef. 4-5.
62 BCA. 272.00.00-11.19.97.01.09. Bu araziler
genellikle çok düşük fiyatlara yerli tüccarların ve eşrafın eline geçmiş, bu durum dönemin gazetelerinde de eleştiri konusu olmuştu.
Bkz. Antalya, 13 Mart 1339 (13 Mart 1923).
63 BCA. 272.00.00-12.51.115.6, lef. 2. Buna benzer
şikâyetlerin sayısı arttırılabilir. Örneğin,
29 Mayıs 1927’de Kesriye mübadillerinden Sait Halim, Elmalı Çoban İsa Çiftliği’ne iskân edildiğini, fakat burada eşrafın
müdahalesine maruz kaldığını iddia etmişti. Bkz. BCA. 272.00.00-12.49.97.17, lef. 3. Antalya Dumanlar’da kendilerine arazi verilen mübadil Ayşe ve Ramazan’ın arazilerine eşraf el koymuştu. Bkz. BCA. 272.12.46.85.5, lef. 3.
64 Türkakdeniz, No 11, 29 İlkteşrîn 1938 (29 Ekim
1938), s. 42.
65 Sadece Kasım 1924’te gerçekleşen ve
mağdurları ile failleri mübadiller olan hırsızlık eylemleriyle ilgili olarak bkz. Antalya,
6 Teşrinisani 1340 (6 Kasım 1924); Antalya,
9 Teşrinisani 1340 (9 Kasım 1924); Antalya,
23 Teşrinisani 1340 (23 Kasım 1924); Antalya,
24 Teşrinisani 1340 (24 Kasım 1924); Antalya,
25 Teşrinisani 1340 (25 Kasım 1924); Antalya,
26 Teşrinisani 1340 (26 Kasım 1924).
Mübadiller 1924 Kasım ayı içinde, darp, sarhoş olarak silah atmak gibi bir dizi başka suça da bulaşmıştı. Örnekler için bkz. Antalya,
3 Teşrinisani 1340 (3 Kasım 1924); Antalya,
4 Teşrinisani 1340 (4 Kasım 1924).
66 Antalya Bayındırlık ve İskân İl Müdürlüğü
Arşivi, 96 No’lu Antalya İskân Defteri. Kente iskân edilen Romanlar esas olarak çiftçilikle iştigal ediyordu. Romanların bir bölümü ise Selanik’te müzisyenlik yapıyordu. Gerçekten de 17. yüzyıl tarihli kaynaklarda Karaferyalı Romanlar arasında çok sayıda müzisyenin varlığına işaret edilmekte, Karaferyalıların 18. yüzyılda Selanik
kahvehanelerinde çalgıcı olarak bulundukları, içlerinden en yetenekli olanların mehteran olarak istihdam edildikleri bilinmektedir. Karaferya Romanları ile ilgili olarak bkz.
Eyal Ginio, “Neither Muslim Nor Zimmis: The Gypsies (Roma) in the Ottoman State”, Romani Studies, 5, 14/2 (2004): 137-140.
67 Antalya’ya iskân edilen Karaferya ve
Langaza mübadillerinin ahfadının sözlü tanıklıkları, 2008 ve 2010 yılları arasında Antalya Yenikapı’da Abdülkadir Çember (Hafız Amca), Yaşar Denizsömüren (Amerikalı Yaşar), Teoman Fesleğen (Takoz Teoman), Savaş Sürülen (Bando Savaş)
ve diğerleriyle yaptığım görüşmelerden derlenmiştir.
68 Paylaştırılmış konut meselesinin
müzminleşmiş yoksulluk sorunuyla ilişkileri hakkında bkz. Rene Hirschon, Mübadele Çocukları, çev. Serpil Çağlayan (İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yay., 2005), s. 66-71.
69 BCA. CHP.K. 490.01.0.0-618.27.1, lef. 10.
Yerliler ve göçmenler arasındaki toplumsal bölünmenin siyasi sonuçları da olmuş, 1930’daki olaylı belediye seçimlerinde mübadiller diğer göçmenlerle birlikte SCF’yi desteklemişlerdi. Bkz. BCA. CHP.K. 490-01.0.0.0-618.28.1.
70 BCA. CHP.K. 490. 01-620. 33. 1, lef. 91.
Ma ida thelis na su ğo,oste va zis çe nase
Se hrisoprasina dendra,na thetis na kimase.

Sana ne dememi istersin,yaşayıp var olman için
Altın yeşili ağaçların altında,yatıp uyuman için

Cevapla

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir