MÜBADELEDE AYVALIK 3/giriş Turan Gönenç

Girit Konulu Gazete haberleri
Cevapla
Kullanıcı avatarı
eyuphuseyin
Site Admin
Mesajlar: 4207
Kayıt: 05 Haz 2019, 22:41
Konum: İstanbul
Teşekkür etti: 1097 kez
Teşekkür edildi: 27 kez
İletişim:

MÜBADELEDE AYVALIK 3/giriş Turan Gönenç

Mesaj gönderen eyuphuseyin » 17 Ağu 2019, 11:24

GİRİŞ

MÜBADELEDE AYVALIK 3/giriş
Turan Gönenç


1299 yılında kurulan Osmanlı Devleti kuruşundan itibaren, çeşitli etnik ve dini grupları bünyesi altında yaşatmıştır. İmparatorluğun sınırları içerisinde yaşamış azınlık gruplarından en önde gelenler, Rumlar, Ermeniler, Arnavutlar ve Bulgarlardır. Azınlıklar, ülke içerisinde her kademede kendilerine yer bulabilmiş ve ticaret yapabilmişlerdir. Ayrıca, Gayrimüslim azınlıklar inançlarında serbest bırakılarak önemli imtiyazlar elde etmişlerdir. Özellikle Rum-Ortodoks tebaası devlet kademelerinde önemli yerler edinmişlerdir. Dünyada 18. yüzyıldan itibaren diplomasinin önem kazanması ile beraber, birçok Fenerli aristokrat önemli konumlar elde etmeye başlamıştı.
Ancak, 1789 Fransız İhtilalinin yaymış olduğu, ulusçuluk akımı Avrupa’da birçok kavmi ayaklandırdığı gibi, Osmanlılarda da azınlıkların büyük bir kısmını etkilemiştir. Osmanlı Devleti’nde ilk ayaklanan millet Sırplar olmasına rağmen, en sistemli şekilde örgütlenmeyi ve eylem yapmayı Yunanlar gerçekleştirmiştir. Çünkü Sırplar’ın ayaklanmasını sadece Ruslar desteklerken, Yunanlar’ın bağımsızlık kazanmak için başlattıkları isyanı Ruslar da dahil olmak üzere Avrupa’nın büyük bir kısmı desteklemiştir. İsyan öncelikle Mora’da başlamıştır. Avrupa’nın da desteğini arkalarına alan Yunanlar isyan hazırlıklarına hız vermişlerdir. Diğer taraftan, Anadolu’da yaşayan Rum halkı da dış ülkelerin de körüklediği ayrılıkçı hareketlerden etkilenmişler ve Yunanlılara bağımsızlık kazanmaları konusunda destek vermişlerdir.
Diğer taraftan, 1830’dan 1922’ye kadar Yunanistan, Osmanlı Devleti’ne karşı yayılmacı, irredentist bir politika izlemiştir1. Bu dönem boyunca, Teselya (1881), Makedonya, Güney Ege adaları ve Girit (1912-1913) Osmanlı Devleti’nden kopartılarak Yunanistan’a bağlanmıştır. Bu süreç yalnızca toprak transferi yaratmakla kalmamış, aynı zamanda da yitirilen topraklardan Türk göçünün başlaması ile sonuçlanmıştır. Yunanistan’ını bu yayılmacı politikası, 1919-1922 döneminde Yunanistan’ın Anadolu’yu işgale kalkışması ile doruğa ulaşmıştır.
Batı Anadolu ve Karadeniz Havzası’nda kent, kasaba ve köylerde yaşayan Rumlar, Yunanistan’ın Anadolu üzerindeki emelleri için, önemli malzeme oluşturmaktaydı. Planlı olarak Urla, Ayvalık ve Erdek’te Rum nüfus sayıca artmaktaydı. Yunanlı tarihçi ve edebiyatçılar o dönemde Ayvalık nüfusunun tamamının Rumlar’dan oluştuğunu ileri sürmektedirler. Onların görüşüne göre 1773 tarihinde Ayvalık’ta yaşamış olan Papaz İkonomos bir Osmanlı Paşası kanalı ile, Ayvalık’a o zaman için çok kıymetli olan muhtariyet ile idare edilebileceğini belirten “Ferman-ı Hümayun”un verilmesini sağlamıştır. Yorgo Sakkari,
“Ayvalık’ın Tarihi” adlı eserinde bu fermandan ve elde edilen imtiyazlardan kesin bir dille söz etmektedir2. Yunan kaynakları da bu tezleri desteklemektedirler. Türk kaynaklarında böyle fermanın olduğu ispatlanamamıştır ancak, Osmanlı İmparatorluğu toprakları içerisinde kıyı bölgelerinde ticaret hinterlandı geniş olduğu için, bazı imtiyazların ve kolaylıkların sağlandığı görülmüştür.
Ayvalık, coğrafi konumu itibarı ile, adaların yoğun baskısı altında olması nedeni ile isyanlarda en fazla etkilenen yerlerden biri olmuştur. Yunanistan için, İzmir’den sonra Ayvalık’ın işgali çok önemlidir. İşgalden önce bilinçli olarak, Yunanistan’ın çeşitli bölgelerinden Ayvalık’a Rumların yerleşmeye başlaması, kasabanın toplama nüfustan oluştuğunu kanıtlar niteliktedir.
1821’de başlayan Mora isyanı etkisini Ayvalık’ta da göstermişti. Ayvalık Rumları, I. Dünya Savaşı sırasında siyasal faaliyetlerini etkin bir şekilde sürdürmüş, Çanakkale Savaşı’nın en yoğun dönemlerinde Cunda(Ali Bey) Adası’nda, diğer adalardan ve Yunanistan’dan gelen çetelerle isyan başlatmışlardır.
Osmanlı Devleti, kargaşayı önlemek ve bölgeyi rahatlatmak için 27 Mart 1917 günü 12-80 yaş arasındaki Rumların bir kısmını ülkenin değişik yerlerine göç ettirmiş, yerlerine Balkanlar’dan gelen Müslümanları yerleştirmiştir. Balkanlar’da yeni ulus devletlerin kurulması ile buralardaki Müslüman halk üzerindeki baskı artmış ve bu da Osmanlı topraklarına yoğun bir göçün yaşanmasına neden olmuştur.
Savaşı kaybeden Osmanlı İmparatorluğu’na ağır şartlar içeren Mondrös Antlaşması’nın imzalatılması ile Rumlar, Ayvalık’a sayılarını artırarak dönmüşlerdir. Özellikle Ayvalık çevresinde, Kurtuluş Savaşı boyunca Rumların, aleyhte siyasal faaliyetlerini sürdürmeleri, savaş sonrası azınlıklar sorununu oraya çıkarmıştır. Azınlıklar meselesi Nüfus Mübadelesi’ni hazırlayan en önemli nedenlerden biri olmuştur.
Kurtuluş Savaşından sonra Yeni Türkiye Cumhuriyeti devleti ile İtilaf Devletleri arasında imzalanan Lozan Anlaşması kapsamındaki Nüfus Mübadelesi protokolüyle Türkiye ve Yunanistan’da yaşayan azınlıkların zorunlu olarak karşılıklı değişimine karar verilmiştir. Mübadeleye tabi tutulacak halklar dini kimlik esasına göre belirlenmiştir.
Mübadelenin işleyişi sırasında her iki ülkede de sıkıntılı dönemler yaşanmıştır. Türkiye açısından baktığımızda, Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde kazanılmış bir Kurtuluş Savaşı sonrası kurulan Türkiye Cumhuriyeti bir yandan işgal ve savaşın neden olduğu yaraları sarmaya çalışırken, diğer yandan da uluslar arası antlaşma sonucu Türkiye’ye getirilen mübadillerin getirilmesi ve iskanı ile uğraşmak zorunda kalmıştır. Mübadillerin getirilmeleri, iskanı, üretici konuma geçirilmeye çalışılmaları çok kolay olmamıştır. Ancak, genç cumhuriyetin, yeni hükümeti yoğun çabalar göstererek ve herhangi bir dış yardım almayarak mübadele sürecini başarı ile tamamlayabilmiştir. Benzer sorunlar, Yunanlılar açısından da geçerli olmuştur. Dar bir yüz ölçümüne sahip olan Yunanistan, yaklaşık 1.200.000 göçmenin iskanını gerçekleştirmede zorlanmıştır.

2 Dokuz Eylül Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Arşivi, Yorgo Sakkari,
Ayvalık Tarihi, (Çev: Macit Uygur), basılmamış daktilo metin, s. 5,6.

Devam edecek....
Ma ida thelis na su ğo,oste va zis çe nase
Se hrisoprasina dendra,na thetis na kimase.

Sana ne dememi istersin,yaşayıp var olman için
Altın yeşili ağaçların altında,yatıp uyuman için

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir