Mübadelenin iki vatan yorgunları

Girit Konulu Gazete haberleri
Cevapla
Kullanıcı avatarı
eyuphuseyin
Site Admin
Mesajlar: 4540
Kayıt: 05 Haz 2019, 22:41
Konum: İstanbul
Teşekkür etti: 1097 kez
Teşekkür edildi: 27 kez
İletişim:

Mübadelenin iki vatan yorgunları

Mesaj gönderen eyuphuseyin » 21 Kas 2019, 09:30

Mübadelenin iki vatan yorgunları
42803.jpg
42803.jpg (113.73 KiB) 166 kere görüntülendi
İskender ÖZSOY

Bir rüzgâr esti, Ege’nin mavi suları karardı; on binler ayrılık acısına kelepçelendi.

30 Ocak 1923 tarihinde Lozan’da TBMM Hükümeti’yle Yunanistan Hükümeti arasında imzalanan Yunan ve Türk Ahalinin Mübadelesine İlişkin Sözleşme ve Protokol’e göre Yunanistan’dan Türkiye’ye yaklaşık 500 bin kişi geldi.

Mübadele büyük bir travmaydı; hem de aradan 93 yıl geçmesine karşın özellikle birinci kuşaklarda etkisi hâlâ devam eden travma.

Mübadeleyi “orada” ve “burada” yaşayan iki “asırlık çınar”ın tanıklıkları travmaya dair bazı ipuçları veriyor.
15 Mayıs 1909 tarihinde Yunanistan’ın Preveze kentinde doğan Salih Engeç bunca yıldır çocukluk vatanının hayaliyle yaşamış, kentini yanında taşımış.
……….

1924’ün temmuzunda Preveze limanından iki gemi kalktı.

Gemilerden Sulh Pendik’e, yandan çarklı Bahri Kemal Gemlik’e bıraktı yolcularını.

O iki gemiden Bahri Kemal’in bugün 107 yaşında olan yolcularından Salih Engeç, geçmişini tarihin emaneti olara saklıyor hafızasında.

Üç yaşına varmadan yetim ve öksüz kalan Salih Bey’i anneannesi Fatime Hanım’la teyzesi Zülfide büyütmüş.

SALİH-ENGEÇ.jpg
SALİH-ENGEÇ.jpg (20.88 KiB) 167 kere görüntülendi
KARDEŞÇE YAŞAMAK

Artık Salih Engeç’in Preveze’deki çocukluk günlerinden başlayarak anlattıklarına kulak vermenin zamanıdır:

“Preveze’de çocukluğum hep okulda geçti. Gemlik’e gelene kadar Kuran okulunda okudum. Preveze’deki camide müezzin yardımcılığı yaptım, ezan okudum. Okul hayatımın dışındaki hayatımız şatafatlı bir hayat değildi. Ama bayramları hatırlıyorum. Bayramlarda belimize yeşil-kırmızı kuşak bağlayıp gezerdik. Preveze’de Türk Rum kardeş gibi yaşıyorduk. Ta ki Türkiye’den kaçan Rumlar Preveze’ye gelene kadar. O Rumlar geldi bizi bozdu.”

Bozulan sadece Türklerle Rumların komşuluk, arkadaşlık ilişkileri değil; dirlik, düzendir.

Kaçak Rumlar iki de bir “Mustafa Kemal yakalandı. Demir kafese konuldu.” diye tellal çıkarmakta, moral bozmaktadır.

Huzursuzdur Preveze. Aileler huzursuzdur.

İşte böyle bir ortamda bir gerçekle tanışır Salih Engeç.

Preveze’ye veda gerçeğiyle.

AMBARDA YOLCULUK


Engeç anlatıyor:

“Huzursuzduk. Bir şeyler bekliyorduk ama adını koyamıyorduk. Limanda balık tuttuğum günlerden bir gündü. Yandan çarklı bir geminin ağır ağır yol aldığın fark ettim. Oltayı topladım koşarak eve gittim ve teyzeme haber verdim. Teyzem sevinçle, ‘Haydi gözümüz aydın. Vatanımıza gidiyoruz. O gemi bizi Türkiye’ye götürecek…” dedi. Bir hafta bekledikten sonra Bahri Kemal’e bindik. Yanya’dan, Lorus tarafından da gelenler oldu. Onlar Sulh gemisiyle Pendik’e gitti. Ambarda zahmetli bir yolculuktan sonra bir gece yarısı İstanbul’a geldik, ertesi gün de Gemlik’e. İlk bir hafta açıkta geceledik. Sonra evler verilene kadar böcekhanelerde kaldık. Gemlik’e bizden önce Vodina ve Girit mübadilleri gelmiş. Onlar değil ama yerliler bizi hoş karşılamadı. Tek kelime Türkçe bilmiyorduk. Ana dilimiz Rumcaydı. Bize o yüzden olsa gerek gâvur dediler. Aramızda büyük kavgalar çıktı birbirimize girdik. Ama zaman geçti bizden iyisi olmadı.”

Uzun yıllar İstanbul’da marangozluk yapan Salih Engeç’in bugün Preveze hakkında neler düşündüğünü öğrenmenin zamanıdır şimdi:

“ Preveze’yi özlemiyorum, ama görmek isterim doğrusu. Çünkü hep hayalimde. Gidebilsen eğer –tabii hâlâ duruyorsa - bir rüya gibi hatırladığım annemin, babamın ve kardeşim Namık’ın mezarını ziyaret etmek isterim. Evimi elimle koymuş gibi bulurum. Ezan okuduğum camiyi bulurum.”

GÖNÜL GÖZÜYLE GÖRÜYOR

AYŞE-ÇAM.jpg
AYŞE-ÇAM.jpg (28.99 KiB) 167 kere görüntülendi
Mübadelenin diğer tanığı Ayşe Çam Erdek’teki en yaşlı mübadil.

104 yaşında.

1912 yılında Kavala’nın Kokala (Kokkala) köyünde doğan Çam’ın gözleri uzun yıllardır görmüyor.

Gözleri görmüyor ama gönül gözü açık Ayşe Nine’nin.

Gönül gözüyle görüyor Kokala’yı.

Sorularımı can kulağıyla dinledi, bana gönül gözüyle bakarak ana dili Pomakçayla yanıtladı.(*)
Kokala’nın sakinleri Akdeniz gemisiyle 1924’ün martında önce Bandırma’ya, oradan da tepelerinde karların henüz erimediği Erdek’e gelmiş.

Şimdi gelelim başında yaşlı Pomak kadınlarının taktığı geleneksel sarı yemenisiyle köşesinde oturan mübadelenin asırlık tanığı dört çocuk, 30 torun, torun çocuğuyla torununu torunu gören Mollaalilerden Ayşe Çam’ın anlattıklarına:

AKDENİZ’LE MARMARA’YA

“Atatürk nurlarda yatsın. Bizi o kurtardı da getirdi buraya. Mübadil olmadan önce köyümüze Rumlar geldi. Galiba Bursa’dan gelmişlerdi. Bize ‘Bursa’ya gidin, güzeldir oraları…’ diyorlardı. Rumlar dinimize karışmıyordu, o bakımdan rahattık ama köy halkına çok eziyet ettiler. Evlerde hep silah arıyorlardı. Vermeyene işkence ediyor, zeytinyağında kaynattıkları yumurtaları koltuk altlarına koyuyorlardı. Köyün muhtarı olan dedem Ali aynı zamanda pehlivandı. O yüzden Rumlar bize dokunamıyordu. Mübadele olduğunda annem Fatma, dedem Ali ve amcalarımla Bandırma’ya geldik. Gelirken ev eşyalarımızı ve hayvanlarımızı da getirdik. Bizi Akdeniz gemisi getirdi. Yolda zorluk çektiğimizi hatırlamıyorum. Herkes erzağını hazırlamıştı. Erzağı bitenlere yardım ediliyordu. Ortak sofra kuruluyordu. Bandırma’ya gelince doktorlar bize baktı. Aileyi Erdek’e vermişler, Yukarıyapıcı köyüne. Ama orada kar vardı geldiğimizde. Onun için önce Aşağıyapıcı’da kaldık, karlar eriyince yukarı çıktık.”
…..

(*)Ayşe Çam Türkçe biliyor. Ama Pomakça düşündüğü ve daha çabuk konuşabildiği için sorularıma ana diliyle cevap ermeyi tercih etti. Konuşmayı torunu Şeref Aldırmaz çevirdi.


https://www.evrensel.net/haber/271934/m ... yorgunlari
Ma ida thelis na su ğo,oste va zis çe nase
Se hrisoprasina dendra,na thetis na kimase.

Sana ne dememi istersin,yaşayıp var olman için
Altın yeşili ağaçların altında,yatıp uyuman için

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir