OSMANLI NEFERİ VE SAVAŞ (1593-1699) İsmail GÜNTAN

Girit ile ilgili Tezler
Kullanıcı avatarı
eyuphuseyin
Site Admin
Mesajlar: 5747
Kayıt: 05 Haz 2019, 22:41
Konum: İstanbul
Teşekkür etti: 1098 kez
Teşekkür edildi: 27 kez
İletişim:

Re: OSMANLI NEFERİ VE SAVAŞ (1593-1699) İsmail GÜNTAN

Mesaj gönderen eyuphuseyin » 13 May 2020, 13:51

öncelikle kadırgalardan top ve tüfek atışları yapılmış ve gülbanglar çekilmiş, ardından kale duvarları üzerindeki askerler sırayla üç kez gülbang çekmişler, küçük ve büyük tüfekleri ateşlemişlerdi. Tüfek sesleri kesilmeden bu kez tabya ve siperlerde bulunan yüzlerce top ateşlenmişti. Tüfek ve topların oluşturduğu büyük sesin yanında askerler hep birlikte tekbir getirmişler, donanma topları ve karadaki toplarından ardı sıra yedi şer kez atış yapılmıştı.538 Bu kutlamaların ardından Köprülü F. Ahmet Paşa tarafından yedi gün ve gece denizde ve karada aydınlatma yapılması emredilmişti. Herkesten tüm çadır, ev ve dükkânları bayrak ve kandillerle süsleyip sazlı sözlü oyun ve eğlenceler yapmaları istenmişti. Bunun üzerine tüm askerler harekete geçerek kale içindeki çarşı ve pazar ile kale duvarları ve çadırları süslemişlerdi.
Geceleri, Kandiye Kalesi’nin duvarları yüz binlerce meşale, kandil, fener ve cephanede bulunan neft, katran, zift, yel ve bal mumlarıyla aydınlatılmıştı. Sadrazam, Defterdar Ahmet, Yeniçeri Ağası Abdurrahman ve Kethüda İbrahim Paşaların kollarında kumbara ve tüfek atışları yapılmıştı. Sabahları ise yine Kandiye Kalesi’nin tabyaları bayrak, sancak ve alemler ile süslenerek vüzera, mir-miran ve mir-livaların mehterhaneleri çalınmış, günde beş vakit namazlardan sonra dualar edilerek üçer kez gülbanglar çekilmiş ve top-tüfek atışları yapılmıştı. Bu şekilde yedi gün ve gece kutlamalar yapılmıştı.539 Kandiye fethi müjdesinin merkeze ulaşmasıyla birlikte tüm ülkede üç gün ve gece kutlamalar gerçekleştirilmişti.540
1672-73 tarihli Kamaniçe seferinde, kalenin fethinden sonra akşam saatlerinde aydınlatma ve şenliklerin yapılması ferman olunmuştu. Bunun üzerine vüzera ve tüm askerlerin çadırlarında mum donanması yapılmıştı. Ardından yeniçeriler ile vüzera sekbanı ve tüfekçileri, üçer kez tüfek atışları yapmışlardı. Ordugâh içindeki şâhî ve diğer toplar ateşlenerek üç kez atış yapılmış ve bu atışlar askerde sevinç uyandırmıştı. Kazak hatmanı Doroşenko dahi itaatini göstermek için üçer kez top ve tüfek atışı yaptırmıştı.541 Bunun yanında Kamaniçe’nin fethi nedeniyle Sultan IV. Mehmet devlet ricali tarafından tebrik edilerek kendilerine hilatler ihsan olunmuştu. Ayrıca üç gün üç gece şenlikler yapılmış ve fethin ülke genelindeki şehir ve kasabalarda kutlanması için emirler








538 Seyahatnâme, VIII, 204-205.
539 Seyahatnâme, VIII, s. 205.
540Mür’i’t Tevârih Tahlil ve Tenkidi Metni, s. 215.
541 Tarih-i Kamaniçe Tahlil ve Metin, s. 85.

134
Ma ida thelis na su ğo,oste va zis çe nase
Se hrisoprasina dendra,na thetis na kimase.

Sana ne dememi istersin,yaşayıp var olman için
Altın yeşili ağaçların altında,yatıp uyuman için

Kullanıcı avatarı
eyuphuseyin
Site Admin
Mesajlar: 5747
Kayıt: 05 Haz 2019, 22:41
Konum: İstanbul
Teşekkür etti: 1098 kez
Teşekkür edildi: 27 kez
İletişim:

Re: OSMANLI NEFERİ VE SAVAŞ (1593-1699) İsmail GÜNTAN

Mesaj gönderen eyuphuseyin » 13 May 2020, 13:52

gönderilmişti.542 Yine 1678-79 tarihli Çehrin’in fethi sonrasında İstanbul’da yedi gün ve gece sürecek olan top ve tüfek atışları ile şehrin aydınlatılması şenlikleri yapılmıştı. 543
Fetih sonrasında Padişah idaresindeki ordunun İstanbul’a dönüşüyle birlikte büyük tören ve eğlenceler gerçekleştirilmekteydi. 1595-96 tarihli Eğri seferi sonrasında Sultan IV. Mehmet’in İstanbul’a dönüşünde alay töreni gösterilmiş ve kutlamalar yapılmıştı. Öncelikle Büyük Çekmece menziline gelinmiş, buradan Davut Paşa Çiftliğinde bulunan kasr’a Sultan yerleşmiş ve hanedan üyeleri geldiğinde ziyafet verilmişti. Önce Kaptan Paşa, ardından Bağdat muhafızı Vezir Hızır Paşa ve Tebriz Eyaleti’nde görevli Vezir Mahmut Paşa Padişah huzuruna çıkmışlardı. Ertesi gün vezirler, ulema ve meşayih, Sultanı karşılamak üzere çayırda saflar halinde durmuşlardı. Sancak ve bayraklar açılarak mehterhane çalınmıştı. Çayırda saflar halinde bulunan ulemadan Şeyhülislam Bostan-zade Mehmet Efendi, eski Rumeli Kadıaskerleri Abdülbaki Efendi ve Mevlana Sunullah Efendi, Anadolu Kadıaskeri Ebussu’ud-zade Mustafa Efendi ve İstanbul Kadısı Ahi-zade Abdülhalim Efendi ile müderrisler rikab-ı hümayuna yüz sürmüşlerdi. Tüccarlar alaylarıyla durarak ve diba, atlas, kemha, çatma ve sirenk kumaşlarını yollara sermişlerdi. Yahudi, Hıristiyan ve Ermeniler alaylar halinde dizilip kıymetli kumaşlarını ellerine alıp uzatmışlardı. Sultanlara ait vakıf mütevellileri, hatip, hafız ve halifeler karşılıklı saflar oluşturarak tütsüler yakmışlar ve gerçekleştirilen fetih için dualar etmişlerdi. Sultan ve vezir vakıflarının mütevellileri ile kasap esnafları, sığır ve koyun kurban etmişlerdi. İki bin civarındaki esnaf alayı ile dört bin adet donanma askerleri alay geçişi yapmışlardı. Cezayir askerleri tarafından bir yaylım tüfek atışı yapılmıştı. Halkın büyük katılımı içinde alay geçişleri yapılmış ve sultan saraya girmişti.544
1620-21 tarihli Hotin seferi dönüşünde alaylar oluşturularak İstanbul’a girilmişti. Vezir birlikleri, Tersane kaptanları, kumbaracılar ile top arabacı ve topçular, cebeciler, yeniçeriler ve bölük ağaları ayrı ayrı saflar halinde bayraklarını açarak yürüyüş yapmışlardı. Tüccar ve esnaflar, Sultan II. Osman’ın geçeği yol üzerine kadife ve atlas kumaşlar sermişlerdi. İstanbul içine girilmesiyle birlikte kurbanlar kesilmiş ve dualar edilmişti. Alaylar halinde saraya varılmasıyla birlikte Bab-ı sa’adetten Arz kapısına kadar solaklar ve rikab-ı hümayun ağaları tarafından selam safları oluşturulmuştu. Sultan




542 Zübde-i Vekayiât Tahlil ve Metin, s. 30.
543 Zübde-i Vekayiât Tahlil ve Metin, s. 105; Vekâyi'-nâme, s. 470-471; İsa-zade Tarihi Tahlil ve Metin, s.
163.
544 Tarih-i Selâniki, II, 651-654.

135
Ma ida thelis na su ğo,oste va zis çe nase
Se hrisoprasina dendra,na thetis na kimase.

Sana ne dememi istersin,yaşayıp var olman için
Altın yeşili ağaçların altında,yatıp uyuman için

Kullanıcı avatarı
eyuphuseyin
Site Admin
Mesajlar: 5747
Kayıt: 05 Haz 2019, 22:41
Konum: İstanbul
Teşekkür etti: 1098 kez
Teşekkür edildi: 27 kez
İletişim:

Re: OSMANLI NEFERİ VE SAVAŞ (1593-1699) İsmail GÜNTAN

Mesaj gönderen eyuphuseyin » 13 May 2020, 13:54

Osman, Veziriazam Dilaver Paşa ve diğer vezirlere selam vererek atından inmiş ve dualar edilerek tahtına oturmuştu.545
1635-36 tarihli Revan seferi dönüşünde İstanbul’da alaylar düzenlenmesi için hazırlıklar yapılmıştı. Düzenlenecek alay töreni öncesinde has odalı, hazineli, kilerli ve seferli olan askerlere birer at ile birer altın yaldızlı ve simli kadife elbiseler ihsan olunmuştu. İstanbul’a girildiğinde askerlerin güzelce giyinip süngü ve tirkeşleriyle birlikte silahlı bir şekilde hazır bulunmaları istenmişti.546 Sultan IV. Murat öncelikle baştarda ile gece yarısında Üsküdar Sarayına geçmiş ve burada top atışları yapılmıştı. Sabah vakti Fenar Köşkü’nde ulema toplanmış ve sultana hayr duaları yapılmış ardından ikramda bulunulmuştu. Yeniçeriler, acemi oğlanları, cebeci, topçu ve tersane askeriyle, çavuşbaşı ve çavuşlar, müteferrika, rikab-ı hümayun ağaları, divan kâtip ve üyeleri, ulema ve dervişler tarafından alaylar oluşturulmuştu. Ulema yanında tüm İstanbul halkı, gruplar halinde toplanmış ve hayır duaları etmişlerdi. Tüccarlar tarafından geçiş güzergâhına kumaşlar serilmişti. Bab-ı hümayun’dan Bab-ı saadet’e kadar olan yol seraser ve kumaşlarla süslenmiş ve sultan buradan geçerek tahtına oturmuştu.547
1638-1639 tarihli Bağdat seferi dönüşünde yine alaylar ve karşılama törenleriyle saraya geçilmişti. Bahçe Kapısı’ndan Harem-i hümayun’a kadar arabalar ile önce darü’s- sa’ade ağası ve diğer ağalar, baltacılar, kapıcılar, bostancılar, vezirler, defterdarlar, ulema, şeyhler ile yeniçeri ve diğer kapı halkı saraya gelip selam için saf durmuşlardı. Bu arada kurbanlar kesilmiş ve dualar edilmişti. Ardından Sultan Murat, zırhlar içinde taşlarla süslü kılıç, hançer ve sorgucu ile at üzerine geçiş yapmıştı. Önünde mücevher eğer ve gemli on bir yedek atları, başlarında turna tüy ve altın taşlarla süslü topuzları ve ellerinde ok ve yaylarıyla solaklar yürüyorlardı. Bunun yanında vezir kaimmakam, şeyhülislam, kapudan ve diğer vezirler, kadıaskerler, tevki’i ve defterdarlar, rikab-ı hümayun ağaları, müteferrika, çaşnigirler, divan efendileri, çavuşlar, şeyhler, seyyitler, nakib-ul eşraf, bab-ı sa’adet ağası, silahtar, çukadar, iç halkından has-odalı, hazineli, kilerli, üç yüzden fazla harem ağaları, ardından siyah yelkenli doğancılar, alemdarlar, mehteran bölüğü ve mir-i alem ağa yürüyüş yapmışlardı. Tüm İstanbul halkı gruplar halinde Sultan Murat’ın yüzünü görmek amacıyla toplanmıştı. Meydanlarda kurbanlar kesilmiş ve esnaf tarafından kadife ve ipek kumaşlar Padişah atının ayakları önüne





545 Topçular Kâtibi Tarihi, s. 758.
546 Revan ve Tebriz Ruznâmesi, s. 59.
547 Topçular Kâtibi Tarihi, s. 1039-1040.

136
Ma ida thelis na su ğo,oste va zis çe nase
Se hrisoprasina dendra,na thetis na kimase.

Sana ne dememi istersin,yaşayıp var olman için
Altın yeşili ağaçların altında,yatıp uyuman için

Kullanıcı avatarı
eyuphuseyin
Site Admin
Mesajlar: 5747
Kayıt: 05 Haz 2019, 22:41
Konum: İstanbul
Teşekkür etti: 1098 kez
Teşekkür edildi: 27 kez
İletişim:

Re: OSMANLI NEFERİ VE SAVAŞ (1593-1699) İsmail GÜNTAN

Mesaj gönderen eyuphuseyin » 13 May 2020, 13:55

serilmişti. Alaylarla saraya varılmasıyla birlikte Bab-ı hümayun’dan Bab-ı sa’adete kadar olan yol kadife ve ipek kumaşlar serilmek suretiyle süslenmişti. 548
1672-73 tarihli Kamaniçe seferi dönüşünde Edirne’de alay töreni ve kutlamalar yapılmıştı. Yeniçeriler, saray kapısından Çukurçayırı menziline varıncaya kadar karşılıklı olarak saflar oluşturmuşlardı. Yeniçeri Ağası Abdurrahman Paşa ve ocak ağaları saflarda yerlerini aldıktan sonra Sadrazam kethüdası, ağaları ve iç oğlanları alaylar halinde Çukurçayırı’nda bulunan köprüden geçmişler ve uygulana geldiği üzere safların sağ tarafında yerlerini almışlardı. Defterdar kethüdası, ağaları ve iç oğlanları safların sol kısmına geçmişler ve Sultanın gelmesi beklenmişti. Ayrıca Edirne’nin ulema ve meşayihi karşılama töreni için saflarda selama durmuşlardı. Sultan IV. Mehmet alaylarla teşrif etmiş ve iki tarafta saflar halinde bulunan vezirleri, ulema ve meşayih ile askerleri selamlayarak saraya giriş yapmıştı.549
Uzun ve zorlu bir sürecin ardından gerçekleştirilen fetih eğlenceleri, devletin kendi gücünü askerler üzerinden ortaya koyması ve buna da halkı ortak etmesi anlamına geliyordu. Eğlenceler fethin ardından ordugâhta başlatılıyor ve merkezden büyük eyaletlere gönderilen emirlerle ülke geneline yayılıyordu. Öncelikle devletin üst kademesinde kutlama gerçekleştiriliyor ardından askerlerin içinde yer aldığı eğlencelere geçiliyordu. Sefer bölgesinde gösterilen alay törenleri, gülbang çekilmesi, top ve tüfek atışları yalnızca bir kutlamayı ifade etmiyor aynı zamanda devletin sefer sürecinde uyguladığı psikolojik savaş ve üstünlüğün devamını da sağlama amacı güdüyordu. 1668-
69 tarihli Girit-Kandiye Kalesi’nin fethinin ardından, kaleyi boşaltarak Kandiye’ye yakın bir konumda olan İstandiye Adası’na geçen halkın gerçekleştirilen kutlamalar karşısında nasıl perişan oldukları ifade ediliyordu.550 Yine 1672-73 tarihli Kamaniçe’nin fethinin ardından kale içerisinden gruplar halinde çıkış yapan düşman askerleri ve halk, kale kapısından başlayarak yolun sağ ve solunda askerler tarafından oluşturulan ihtişamlı safların içerisinden geçirilmek suretiyle psikolojik baskı uygulanıyordu.551
Ordugâhta düşmana karşı uygulanan güç gösterisi, ordunun dönüş yolunda ve İstanbul’da bu kez halka karşı gerçekleştiriliyordu. Bu süreçte askerlerin giyim kuşam ve teçhizatlarına son derece dikkat ediliyordu. Ayrıca fetih eğlenceleri, hükümdarın belirli bir süre için halkla temas ettiği dönemler olması açısından da önemliydi. Aynı zamanda




548 Topçular Kâtibi Tarihi, s. 1122-1124.
549 Tarih-i Kamaniçe Tahlil ve Metin, s. 127-128.
550 Seyahatnâme, VIII, s. 205.
551 Zübde-i Vekayiât Tahlil ve Metin, s. 29-30; Vekâyi'-nâme, s. 386

137
Ma ida thelis na su ğo,oste va zis çe nase
Se hrisoprasina dendra,na thetis na kimase.

Sana ne dememi istersin,yaşayıp var olman için
Altın yeşili ağaçların altında,yatıp uyuman için

Kullanıcı avatarı
eyuphuseyin
Site Admin
Mesajlar: 5747
Kayıt: 05 Haz 2019, 22:41
Konum: İstanbul
Teşekkür etti: 1098 kez
Teşekkür edildi: 27 kez
İletişim:

Re: OSMANLI NEFERİ VE SAVAŞ (1593-1699) İsmail GÜNTAN

Mesaj gönderen eyuphuseyin » 13 May 2020, 13:56

fetih tören ve eğlenceleri, yayılmacı bir politikaya sahip olan devletin ve bu devletin başı olarak gazi ve İslam’ın savunucusu iddiasında olan padişahların, iddialarının gerçekleştiği, halkın gözünde güç ve meşruiyetin arttığı dönemleri ifade ediyordu. Zor şartlar altında gerçekleştirilen bir seferin başarıya ulaşmasıyla birlikte muzaffer bir ordunun mensubu olarak Osmanlı askerleri, seferlerde edindikleri maddi ve manevi kazançlar neticesinde sistemin savunucusu olmaya devam ediyorlardı.
Ma ida thelis na su ğo,oste va zis çe nase
Se hrisoprasina dendra,na thetis na kimase.

Sana ne dememi istersin,yaşayıp var olman için
Altın yeşili ağaçların altında,yatıp uyuman için

Kullanıcı avatarı
eyuphuseyin
Site Admin
Mesajlar: 5747
Kayıt: 05 Haz 2019, 22:41
Konum: İstanbul
Teşekkür etti: 1098 kez
Teşekkür edildi: 27 kez
İletişim:

Re: OSMANLI NEFERİ VE SAVAŞ (1593-1699) İsmail GÜNTAN

Mesaj gönderen eyuphuseyin » 13 May 2020, 13:58

SONUÇ


Osmanlı Devleti, fetihçi felsefesi ve devlet mekanizmasıyla askeri karakterli bir yapıya sahipti. Kuruluşundan itibaren devletin uzun yıllar düşmanlarına karşı verdiği mücadele, gelişmiş bir askeri örgütlenme ve kurumsal yapının yanında büyük bir savaş tecrübesini de beraberinde getirmişti. XVI. ve XVII. yüzyıllar, Osmanlı Devleti’nin çağdaşlarıyla aynı askeri teknolojiyi paylaştığı, öz kaynaklarını ve zengin insan unsurunu askeri organizasyonlar için seferber etme konusunda belli bir olgunluğa ulaştığı dönemi ifade ediyordu.
Gelişmekte olan silah teknolojisinin savaşlara olan etkisi göz ardı edilemez ise de bu dönemde meydana gelen savaşların merkezinde askerler yer alıyordu. XVI. ve XVII. yüzyıllarda güçlü devlet, zengin sefer finansmanıyla, kaynaklarını ve büyük askeri birliklerini olabildiğince düzenli ve hızlı bir şekilde sefer mahalline sorunsuz yönlendirebilen siyasi yapıları temsil ediyordu.
Osmanlı seferleri, merkezin belirlediği belli bir plan dâhilinde gerçekleştirilse de asker açısından her sefer organizasyonu bilinmeze yolculuk ve bir macera niteliğindeydi. Sefer organizasyonları yalnızca iki ordu arasındaki mücadeleyi ifade etmiyordu aynı zamanda askerin zamana ve mevsimsel şartlara bağlı olarak doğa olaylarına karşı verdiği savaşı içinde barındırıyordu. Askerler düşman kadar kış şartlarının kendilerine getireceği sorunlardan çekiniyorlardı.
Askerler için savaşmak hem dini bir vecibeyi yerine getirmek, hem de maddi kazanç sağlama yoluydu. Gaza ile ganimet birbirinden farklı kavramlar olarak görülmüyordu. Devlet ile asker arasında bu konuda bir uzlaşı mevcuttu ve sefere katılımı için yapılan çağrılar da bu konular birlikte zikrediliyordu. Askerin moral ve motivasyonunun manevi alt yapısını kutsal savaş anlayışı, maddi alt yapısını ganimet oluşturuyordu. Askerin ganimet hakkı merkezi yönetim nezdinde saklı tutuluyordu. Bu hakkın askerin elinden alınması yönetim için iki düşman arasında kalmayı denk bir durumu ifade edebilirdi. Özellikle Kırım Tatarları gibi ganimet ve yağma üzerine yaşam süren askerler için bu durum daha kritiktir. Bununla birlikte ganimet, askerler arasında sosyal statüyü artıran onlara itibar kazandıran bir etken olarak görülüyor ancak paylaşımı konusunda anlaşmazlığa düşüldüğünde birbirlerini öldürebilecek seviyeye gelmelerine neden olabiliyordu.
Osmanlı yönetiminin seferlerdeki ilk büyük sorunu askerleri merkezi orduda

toplamaktı. Görece olarak İstanbul’da bulunan kapıkulu ordusu mensuplarının taşra


139
Ma ida thelis na su ğo,oste va zis çe nase
Se hrisoprasina dendra,na thetis na kimase.

Sana ne dememi istersin,yaşayıp var olman için
Altın yeşili ağaçların altında,yatıp uyuman için

Kullanıcı avatarı
eyuphuseyin
Site Admin
Mesajlar: 5747
Kayıt: 05 Haz 2019, 22:41
Konum: İstanbul
Teşekkür etti: 1098 kez
Teşekkür edildi: 27 kez
İletişim:

Re: OSMANLI NEFERİ VE SAVAŞ (1593-1699) İsmail GÜNTAN

Mesaj gönderen eyuphuseyin » 13 May 2020, 13:59

ordusuna göre toplanması ve hareketi daha kolay gerçekleştirilebiliyordu. Eyalet birliklerinin kendi zabitleri altında hazırlarını tamamlayıp harekete geçmeleri belli bir hazırlık dönemini gerektiriyordu. Bu nedenle merkezden eyalet yöneticilerine ordunun hareketinden aylar önce emirler bazen birkaç kez üst üste gönderilerek orduya katılmaları isteniyordu. Seferberlik emirlerinde savaşa icabet etmenin dini bir zorunluluk olduğu ifade edilebiliyor, aynı zamanda katılım gerçekleşmediği takdirde tehdit ve ne tür cezalandırmalar yapılabileceği belirtiliyordu.
Seferlere askerin yanında emir komuta zincirinde önemli bir yeri olan, görevlendirme ve görevi yerine getirme konusunda yetkin ve hızlı hareket edebilen, Osmanlı seferlerinin başarılı olmasında büyük pay sahibi olan geniş bir bürokratik sınıf katılıyordu. Bunlar merkezi yönetimden taşraya varan ve ordu içindeki kademeleri temsil eden bir bürokratik zincir oluşturuyorlardı. Bürokratik ağda gerçekleşen herhangi bir aksaklık sefer organizasyonları süresince merkezi yönetimin üzerinde hassasiyetle durduğu bürokratik işlevselliğin sekteye uğraması anlamına geliyordu. Bu nedenle görevde ihmali görülenler çeşitli şekillerde cezalandırılarak emir komuta zincirinin hızlı ve etkin yapısı daima canlı tutulmak isteniyordu.
Osmanlı Devleti’nde askerlik profesyonel bir meslek olarak algılanmaktaydı. Sefer yürüyüşü ve konak yerlerinde özellikle kapıkulu askerleri barınma, beslenme ve ücretlerinin karşılanması merkezi yönetimin sorumluluğu altındaydı. Sefer yürüyüşü ve konak yerlerinde yönetimin askerlerin ihtiyaçlarını gidermeye yönelik çabalarına karşılık, bu kez savaş alanından aynı çaba ve gayret askerlerden bekleniyordu.
Askerler arasındaki ilişkiler günlük hayatta karşılaşılan türdendi. Zafer kazanmanın verdiği mutlulukla askerler arasından şakalaşmalar görüldüğü gibi çeşitli nedenlerden dolayı anlaşmazlıklarda yaşanabiliyordu. Askerler arasında makam ve mevki yarışının yanında hırsızlık olayları da görülebiliyordu.
Askerlerin sefer yürüyüşü sefer organizasyonları içerisinde büyük ve önemli bir zaman dilimini kapsıyordu. Askerin olabildiğince hızlı ve düzenli bir şekilde sefer mahalline sevki merkezi yönetimin önemle üzerinde durduğu konuların başında geliyordu. Bu süreçte ordu birliklerinin problemsiz bir şekilde sevki için gerekli önlemler alınıyordu.
Konak yerleri ve ordugâh, Osmanlı ordusunun barınma ve uğrak yerleri olmalarının yanında askerlerin sosyal yaşamlarını geçirdikleri alanlardı. Buralarda bir savaş provası niteliğinde askeri talimler yapıldığı gibi, tamir ve imar faaliyetleri yürütülüyor, aynı zamanda kutlamak ve şenlikler düzenleniyordu. Menziller ve


140
Ma ida thelis na su ğo,oste va zis çe nase
Se hrisoprasina dendra,na thetis na kimase.

Sana ne dememi istersin,yaşayıp var olman için
Altın yeşili ağaçların altında,yatıp uyuman için

Kullanıcı avatarı
eyuphuseyin
Site Admin
Mesajlar: 5747
Kayıt: 05 Haz 2019, 22:41
Konum: İstanbul
Teşekkür etti: 1098 kez
Teşekkür edildi: 27 kez
İletişim:

Re: OSMANLI NEFERİ VE SAVAŞ (1593-1699) İsmail GÜNTAN

Mesaj gönderen eyuphuseyin » 13 May 2020, 14:00

menzilhane sistemi, Osmanlı ordusunun iaşe-ikmal yükünü çeken ve seferlerin başarılı olmasında önemli bir görev üstlenen alanlardı.

Merkezi yönetim açısından geniş askeri birliklerin iaşesini sağlamak büyük ve önemli bir problem olmasının yanında ciddi bir organizasyonu gerektiriyordu. Merkezi yönetim, taşra teşkilatı, menzilhane sistemi ve vergi mükellefi olarak halkın katılımıyla sefer süresince askerin beslenme problemini gidermeye çalışıyordu.
Askeri seferlerde uygulanan yönetimin savaşa teşvik uygulamaları ve ödüllendirmeler askerin sefer sürecinde moral ve motivasyonlarının üst seviyede tutulması için gerekli ve yerine getirilmesi gereken yöntemlerdi. Yalnızca maddi teşvikler değil, padişah ve serdarların savaş boyunca askerlere olan yakın ilgi ve desteği onlar için büyük bir manevi güç anlamına geliyordu. Askerler için devletin maddi kaynak ve yönetimiyle arkasında olduğunu bilmek güven duygusunu ve çalışma gayretini artıran etkenlerdi. Askerlerin savaşlarda gösterdikleri yararlılık ve başarılar neticesinde yönetim tarafından uygulanan gelen rütbe yükseltme gibi yöntemler ordu içinde dikey hareketliğinin önünü açıyor, liyakate bağlı olarak askeri kademelerdeki yenilenmeyi kendiliğinden meydana getiriyordu.
Törenler ve eğlenceler sefer organizasyonlarının ayrılmaz bir parçasıydı. Askeri törenler, halk ve elçiler nezdinde devletin güç ve ihtişamını yansıttığı gibi, zorlu bir süreç sonucunda gerçekleştirilen eğlenceler, askerin haklı zaferini ifade ediyordu.
Osmanlı askerlerinin savaşlardaki durumlarına dair bir takım bilgilere ulaşmak mümkünse de onların dünyasını ayrıntılı bir şekilde ele almak ve daha yakından incelemek kaynakların, sistem ve devlet merkezli anlatımları nedeniyle zorlaşmaktadır. Yıldız’ın belirttiği gibi belge ve kronik yazarlarının bütüncül yaklaşımdan uzak yaptıkları atıflar, askerin toplum düzeyinde ve birer fert olarak ele alınmasını engellemektedir.552 Kroniklerde daha çok komutan ve belirli rütbelerdeki askerlere yönelik bazı anlatımlar dışında sıradan Osmanlı askeri çoğunlukla göz ardı edilmesine rağmen savaşların baş aktörleri oldukları açıktır.













552 Gültekin Yıldız, Neferin Adı Yok, s. XII.

141
Ma ida thelis na su ğo,oste va zis çe nase
Se hrisoprasina dendra,na thetis na kimase.

Sana ne dememi istersin,yaşayıp var olman için
Altın yeşili ağaçların altında,yatıp uyuman için

Kullanıcı avatarı
eyuphuseyin
Site Admin
Mesajlar: 5747
Kayıt: 05 Haz 2019, 22:41
Konum: İstanbul
Teşekkür etti: 1098 kez
Teşekkür edildi: 27 kez
İletişim:

Re: OSMANLI NEFERİ VE SAVAŞ (1593-1699) İsmail GÜNTAN

Mesaj gönderen eyuphuseyin » 13 May 2020, 14:01

KAYNAKLAR





TEMEL KAYNAKLAR

Abdurrahman Abdi Paşa. (2008). Abdurrahman Abdi Paşa Vekâyi'-nâmesi (Osmanlı

Tarihi 1648-1682), (haz. Fahri Çetin Derin), Çamlıca Basım Yayın, İstanbul.

Antoine Galland. (1973). İstanbul’a Ait Günlük Anılar 1672-1673, I-II, (yay. Charles

Schefer, çev. Nahid Sırrı Örik), TTK, Ankara.

Cafer Iyani. (2001). Tevârih-i Cedid-i Vilayet-i Üngürüs (Osmanlı-Macar Mücadelesi

Tarihi, 1585-1595), (haz. Mehmet Kirişçioğlu), İstanbul.

Defterdar Sarı Mehmed Paşa. (1995). Zübde-i Vekayiât Tahlil ve Metin (1066-1116/1656-

1704), (haz. Abdülkadir Özcan), Ankara.

Evliyâ Çelebi. (1999-2007). Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi, I-X, ( haz. Seyit A. Kahraman,

Y. Dağlı, R. Dankoff), Yapı Kredi Yayınları, İstanbul.

Graf Marsilli. (1934). Osmanlı İmparatorluğu’nun Zuhur ve Terakkisinden İnhitatı

Zamanına Kadar Askeri Vaziyeti, ( çev. M. Kaymakam Nazmi), Ankara.

Hacı Ali Efendi. (2003). Hacı Ali Efendi ve Tarih-i Kamaniçesi’si, (haz. Ayşe Hande Can), (Basılmamış Yüksek Lisans Tezi), Mimar Sinan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul.

Hans Dernschwam. (1992). İstanbul ve Anadolu’ya Seyahat Günlüğü, (çev. Yaşar Önen),

Kültür Bakanlığı Yayınları, Ankara.

“IV. Murad’ın Revan Seferi Menzilnâmesi”, (1984), (yay. Nezihi Aykut), İstanbul

Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Dergisi, S. 34, İstanbul, 183-246.

IV. Sultan Murad’ın Revan ve Tebriz Ruznâmesi, (1999), (yay. Yunus Zeyrek), Kültür

Bakanlığı, Ankara.

İsâ-zâde Abdullah Efendi. (1996). İsâ-zâde Tarihi (Metin ve Tahlil), (haz. Ziya

Yılmazer), İstanbul.

Jean Baptiste Taveriner. (2006). Tavernier Seyahatnamesi, (çev. Teoman Tunçdoğan),

Kitap Yayınevi, İstanbul.


142















Kara Çelebi-zâde Abdülaziz Efendi. (2005). Kara Çelebi-zâde Abdülaziz Efendi’nin Zafername Adlı Eseri (Tarihçe-i Feth-i Revan ve Bağdad), (haz. Nermin Yıldırım), (Basılmamış Yüksek Lisans Tezi), Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul.

Kâtib Çelebi. (2007). Deniz Savaşları Hakkında Büyüklere Armağan (Tuhfetü’l-Kibar fi Esfari’l-Bihar), (yay. haz. Seda Çakmakcıoğlu-Çetin Şan), Kabalcı Yayınevi, İstanbul.

Kâtib Çelebi. (2007). Kâtip Çelebi Fezleke Tahlil ve Metin I-III, ( haz. Zeynep Aycibin), (Basılmamış Doktora Tezi), Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul.

Mehmet Halife. (1340). Tarih-i Gılmani, Orhaniye Matbaası, İstanbul.
Ma ida thelis na su ğo,oste va zis çe nase
Se hrisoprasina dendra,na thetis na kimase.

Sana ne dememi istersin,yaşayıp var olman için
Altın yeşili ağaçların altında,yatıp uyuman için

Kullanıcı avatarı
eyuphuseyin
Site Admin
Mesajlar: 5747
Kayıt: 05 Haz 2019, 22:41
Konum: İstanbul
Teşekkür etti: 1098 kez
Teşekkür edildi: 27 kez
İletişim:

Re: OSMANLI NEFERİ VE SAVAŞ (1593-1699) İsmail GÜNTAN

Mesaj gönderen eyuphuseyin » 13 May 2020, 14:01

Michael, Heberer. (2003). Osmanlıda Bir Köle Brettenli Michael Heberer’in Anıları

1585-1588, (çev. Türkis Noyan), Kitap yayınevi, İstanbul.

Mustafa Nâimâ Efendi. (2007). Tarih-i Nâimâ, I-IV, (haz. Mehmet İpşirli), TTK, Ankara.

Ogier Ghislain de Busbecq. (2013). Türk Mektupları, Kanuni Dönenimde Avrupalı Bir Elçinin Gözlemleri (1555-1560), (çev. Derin Türkömer), Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2. Basım, İstanbul.

“Osmanlı Askeri Teşkilatı Hakkında Bilinmeyen Bir Eser Yeniçeri Ocağına İlişkin Bir Risale (Değerlendirme ve Metin), (2013), (yay. Fatma Kaytaz), İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Dergisi, 57/1, İstanbul, 45-68.

Rahimi-zâde İbrahim Çavuş Harimi. (2010). Kitâb-ı Gencine-i Feth-i Gence (Osmanlı- İran Savaşları ve Gencenin Fethi 1583-1590), (haz. Günay Karaağaç-Adnan Eskikurt),Çamlıca Basım Yayın, İstanbul.

Selâniki Mustafa Efendi. (1999). Tarih-i Selâniki, I-II, (haz. Mehmet İpşirli), TTK,

Ankara.

Sıdkı Paşa. (2006). Gazâvat-ı Sultan Murad-ı Rabi, (haz. Mehmet Arslan), İstanbul.

Stephan Gerlach. (2007). Türkiye Günlüğü I-II, (çev. Türkis Noyan), Kitap yayınevi,

İstanbul.



143
Şem’dânizâde Fındıklı Süleyman Efendi. (2009). Şem’dânizâde Fındıklı Süleyman Efendi’nin Mür’i’t Tevârih Adlı Eserinin (180b-345a) Tahlil ve Tenkidi Metni, ( Basılmamış Yüksek Lisans Tezi), Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul.

Tarih-i Osman Paşa, (haz. Yunus Zeyrek). (2001). Kültür Bakanlığı, Ankara.

Teşrifatçıbaşı Ahmet Ağa. (1998). Devlet-i Aliyye Teşrifatçıbaşısı Ahmet Ağa’nın Viyana Kuşatması Günlüğü, (düz. Richard F. Krautel, çev. Esat Nermi Erendor), Aksoy Yayıncılık, 2. Baskı, İstanbul.

Topçular Kâtibi Abdulkadir (Kadri) Efendi. (2003). Topçular Kâtibi Tarihi (Metin ve

Tahlil), I-II, ( haz. Ziya Yılmazer), Ankara.
Ma ida thelis na su ğo,oste va zis çe nase
Se hrisoprasina dendra,na thetis na kimase.

Sana ne dememi istersin,yaşayıp var olman için
Altın yeşili ağaçların altında,yatıp uyuman için

Cevapla

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir