ŞER’İYYE SİCİLLERİNİN ŞEHİR TARİHİ AÇISINDAN ÖNEMİ Hava SELÇUK

Girit İle ilgili Akademik Yayınlar
Cevapla
Kullanıcı avatarı
eyuphuseyin
Site Admin
Mesajlar: 3124
Kayıt: 05 Haz 2019, 22:41
Konum: İstanbul
Teşekkür etti: 1098 kez
Teşekkür edildi: 28 kez
İletişim:

ŞER’İYYE SİCİLLERİNİN ŞEHİR TARİHİ AÇISINDAN ÖNEMİ Hava SELÇUK

Mesaj gönderen eyuphuseyin » 28 Eyl 2019, 00:37

ŞER’İYYE SİCİLLERİNİN ŞEHİR TARİHİ AÇISINDAN
ÖNEMİ (KAYSERİ ÖRNEĞİ)
Hava SELÇUK *
Özet

Şer’iyye Sicili veya Kadı Sicili olarak zikredilen Osmanlı şehirlerinde Kadılar tarafından
tutulan ve mahkeme tutanakları olarak ifade edilen defterler Osmanlı toplumunun, siyasi,
ekonomik, askerî ve kültürel yapısının ortaya konmasında önemli bir kaynaktır. Kayseri’ye ait
289 Şer’iyye sicilinin temel kaynak olarak kullanılması neticesinde ortaya konulan Kayseri
şehir tarihi ile ilgili makale, kitap ve bildiriler incelenmiştir. Kayseri’de yaşayan Müslüman ve
gayri Müslimler arasındaki ilişkisi, din değiştiren kişilerin sayısı yine Şer’iyye sicillerinden
tespit edilebilmektedir. Şer’iyye Sicilllerinde, bugüne kadar ismi hiç duyulmamış 200’den
fazla cami, mescit, medrese, mektep, Mevlevihane, türbe, hangâh, zaviye, imaret, kervansaray,
han, çarşı, hamam, çeşme gibi pek çok yapının varlığından bahsedilmektedir. Yayınlanan
çalışmalarda Kayseri’nin stratejik önemi ve Osmanlı ordusunun doğu ve batıda yaptığı
seferlere katkısı ortaya konulmuştur. Osmanlı taşrasının önemli şehirlerinden biri olan
Kayseri’nin Şer’iyye sicillerindeki belgeler ışığında sosyal yapısı irdelenmiştir. Dolayısıyla
Kayseri Şer’iyye Sicillerinin temel kaynak olarak kullanıldığı bu çalışmalarda Osmanlı
Devleti’nin bir taşra şehri olan Kayseri’nin mahalli tarihi incelenmiştir.
GİRİŞ
KAYTAM merkezinde toplam 289 adet Kayseri kadı sicilinden 242’sinin
mikrofilmi bulunmaktadır. Bu defterlerin bir kısmı yüksek lisans ve lisans
öğrencileri tarafından tez olarak hazırlanmıştır. (http://
kaytam.erciyes.edu.tr/Arsiv.htm). Yapılan bu tezler ve okunmamış defterler
kullanılarak dönemin sosyal, siyasî, ekonomik ve askerî tarihi incelenerek,
kitaplar, makaleler ve bildiriler yayımlanmıştır. Kayseri’nin mahalli tarihi
açısından olduğu kadar Osmanlı tarihinin taşra teşkilatının ortaya konmasında
Şer’iyye Sicilleri önemli bir kaynak olarak karşımıza çıkmaktadır. Kayseri kadısı
sadece Müslümanların değil gayrimüslimlerin de davalarına bakmışlardır. Bu
nedenle hatıratları ve seyyahların olmadığı dönem açısından kadıların baktığı bu
davalar sosyal tarih açısından önemli olmaktadır. Müslüman-gayrimüslim
ilişkileri, o dönemde kullanılan eşyalar, kıyafetler tereke kayıtları vasıtasıyla
ortaya konulabilmektedir. Bu çalışmada Kayseri Şer’iyye Sicilleri kaynak
kullanılarak yapılan çalışmaların değerlendirilmesi yapılarak, sicillerin şehir
tarihi açısından önemi ortaya konulmuştur.
1. Kayseri’nin Siyasi ve Askerî Tarihi ile ilgili Yapılan Çalışmalar
a.Kürt Mehmet İsyanı ve Kayseri
“1651 Yılında Kayseri Kalesinin Kuşatılması ve Kürd Mehmed Ağa” adlı makalede
Kayseri Kalesi’nde hazinenin saklanmış olması sadece Kayseri kalesine değil kale
dışındaki yerleşim birimlerde ikamet eden kişilere de zarar verdiği ifade
edilmiştir. Kayseri halkından elli kişi Kürd Mehmed’in etrafındaki sarıca ve
sekbanlar tarafından öldürülmüştü. Bir taraftan isyancılar halkın mallarını talan
etmişler, öbür taraftan devletin resmî görevlileri kethüdalar halktan her hangi bir
emir olmadan Kürd Mehmed hadisesinin zararlarını temin etmek maksadıyla
usulsüz olarak para toplamışlardır. Kayseri kalesinin bu kuşatmadan zarar görüp
onarılması da ayrı bir masraf gerektirmiştir. Dolayısıyla Abaza ve İbşir Paşa’nın
en iyi adamlarından olan Kürd Mehmed Ağa Kayseri’de büyük bir yıkıma ve
sıkıntıya sebep olmuştur ki Kayseri’de ikamet eden Müslüman ve gayrimüslim
tebaadan yaklaşık on binden fazla kişi maddi ve manevi açıdan zarara uğramıştır.
Kayseri Kalesi canla başla muhafaza edilmesine rağmen, daha sonra isyancılarla
devletin anlaşması neticesinde hazine asilere teslim edilmiş, Kayseri halkının
asilerle mücadelesi yarıda bırakılmıştır (Selçuk 2008: 39).
b.Girit Seferi’ne Kayseri’nin Katkısı
Kayseri Sancağı ve Girit Seferine Katkısı (1645-1669) adlı esere göre Kayseri idarî
olarak 1645–1669 yılları arasında Karaman eyaletine bağlı bir Sancak konumunda
idi. Osmanlı Devleti bu tarihlerde bir taraftan Girit Adasının fethi çalışmalarını
sürdürürken bir taraftan da içteki ve dıştaki karışıklıklarla mücadele etmekteydi.
Bunların başında XVI. yüzyılda başlayan ve XVII. yüzyılda da varlığını çok
şiddetli olmasa da sürdüren Celalî ayaklanmaları gelmekte idi. Girit Seferi
yapılırken bir taraftan da Erdel üzerine de sefer düzenlenmişti. Osmanlı
Devleti’nin bütün sancaklarında olduğu gibi Kayseri Sancağı’nda da bu seferler
için büyük hazırlıklar yapılmış hem insan gücü hem de techizat bakımından
destek sağlanmıştı. Devletin askerî görevlileri olan askerlerin yanı sıra halktan
kişilerde bizzat bu seferlerde görev yapmışlardır. Kayseri sancağı coğrafî olarak
Orta Anadolu’da dolayısıyla Girit’e yakın olmayan bir bölgede bulunmasına
rağmen devletin bütün fetih hareketlerinde lojistik olarak önemli bir rol
oynamakta idi. Seferlerde gayrimüslim halk lağımcı, kürekçi, beldar olarak
Müslüman halkla birlikte Osmanlı ordusunda görev yapmakta idiler.
Müslümanlar ve gayrimüslimler ücretli olarak gönderilecek lağımcı, beldar,
kürekçi gibi kişilere karşılıklı olarak kefil olmakta idiler. Girit Seferi için
Kayseri’den Müslüman ve gayrimüslim halktan toplam 1215 lağımcı cepheye
gönderilmiştir. Kayseri barut yapımında kullanılan güherçile üretiminde de
önemli merkezlerden biri idi. Karaman Eyaletinde bulunan yedi önemli güherçile
karhânesinden biri de Kayseri’de bulunmakta idi. Güherçile toprağı bakımından
önemli merkezlerden biri olan Kayseri özellikle Girit Seferi sırasında aşırı
derecede ihtiyaç duyulan barut yapımı için gerekli olan güherçilenin temini
hususunda önemli bir rol oynamıştır. Girit seferi süresince Kayseri’den tonlarca
güherçile gönderilmiştir. Girit Seferi’nin devam ettiği yıllarda para değerinde
birtakım düşüşlerin olduğu ve özellikle zahire fiyatlarında artışların olduğu
görülmüştür ki seferin sona ermesinden sonra zahire fiyatlarının biraz düştüğü
görülmektedir (Selçuk 2008:147-148).
c.Osmanlı-İran Savaşında Kayseri
“XVII. Yüzyılda Osmanlı Ordusuna Kayseri’den Lojistik Destek” adlı makalede
Kayseri’nin geçiş yolu üzerinde bulunması ve jeopolitik öneme sahip olması
sebebiyle Osmanlı Devleti’nin önemli şehirlerinden biri olduğu ifade edilmiştir.
Kayseri’de büyük ölçüde tarım yapılması; askerin ihtiyacı olan zahirenin temini
ve peksimetin yapılmasına olanak sunmuştur. Hizmetlerin sağlanmasında
Kayseri halkının büyük katkısı olmuştur. Osmanlı-İran savaşları sırasında
Kayseri’nin askerî güzergâhında yer alması sebebiyle ordunun konakladığı
şehirlerden biri olarak kayıtlarda yer almaktadır. Kayseri, seferlerin batıya
yoğunlaştığı dönemlerde ise orduya nakdî para olarak hizmet sunmuştur.
Kayseri kalesinin bir ambar olarak kullanılması sebebiyle toplanan zahireler aynı
zamanda burada muhafaza edilmiş, istendiği an çeşitli binek hayvanları
vasıtasıyla ordugâha ulaştırılmıştır (Selçuk 2007:159-174).
Şer’iye Sicillerine Göre Kayseri Sancağı, (1788-1749) isimli eserde Kayserinin
Osmanlı Ordusu için olan jeopolitik önemi vurgulanmıştır. Osmanlıların başta
İran olmak üzere doğuya doğru yaptıkları seferlerde hep geçiş noktası üzerinde
bulunan Kayseri’deki Meşhed Ovası düzlükleri orduların konaklamasında,
dinlenmesi ve ikmallerini tamamlamasında önemli bir merkez idi. 1736 ve 1739
Osmanlı-Rus ve Osmanlı Avusturya savaşları esnasında da Kayseri Sancağı
personel ve ikmal faaliyetleri söz konusu olduğunda önemini muhafaza
etmiştir(Öztürk 2000; 18, 52, 69)
2. Kayseri’nin Sosyal Tarih ile ilgili Yapılan Çalışmalar
a.PROF. DR. RONALD C. JENNİNGS (1942 -1996)’in Kayseri ile İlgili
Çalışmaları
Şer'î mahkeme sicillerine dayanarak çeşitli yöreler ve konular üzerinde
araştırmalar yaptı ve bunları yayımladı. 1970'lerde ilk olarak Kayseri sicilleri
üzerinde çalıştı. Mahallî sosyal ve iktisadî hayatı Osmanlı arşiv belgelerine göre
açıklamaya gayret etti. Yayımladığı araştırmalar yeni araştırma konularının
ortaya çıkmasına sebep oldu. 1972'de sunduğu doktora tezinin ismi 'Osmanlı
Tarihinin Bir Kaynağı Olarak Kayseri Şer'î Mahkeme Sicilleri (1590-1630)'dir. (The
Judicial Registers of Kayseri (1590-1630) as a Source far Ottoman History
Yayımlanmış kitap ve makaleleri*
1- Loans and Credit in early 17th Century Ottoman Judicial Records-the
Sharia Court of Anatolian Kayseri, Journal of The Economic and Social History of
Orient (=JESHO), 16, 1973, s.168-216.
2- Women in early 17th Century Ottoman Judicial Records-the Sharia Court
of Anatolian Kayseri, JESHO, 18, 1975, s. 53-114.
3- The Office of Vekil (Wakil) in 17th Century Ottoman Judicial Records,
Studia Ismalica, 42, 1975, s. 147-169.
4- 'Kayseriyya', Eİ, new edition, 4, 1978, s. 842-46.
5- Zimmis (non-Muslims) in early 17th Century Ottoman Kayseri, Studia
Islamica, 48, 1978, s. 133-72.
6- Kadı , Court, and Legal Procedure in 17th Century Ottoman Kayseri,
Studia Islamica, 48, 1978, s. 133-72.
7- Limitations of the Juidical Powers of the Kadı i in 17th Centry Ottoman
Kayseri, Studia Islamica, 50, 1979, s. 151-84.
8- The Legal Position of Women in Kayseri, a Large Ottoman City, 1590-1630,
International Journal of Women's Studies, 3, 1980,s. 559-582 (Erdoğdu 1997: 479-
482).
Ronald C. Jennings’in adı geçen makalelerinde, Kayseri’de kadının durumu,
mahkemelerin kullanımı, ekonomik ve sosyal alanda hayata katılımı konularını
incelemiştir. 17. yüzyılda Kayseri mahkeme sicil kayıtlarından hareketle yaptığı
araştırmasında, Osmanlıda kadının erkekler gibi mahkemeye rahatlıkla
başvurabildiklerine, mahkemede erkeklerle aynı muameleyi gördüklerine ve
kadınların haklarının şeriat mahkemesi tarafından korunduğunu ifade etmiştir.
Ronald C. Jennings Kayserili kadınların ticaretle uğraştıkları, çeşitli gayri
menkulleri alıp sattıklarını ifade etmiştir. Kendilerinin veya bir yakınlarının
kurmuş oldukları vakıflarda idarecilik yaptıkları belgelerle ortaya konulmuştur.
Kadın yanında kocası, babası veya ağabeyi, yani bir erkek akrabası olmadan,
mahkemeye gidip kendisine haksızlık eden bir kişiyi dava edebiliyor. Osmanlı
mahkemelerine sadece Müslüman kadınlar değil gayrimüslim kadınlar da
başvurmuşlardır. Kadınların nikâh, boşanma, mülkiyet hakları ve miras gibi
konularda sık sık mahkemelere başvurdukları ortaya konulmuştur. İncelediği
dönemde Kayserili Kadınların yüzde 80’i bizzat mahkemeye gelmiş, ancak yüzde
20’si yerlerine vekil göndermiş olduğu ifade edilmiştir. Kayseri Şer’iyye sicilleri
kaynak olarak kullanılarak kadının sosyal hayata katılımı ortaya konulmuştur.
b. Kayseri ve Yöresi Sempozyumu Bildirirleri
Çeşitli tarihlerde dört defa düzenlenen Kayseri ve Yöresi Tarih
Sempozyum’larında Kayseri’nin sosyal tarihini ilgilendiren kaynak olarak Şer’iyye
Sicillerinin kullanıldığı tebliğler sunulmuştur.
“Osmanlılar Zamanında Kayseri’de Gayrimüslim Tebaanın Durumu, Zimmîleri”
isimli çalışma 20 adet kadı sicili taranarak hazırlanmıştır. Kayseri’de yaşayan
gayrimüslimlerin, patriklerin hak ve ödevleri, kiliselerin tamir ve inşası, kilise
vakıfları, ibadet özgürlükleri, evlilik ve boşanmaları, ihtida hareketleri, Şer’i
Mahkemelerindeki şahitlik durumları incelenmiştir (Aktan 2000: 7-34).
“XVII. Yüzyıl Kayseri Kadı Sicillerinde Bulunan Köle ve Cariyelerle İlgili Bazı
Belgeler Üzerinde Bir değerlendirme”, Altı adet Şer’iyye Sicili kullanılarak
hazırlanmış bu çalışmada Kayseri’de köle kullanımının fazla olmadığı ortaya
konulmuştur. Kölelerin en çok azat edilmek suretiyle hürriyetlerine kavuştukları
gözleniyor, haksızlığa uğrayan köleler mahkemeye başvurdukları takdirde
haklarını yargı yoluyla elde edebildikleri vurgulanmıştır (Aktan 1997: 13-20).
“Kayseri’de XVII. Yüzyıl Sonlarında Kadı’nın Sosyal Statüsü”, bu çalışmada
Türk töresi ve İslam hukukuna göre 17. Yüzyıl sonlarında kadının statüsü
hakkında söz konusu döneme ait Şeriyye Sicillerindeki kayıtlara dayanılarak
yapılmıştır. İslam Hukukunun şartlarını yerine getirmek kaydıyla poligami
evliliğe cevaz verilmesine rağmen Kayseri’de rağbet görmediği belgelerle ortaya
konulmuştur. Bununla birlikte kadın nikah, hibe, süf’a, icare, vekalet, ikrar, sulh,
vasiyet ve ticari feaaliyetlerle ilgili dava açmış veya dava edilmiştir. Buna göre
kadın, kocasının iznini almadan şahsına ait malını istediği gibi tasarruf
edebilirdi. Sadece şahitlik konusunda hakkı sınırlı idi. Kadınların yasal haklarının
şuurunda ve bu hakları rahatlıkla kullanabildikleri ortaya çıkmaktadır (Yuvalı
1997: 367-375).
“Kayseri Kadı Sicillerindeki Tereke Kayıtları Üzerinde Bazı Değerlendirmeler
(1738-1749)” , Şer’iyye Sicillerinde bulunan tereke kayıtları Osmanlı ailesinin
sosyal ve ekonomik vaziyetini ortaya koymak için çok önemli bir kaynak
durumundadır. Poligaminin sadece Müslümanlar arasında ve nadiren iki eşlilik
şeklinde uygulandığı görülmüştür. Gayr-ı menkul mallara köylülerin
şehirlilerden, erkeklerin kadınlardan daha çok rağbet ettikleri tespit edilmiştir.
Kayseri’de çekirdek ailelerin ortalama aile nüfusunun 5 civarında olduğu ve
Müslim aileler ile gayr-ı Müslim aileler arasında önemli bir farkın bulunmadığı
görülmüştür (Aktan 1998: 47-68).
“Kayseri’nin 25 Numaralı Şer’iye Siciline Göre Şehrin Sosyo-Ekonomik Hayatı ve
Abaza Mehmed Paşa İsyanı’nın Şehre Tesirleri” , 25 Numaralı Şer’iye Sicili 1624-1625
yıllarındaki olayları ihtiva eden bir defterdir. Abaza İsyanlarının geniş boyutlu
tesirleri sonucunda ve çeşitli sefer hazırlıkları yüzünden tekalif-i divaniye grubu
vergi çeşitleri daha yoğun olarak tahsil edilmiştir. Abaza eşkıyasının zulmünden
ve İran seferinden en çok etkilenen şehirlerden biri Kayseri idi. Bu defter Abaza
isyanını bıraktığı izler ve şark seferi için istenilen angarya, para, zahire, bargir ve
barut imalinde kullanılmak üzere güherçile talebi ile alakalı fermanlarla doludur
(Döğüş 1998: 113-126).
“191 Numaralı Kayseri Şer’iye Siciline Göre Kayseri (1820-1822)” , 191 numaralı
şeriyye sicilinden hareketle 1820-1822 yıllarında Kayseri’nin idari yapısı hakkında
bilgi verildikten sonra Akıyıklıoğlu Hasan Ağa Ayaklanması, Kayseri’deki
Rumların Yunan İsyanına karışmaları ve Kayseri halkının İran hududunda
yapılan savaşa zahire ve para temin etmeleri ile alakalı belgelere yer verilmiştir
(Gökhan 2000: 193-200).
“ Kayseri’nin 13 Numaralı Kadı Siciline Göre Evler”, 17. yüzyılın başlarına ait
olan defterden hareketle Kayseri’deki ev satış belgeleri incelenerek, bu dönem
Kayseri’sine ait ev mimarisi hakkındaki veriler ve bunun insan davranışlarındaki
sonuçları dile getirilmiştir (Özcan 2000: 349-362).
“ Kayseri’nin 25 Numaralı Şer’iye Sicili Işığında Şehrin Nüfus Yapısı (1624-
1625)”, 25 Nolu defterden hareketle burada yer alan 705 adet defter tahlil
edilerek, Kayseri’nin nüfus yapısı ortaya konulmuştur. 1624-1625 yıllarında
Kaseri’de şehir ve köylerinde yaşayan Müslümanlar, konar-göçer hayatlarını
sürdüren Türkmenler, Ermeniler ve Rumların mahalle ve köylere göre dağılımı
konu edilmiştir (Döğüş 2000. 125-128).
“XVII. Yüzyıl Başlarında, Kadı Sicillerine Göre Kayseri’de Evlenme ve Boşanmaya
İlişkin Uygulamalar”, yüzyıl başları itibarıyla Kayseri’de nikahın kadılar
tarafından kıyılması çok istisnai bir durumdur. Küçük yaştaki çocuklar arasında
velileri tarafından nikah kıydırılabilmekte idi. Aile hukuku ile alakalı olarak
mahkemeye intikal eden davaların büyük çoğunluğu boşanma konusudur.
Boşanma vakalarının yarısı erkekler tarafından tek taraflı bir irade beyanıyla
(talak), diğer yarısı da taraflar arasında varılan anlaşma ile (muhalea)
gerçekleşmiştir. Kocalarından boşanmak isteyen kadınların muhaleadan başka
başvuracakları bir yöntem yok gibi görünüyordu. Ancak bu takdirde kadın,
kocasını boşanmaya razı edebilmek için mehir, nafakadan feragat etmek zorunda
kalmıştı (Aktan 2003: 21-40).
“Onaltıncı Yüzyılda Kayseri Şer’i Meclisi ve Kayserili Kadınlar”, Kayserili
kadınların mahkemeye başvuru sebepleri: evlenme boşanma, dayak, kazf, zina ,
nafaka talebi, ticari işler, ırsen kalan malları almak, kocasının gaybubetı, vekalet
vermek , bunların dışında ikrar ve itiraflar. Bu çalışmada kadınların zorunlu
olmadıkça şer’i meclise çağrılmadıkları ifade edilmiştir (Erdoğru 2003: 187-196).
“XVIII. Yüzyılın Son Çeyreğinde Kayseri’de Aile, Evlilik ve Çocuk Sayıları (1775-
1800)”, Zikredilen tarihlerde Kayseri’de yaşayan ailelerin en az 3 en fazla 4
çocuğa sahip oldukları görülmektedir. Annesi veya babası vefat eden veya
ayrılan ailelerin çocukları ortada kalmamakta, çocukların işlerini yürütmek için
vasi tayin edilmektedir (Gündüz 2003: 261-266).
“Osmanlı Toplumunda Kadının Annelik Vasfından Doğan Hakları (1650-1750)”,
Yıllarında Kayseri Örneği)”, Hamilelik döneminden başlayarak kadının çocuğu
üzerindeki hakları incelenmiştir. Ceninin mirastan hak alma durumu, hıdanelik
hakkı, vasi olarak annenin tayin edilmesi ve süt hısımlığı konuları belgelere
yansıdığı oranda ortaya konulmuştur (Selçuk 2003: 443-456).
“Osmanlı Şehrinde Mülkün Kullanımında Çevre Düzeni ve Kamu Hukukuna
Riayet (XVII. Yüzyıl Kayseri Örneği)”, Osmanlı toplumunda hukuk sürecinin ne
şekilde işlediği, önemli anlaşmazlıkların çözümüne dair uygulamaların neler
olduğunu sicillerden takip edilebilmektedir. Bu kayıtlarda şehrin fiziki yapısı,
fiziksel yapının şekillenilmesinde toplumun kültürel değerlerinin nasıl etkili
olduğu belgelerde görülmektedir (Tok 2003: 493-510).
“Şeriye Sicillerine Göre Kayseri’de İhtida Eden Kadınlar ve Bunların Sosyal
Statüleri (1650-1750)”, Bu çalışmada, Kayseri’de 1650-1750 yılları arasında
yaşayan gayrimüslim kadınların ihtida hareketleri ve ihtida eden kadınların
toplum içerisindeki sosyal statüleri incelenmiştir. Bu incelemede özellikle kırsal
alanda ve şehir merkezinde yaşayan Kadınların inançlarında meydana gelen
değişikliğin sebepleri ve bunun onların yaşantılarındaki etkileri üzerinde
durulmuştur. Ayrıca Kayseri bölgesinde yaşayan hür kadınlar arasındaki ihtida
hareketleri yanında cariye adı verilen (savaşlarda esir alınarak alınıp-satılan)
kadınların da din değiştirmeleri üzerinde durulmuştur. Erkek egemen bir toplum
olan Osmanlı Devleti’nde farklı bir kültüre ve dine mensup olan bu kadınların iç
dünyalarında ve yaşayışlarında büyük değişim meydana getiren ihtidanın erkek
nüfusa oranla Kadınlar arasında daha az görülmesinin sebepleri de açıklığa
kavuşturulmuştur (Selçuk 2005: 71-94).
“Kadı Sicilleri Işığında Osmanlı Şehrindeki Mahalleden İhraç Kararlarında
Mahalle Ahalisinin Rolü (XVII. ve XVIII. Yüzyıllarda Kayseri Örneği)”; Bu
çalışmanın amacı, XVII. ve XVIII. yüzyıllarda Kayseri şehrindeki bireyle mahalle
ahalisi arasındaki ilişkiyi, Kayseri Kadı sicillerine yansıdığı kadarıyla ortaya
koymaya yöneliktir. Bunun yanı sıra, Kayseri şehrindeki mahalle kurumunungücüne de temas etmek suretiyle toplum düzenine uymayan bireyin, toplum
tarafından mahalleden çıkarılabildiğine dikkati çekmektir. Böylelikle Osmanlı
şehrindeki mahalle kurumunun, birey ve toplum hayatındaki yeri ve öneminin
hangi boyutta olduğunun aydınlatılması sağlanmış olacaktır (Tok 2005: 155–173) .
“XVII. Yüzyılda Kayseri Ve Çevresindeki Türkmen Oymakları Ve SosyoEkonomik Yapıları”, XVII. yüzyılda Yeni-İl, Halep, Bozulus ve Danişmendli
Türkmenlerine tabi olan oymakların (cemaatlerin) büyük bir bölümünün daha
güvenli, suyu-otlağı bol olan Kayseri ve çevresinde yaylak olarak kullanmışlardır.
Doğu ve Güney doğu Anadolu’ya göre daha güvenli olan Yeni-İl ve Kayseri
civarı onların rahat ve güven içerisinde hayvanlarını otlattıkları ve sosyal
yaşantılarını sürdürdükleri yer olmuştur. Çeşitli sebeplerle Kayseri kadısına
müracaat etmişler ve meselelerini hukuk çerçevesinde çözmüşlerdir. Bu
belgelerden hareketle Türkmen oymaklarının sosyal yaşantısı ortaya
konulmuştur (Selçuk 2008: 41-62).
“Şer’iyye Sicillerine Göre Kayseri’de İhtida Hareketleri(1645-1665)”, Rum ve
Ermeni milletleri arasında meydana gelen ihtidalar da çoğunlukla Müslüman ve
gayrimüslim halkın aynı köy veya mahallede yaşamaları neticesinde
birbirlerinden etkilenmeleri ile ortaya çıkmıştır. Köle ve cariyelerin ihtida
etmelerinde şüphesiz yine kendilerinin bir Müslüman ailenin yanında ikamet
etmeleri, sahipleri olan kişileri ve onların inançlarını daha yakından görmeleri
böylelikle İslam dinini tanımaları ve İslâm dininin onlara vermiş olduğu hakları
öğrenmeleri en etkili sebep olmuştur. 1645-1665 yılları arasında 58 kişi Rum ve
Ermeni milletinden, 158 kişi köle ve cariyelerden toplam 216 kişi ihtida
etmişlerdir. İhtida edenlerin devletin koruması altında olması bütün Müslüman
vatandaşların olduğu gibi gayrimüslimlerin de devletin bütün hukuki ve sosyal
imkânlarından faydalanmaları, İslam hukukunun dolayısıyla onun uygulayıcısı
konumunda olan Osmanlı Devleti’nin adaletli davranışları insanların bu dine
ısınmalarında etkili olmuştu. Kayseri’de 20 yılda meydana gelen ihtidanın takip
edilen hoşgörü siyasetinin bir neticesidir (Selçuk 2002: 165-176).
“XVII. Yüzyılda Kayseri’de Yaşayan Ermenilerin Sosyal Yaşantıları Üzerine Bazı
Değerlendirmeler” XVII. yüzyılda Kayseri’de Müslümanlar ve Ermeniler
birbirlerinden ayrılmadan hep birlikte yaşamışlardır. gayrimüslimler istedikleri
her zaman şer’î mahkemeyi kullanmışlardır. Onların davaları birbirine o kadar
karışmıştır ki mahkemeyi belirli bir gün değil istedikleri her saatte
kullanabilmişlerdir. İslâm Hukuku, onların zenginlik, özgürlük, mal ve mülklerini korumuş, hatta dinlerini kısıtlama olmaksızın yaşaya bilmelerine
imkân vermiştir. Bu çerçevede Şer’iyye Sicilleri esas alınarak Ermenilerin sosyal
yaşantıları irdelenmiştir (Selçuk 2009: 315-324).
“42 Numaralı Develi Şeriye Siciline Göre (1894–1895) Develi’de Türk Ermeni
İlişkileri”, H.1312–1313 (M.1894–1895) tarihli 42 numaralı Develi şer’iye sicilinde
mevcut olan 192 belge incelenmiştir. Bu belgelerden 45 tanesi gayrimüslimlere
aittir. Kayıtlarda Türkler ile Ermeniler arasında meydana gelen herhangi bir
anlaşmazlığa dair belgeye rastlanmamaktadır. Zimmi statüsündeki Ermenilerin
Şer’i mahkemeleri nasıl kullandıkları ortaya konulmuştur (Süme 2009: 67-75).
“Osmanlı Devletinde Kadınların Şer’i Mahkemeleri Kullanması (Kayseri Örneği)”
XVII. yüzyılın yarısında Kayseri’de kadınların mahkemeyi kullanmaları,
haklarını arama gelenekleri ile Osmanlı’nın bir taşra şehri olan Kayseri’de Türk
kadını ve yine bu coğrafyada yaşayan gayrimüslim Ermeni ve Rum kadınlarının
toplum içerisindeki sosyal statüleri ortaya konulmuştur. Belgelerden görüldüğü
kadarıyla her hangi bir konuda haksızlığa uğrayan kadın şer’i mahkemelerde
kendi hakkını rahatlıkla arayabilmekte idi. Özellikle verasetle intikal eden
mallarına sahip çıkma konusunda mahkemelere müracaat etmişlerdir. Bunun
yanı sıra kendilerine veraset yoluyla veya evlenme yoluyla intikal eden malları
diledikleri gibi satmışlar veya hibe edebilmişlerdir (Aksoy 2010: 165-176).
“Hoşgörü Toplumu’nda Birlikte Yaşamak: Osmanlı Toplumunda Gayrimüslim
Ermeni Vatandaşları Ve Hukuk: Kayseri Örneği”, 279 nolu Kayseri kadı
mahkemesinin kayıtlardan hareketle Osmanlı toplumu içerisinde Kayseri
örneğinde de insanların hak arama ve hukuku kullanmada dinî ya da ırkî
anlamda bir ayrımcılık ile karşılaşmadıkları ortaya konulmuştur (Demirci 2009:
314-325).
“Kayseri Tereke Defterleri Üzerine Bir Araştırma(1700-1730)” Kayseri’nin 1700-
1730 yıllarına ait şer’iyye sicillerinde bulunan tereke defterinden hareketle,
dönemin nüfusu, hane sayısı, çocuk ve eş sayıları, isimleri, lakap ve unvanları ile
ekonomik durumları incelenmiştir. Kayseri’de ortalama çocuk sayısı 2.94 olduğu
ortaya konulmuştur (Tuş 1999: 157-191).
3. İktisadi Tarih Açısından
“Kadı Sicillerine Göre XVII. Yüzyılın İkinci Yarısında Kayseri Para Vakıfları”, Para
vakıfları daha çok sosyal amaçlara yönelik olarak kurulmuşlardır. Özellikle avarız kabilinden vergilerin ödenmesine yönelik olarak faaliyet gösteren para
vakıflarının yoğun bir şekilde varlığı görülmektedir. Para vakıfları Kayseri
şehrinin ekonomisinde önemli bir yere sahiptir. Ağırlıkla avarız ve nüzul
vergilerinin ödenmesine tahsis edilen ve hemen her mahallede bulunan para
vakıfları, vergi mükellefi olup ödemede sıkıntı çeken fakir ahali için mühim bir
kaynak olmuştur. Bunun yanı sıra para vakıfları Kayseri şehrinin imarında ve
başta çeşmeler olmak üzere içme suyu ihtiyacının karşılanmasında önemli bir
fonksiyon icra etmiştir. Ayrıca bu çalışmada Kayseri’de inşa edilen günümüze
kadar ulaşmayan birçok mimari yapının adlarının ve mekânlarının tespiti ve
onların fonksiyonları ortaya konulmuştur (Tok 2008: 1-279).
“ Kayseri’nin 223 Numaralı Siciline Göre Mülk Satışları”, 223 Nolu Kayseri
Şer’iyye Sicili esas alınarak mülk satışları incelenmiştir. (Tuş 2000: 513-571)
“ Kayseri Kadı Sicillerindeki Avarız ve Avarızhaneler ile İlgili Belgeler Üzerinde
Bazı Değerlendirmeler (H.1065-1070/1655-1660)”, Kadı sicillerindeki vergi ile
alakalı belgeler Osmanlı vergi sisteminin taşra boyutunun ortaya konulmasını
sağlamıştır. Vergi yükümlülüklerinin ferdi değil de toplu şekilde sorumlu
tutulmasıyla toplumda tesanüdün ortaya çıkmasında rol oynadığı ifade edilebilir.
Vergi tahsili hususunda taşra bağlamında ortaya çıkan problemler ve bunların
nasıl çözümlendiği, merkezden gelen fermanlar doğrultusunda alınan tedbirlere
yer verilmiştir (tok 2000: 487-512).
“Osmanlı Devletinde Merkez-Taşra İlişkisi Bağlamında Avârız, Nüzul Ve Sürsat
Vergileri( Şer’iyye Sicillerine Göre XVII.Yüzyılda Kayser Sancağı)”, Bu çalışmada
Kayseri deki bir avârızhânesinin kaç gerçek hâneden oluşturduğu tespit edilerek
XVII. yüzyılda sürsat, nüzul vergilerinin Kayseri deki yansımaları incelenmiştir.
Kadı olduğu için bölgesel nitelikli en sağlıklı bilgiler yine onun eli ve emri altında
olması gerekiyordu. Ayrıca vergi toplanırken çıkan sıkıntılarda Kadılar
tarafından çözümlenmekte idi. Ordunun ihtiyacı olan lağımcı, beldâr, gibi askerî
görevlilerin ve yine barut yapımında kullanılan güherçile temini hususunda
nüzul ve sürsat vergileri kullanılmıştır. Sadece Anadolu da baş gösteren Abaza
Hasan, Kürd Mehmed ve Gürcü Nebi ayaklanması sebebiyle bu isyan
bastırmakla görevlendirilen ordunun uğrak yerlerden biri olan Kayseri’nin
orduya lojistik desteği oldukça önemli olmuştur. (Selçuk 2008: 159-202).
“XVII. Yüzyıl Kadı Sicillerine Göre Kayseri Ve Çevresinde Sulama Kaynaklarının
Kullanımıyla İlgili İhtilaflar”, Bu çalışmada, XVII. yüzyıl Kadı sicillerine göre
Ma ida thelis na su ğo,oste va zis çe nase
Se hrisoprasina dendra,na thetis na kimase.

Sana ne dememi istersin,yaşayıp var olman için
Altın yeşili ağaçların altında,yatıp uyuman için

Kullanıcı avatarı
eyuphuseyin
Site Admin
Mesajlar: 3124
Kayıt: 05 Haz 2019, 22:41
Konum: İstanbul
Teşekkür etti: 1098 kez
Teşekkür edildi: 28 kez
İletişim:

Re: ŞER’İYYE SİCİLLERİNİN ŞEHİR TARİHİ AÇISINDAN ÖNEMİ Hava SELÇUK

Mesaj gönderen eyuphuseyin » 28 Eyl 2019, 00:40

Kayseri ve çevresinde sulama kaynaklarının kullanımı ve paylaşımı hususunda
ortaya çıkan bazı ihtilaflarla ilgili olarak tespiti yapılan belgeler üzerinde
değerlendirmelerde bulunulmuştur. Bu çerçevede, günümüzün önemli
meselelerinden olan su sorunlarının tarihî süreçte Osmanlı döneminde nasıl bir
durum arz ettiği, ortaya çıkan sorunların nasıl ve ne şekilde çözümlendiği,
Kayseri örneğinde ortaya konularak bu konuya dikkat çekilmiştir. Bu bağlamda,
sulama konusunda ortaya çıkan ihtilafların çözümünde uygulanan temel
yaklaşım Kadının ilkesi olmuştur. Suyun kullanım şekli ve hakları idare
tarafından kayıt altına alınmış ve suyun paylaşımı nöbet esasına göre
düzenlenmiştir (Tok 2007. 391-405).
“Şer'iye Sicillerine Göre Kayseri'de Mülk Satışları Üzerine Bir Değerlendirme
(1678-1679)”, Osmanlı Devleti’nin mahkeme kayıtları uzun yıllar boyunca
muntazam olarak sicillere yazılmıştır. Bu makalede, 1678-1679 tarihinde
kaydedilen Kayseri Şer’iye Sicili incelenmiş, mülk satışları ile ilgili kayıtların
tespit edilmesi ve bir değerlendirme yapılması amaçlanmıştır. Bu sicilden de
anlıyoruz ki; Kayseri’de ev, bağ, dükkân ve tarlaların satış işlemi yapılmıştır.
Şahıslar, kendilerine ait veya ortağı oldukları mülkleri, başkalarına
satabilmişlerdir. Bu çalışmada, sicile kaydedilen belgelerden örnekler vererek,
mülk satışları ile ilgili bir değerlendirme yapılmaya çalışılmıştır (Güldüoğlu 2010:
73-85).
“XIX. Yüzyılda Kayseri Sancağında Türk-Ermeni İlişkilerinin Ekonomik Boyutu”
beş adet şeriyye sicili kullanılarak 1809-1904 yılları arasında Türk-Ermeni
ilişkilerinin ekonomik boyutu Kayseri şehri örneğinde değerlendirilmiştir.
Belgelerden iki toplumun yoğun bir ticarî ilişki içerisinde olduğu anlaşılmaktadır
(Çetin 2009: 443-450).
4. Asayiş Açısından
“Kayseri Kadı Sicillerindeki Yaralanma ve Ölüm Vakalarıyla İlgili Keşif Raporları
(1650-1660)”, Kadı sicillerindeki belgelere göre, adam öldürme, yaralama ve
diğer adli olayların tahkiki için mahkemeler tarafından gönderilen görevliler olay
yerinin ve mağdurlarının keşfini yaptıktan sonra düzenledikleri tutanakları
mahkemeye vermişlerdir. Kadılar bu tutanaklara, tanık ifadelerine ve tarafların
iddia ve beyanlarına göre bir karara varmışlardır. Keşif raporları, bize
mağdurların yaralanma ve ölüm ile sonuçlanan vakıalarda, hadiselerin nasıl,
niçin, ne şekilde, nerede ve kimler arasında meydana geldiğini, kullanılan âlât-i
cârihanın türünü, ölüm nedenleri vb. konulara dair ipuçları vermektedir. Bunun yanı sıra, damın çökmesi, bina duvarının yıkılması, bacadan içeri düşme, kuyuya
düşme gibi meydana gelen hadiselerle ilgili belgeler bize, o dönemdeki
meskenlerin durumunu, yani yaşam alanlarının insan hayatını hangi boyutta
etkilediğini, mimarî çevrenin genel özelliklerinin günlük yaşamlarında ne gibi
güçlükler arz ettiğini göstermesi yönüyle de dikkate değer ipuçları vermektedir.
Bu çerçevede keşif raporları, Osmanlı döneminde taşra hayatının gündelik
yaşamında meydana gelen adli vakaları ve bunlarla ilgili yaşanan olayların
boyutlarını ve sonuçlarını görebilme imkânını vermektedir. Bu konuyla ilgili
farklı bölge ve tarihlerde yapılacak çalışmalar bize Osmanlı toplumunun
gündelik hayatını daha yakından tanıma ve karşılaştıkları sorunların mahiyetini
görebilme yönünde de önemli bilgiler sağlayacaktır (Tok 2007: 335-336).
5. Sanat Tarihi Açısından Önemi ve Konuyla İlgili Çalışmalar
Kayseri Şer’iyye Sicil Defterleri’nde, bugüne kadar ismi hiç duyulmamış
200’den fazla cami, mescit, medrese, mektep, Mevlevihane, türbe, hangâh, zaviye,
imaret, kervansaray, han, çarşı, hamam, çeşme gibi pek çok yapının varlığından
haberdar olmaktayız. Yine bu defterlerde, günümüze sağlam olarak ulaşabilen
yapılardan, 100’den fazlası hakkında bilgilere ulaşılabilmektedir. Bu belgelerdeki
dolaylı ya da doğrudan bilgiler sayesinde, günümüze ulaşan ve ulaşamayan
anıtların hangi yüzyılda faal olduğu, banileri, inşa tarihleri, bulunduğu
mahalleler, ne zaman, kimin tarafından onarıldıkları, mütevellilerinin kimlikleri,
imam, müezzin, zaviyedar, müderris ve diğer görevlilerin ne kadar ücret aldıkları
hakkında önemli bilgilere ulaşılmaktadır. Ayrıca görevlilerin aldığı ücretler,
dönemin ekonomik şartlarını anlayabilmemizde bizlere yardımcı olmakta ve
dolayısıyla da eserlerin inşa ve bakımı için harcanan miktarların genel ekonomik
durum içerisindeki seviyesini algılayabilmemizi sağlamaktadır. Yine, incelemiş
olduğumuz belgelerden, hiçbir yapının Kadıdan izin alınmadan onarılmadığı ve
herhangi bir yapının onarımı yapılmadan önce, nerede hangi malzemenin
kullanılacağı, malzemenin fiyatı ve işçilik masraflarının önceden yapılan bir
keşifle tespit edildiği görülmektedir. Yapılan bu keşiflerde, yapının hangi
bölümlerden oluştuğu ve hangi bölümlerinin harap olduğu açıkça
belirtilmektedir. Ayrıca yapılacak olan keşiflerde mimarbaşı, subaşı ve yetkili
ustaların görevlendirilmiş olması, hangi tarihlerde kimin mimarbaşı olduğunun
tespitine imkân sağlamaktadır. Köşk Medresesi’nin hangâh mı zaviye mi olduğu
ile ilgili belgelerde, bir yapının gerçek kimliğinin tartışılmasıyla karşılaşılmış
olması dikkat çekicidir. Yine adı geçen yapının günümüze ulaşamayan bir
vakfiyesi ile kitabesinin varlığını, Şer’iyye Sicil Defterlerinden öğreniyoruz.
Şer’iyye Sicil Defterleri sayesinde, Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi’nde bulunmayan ve günümüze ulaşamayan birçok yapıya ait vakfiyelerden ve vakıf
gelirlerinden haberdar olmaktayız. Bu belgelerde karşılaştığımız en önemli
bilgilerin başında, Sanat tarihi terminolojisi ile ilgili terimlerin kullanılmış
olmasıdır. Şer’iyye Sicil Defterileri’ndeki belgelerden, Kayseri şehrinde hangi
yüzyılda hangi mahallelerin bulunduğu ve hangi yüzyılda şehrin ne yöne doğru
geliştiğiyle ilgili önemli bilgiler yer almaktadır. Yine bu belgelerden şehrin
fiziksel gelişimini yakından takip etmek mümkün olmaktadır. Cami ve
mescitlerle ilgili belgelerin çoğunluğu, adres tanımları, vakıf gelirleri, mütevelli,
imam, müezzin, cüzhan ve ferraş atamaları, imam ve müezzin ve diğer
görevlilerin aldıkları ücretlerle ilgilidir. Cami ve mescitlere ait pek çok para
vakfının bulunduğu da tespit edilmiştir. Yine bu belgelerden cami ve mescitlerin
akşamları mum ve kandille aydınlatıldığı anlaşılmaktadır. Medrese ile ilgili
belgelerin büyük çoğunluğu vakıf gelirleri, mütevelli, müderris atamaları,
medresede çalışan görevlilerin aldıkları ücret ve öğrenci sayıları ile ilgilidir.
Zaviyeler ve türbelerle ilgili belgeler daha çok mütevelli, şeyh, türbedar,
mutasarrıf ve vakıf gelirleri ile ilgilidir. Zaviyelerin vakfiyelerinden elde edilen
gelirlerin bir bölümünün yoldan gelip geçen misafirlerin yemek yemeleri için
ayrıldığı ve bu bilgiden hareketle zaviyelerin yanında mutfaklarının bulunduğu
anlaşılmaktadır. Dört adet tekke ve iki adet Mevlevihane ile ilgili önemli
belgelere ulaşılabilmiştir. Bu belgelerden, Seyyid Burhaneddin tarafından ilk defa
inşa edilen Mevlevihane’nin bilinmeyen bir nedenle yıkıldığı, aynı
Mevlevihane’nin yerine Bayram Paşa tarafından başka bir Mevlevihane’nin inşa
ettirildiği ve adı geçen Mevlevihane’ye çok zengin vakıfların bırakıldığı
anlaşılmaktadır. Yine bu belgelerde, Mevlevihane’de yapılan onarımlarla ilgili
bilgilere ulaşılmaktadır. Hamamların daha çok cami, mescit ve medreselere gelir
getirmek için inşa edildikleri, yıllık kiraları ve yapılan onarımlarla ilgili bilgiler
tespit edilmektedir. Ticaret yapılarının daha çok cami, mescit, medrese ve zaviye
gibi yapılara gelir getirmek için vakfedildikleri anlaşılmakladır. Ayrıca bu
yapılarla ilgili belgelerden, Kayseri'de ticari yapıların bulunduğu mahalleler ile
zaman içerisindeki gelişimi ve şehrin her dönemde ticari manada çok faal olduğu
görülmektedir. Çeşmelerin inşa edilmeden önce mutlak surette Kadıdan izin
alındığı, yine bütün çeşmelerin vakıflarının olduğu mevcut belgelerden
anlaşılmaktadır. Çeşmelerle ilgili belgelerin büyük çoğunluğu, mütevelli, mirab,
nazır atanması, su yolları ve çeşmelerin onarımlarıyla ilgilidir. Evlerle ilgili
belgeler daha çok tereke kayıtlarıyla ilgili olup avlusu, mutfağı, ambarı, kaç katlı,
kaç odalı olduğu ve evin diğer bölümleri ile içerisinde kullanılan eşyalarla ilgili
önemli bilgilere ulaşılmaktadır (Denktaş 2005: 62-63).6. Sağlık
“Osmanlı Donemi Hekim-Hasta İlişkileri (Kadı Sicillerine Göre XVII. ve XVIII.
Yüzyıllarda Kayseri Örneği)”, Bu incelemede ortaya çıkan en önemli husus,
hastanın veya onun kanuni vasisinin rızası olmaksızın hekim tarafından tıbbi bir
müdahaleye tabi tutulmadıkları hususudur. Bu çerçevede Kayseri Kadı
sicillerinde tıbbı müdahalelerden evvel, hastaların Kadı huzurunda rıza
beyanında bulunduklarını görmekteyiz. Bu beyanlar öncelikle hastanın
hastalığıyla ilgili konuda, hekimin müdahalesine razı olduğunu gösterir. Bunun
yanı sıra ve birincisi kadar önemli olan boyutuyla bu beyanların aynı zamanda
hekimin hukuki sorumluluğunu da ortadan kaldırmaya yönelik olduğunu
göstermesi bakımından önem taşımaktadır. Zira dem ve diyet talebiyle davacı
olmayacaklarını ve olsalar dahi kanun önünde geçersiz sayılması yönündeki
ikrarlarının tescil edildiği görülmektedir. İncelenen kadı sicillerinde tespit edilen
belgeler, hekime tedavi maksadıyla başvuran hastaların daha ziyade fıtık, mesane
tası, kırık çıkık gibi rahatsızlıklarından dolayı tedavi talebinde bulunanların
oluşturduğunu göstermektedir. Alacakları tedavi hizmetleri karşılığında da
değişen miktarlarda ücret ödedikleri görülmektedir (Tok 2008: 788-805 ).
SONUÇ
Şer’iyye Sicilleri özellikle şehir tarihi açısından şehrin siyasi, sosyal, askerî ve
iktisadi bilgi ve belgelerin bulunduğu önemli kaynaklardır. Bir şehrin sosyal
tarihinin ortaya konulmasında yegâne kaynaktır. Siyasi ve askerî tarih açısından
taşradaki şehirlerin seferlere desteği bu kayıtlarla ortaya konabilmektedir.
Mesela, Kürt Mehmet İsyanı’na Naima dışında başka bir kaynakta tesadüf
edilmemiştir. Kürt Mehmet Kayseri kalesini kuşatmış, halka zarar vermiş, kalenin
kapısını yıkmıştır ki bunu ancak Şer’iyye sicilinden öğrenmekteyiz. Müslüman
gayrimüslim ilişkisi, din değiştiren kişilerin sayısı yine Şer’iyye sicillerinden
tespit edilebilmektedir. Sanat tarihi açısından özellikle günümüze ulaşmayan
yapıların tespitinde oldukça önemli bir yere sahiptir. Sağlık açısından o günkü
sağlık anlayışı ve tedavi yöntemleri ortaya konulabilmektedir. Kayseri’ye ait
Şer’iyye Sicilleri ile yapılan çalışmalar, yayınlanan makale, kitap ve bildiriler
sayesinde şehrin tarihi geniş ölçüde aydınlatılmıştır. Şer’iyye Sicilleri özellikle
seyyahların, sâlnâmelerin bulunmadığı devirlerde şehirlerin tarihi eserleri, halkın
bir biriyle olan münasebetleri, giyim-kuşamı, yiyecekleri, ürünleri vs. konularda
elimizdeki en önemli kaynaklardandır. Kayseri ile alakalı olarak Şer’iyye Sicilleri
kaynak olarak kullanılarak 37 adet kitap, makale ve bildirinin yayımlanarak
şehrin sosyal tarihinin bir kısmının aydınlatıldığı görülmüştür.

KAYNAKLAR
AKSOY, Numan Durak, “Osmanlı Devletinde Kadınların Şer’i Mahkemeleri
Kullanması (Kayseri Örneği)”, Türk Dünyası Tarih Dergisi, Sayı: 186, 2010, s. 165–
176.
AKTAN, Ali, “XVII. Yüzyıl Kayseri Kadı Sicillerinde Bulunan Köle ve Cariyelerle
İlgili Bazı Belgeler Üzerinde Bir Değerlendirme”, I. Kayseri ve Yöresi Tarih
Sempozyumu Bildirileri, (11-12 Nisan 19969, Kayseri 1997, s.13-20.
AKTAN, Ali, , “XVII. Yüzyıl Başlarında, Kadı Sicillerine Göre Kayseri’de Evlenme ve
Boşanmaya İlişkin Uygulamalar”, IV. Kayseri ve Yöresi Tarih Sempozyumu Bildiriler,
Kayseri 2003, s.21-40.
AKTAN, Ali, “Kayseri Kadı Sicillerindeki Tereke Kayıtları Üzerinde
Bazı Değerlendirmeler (1738-1749)” , II. Kayseri ve Yöresi Tarih Sempozyumu
Bildirileri 16-17 Nisan 1998, , Kayseri 1998, s.47-68.
AKTAN, Ali, “Osmanlılar Zamanında Kayseri’de Gayrimüslim Tebaanın Durumu.
Zimmîleri”, III. Kayseri ve Yöresi Tarih Sempozyumu Bildiriler 6-7 Nisan 2000,
Kayseri 2000, s.7-34.
ÇETİN, İsmigül, “XIX. Yüzyılda Kayseri Sancağında Türk-Ermeni İlişkilerinin
Ekonomik Boyutu”, Hoşgörü Toplumunda Ermeniler, Erciyes Üniversitesi Yayınları
, Kayseri 2009, C.2, s.443-450.
DEMİRCİ, Süleyman, “Hoşgörü Toplumu’nda Birlikte Yaşamak: Osmanlı
Toplumunda Gayrimüslim Ermeni Vatandaşları Ve Hukuk: Kayseri Örneği”,
Hoşgörü Toplumunda Ermeniler, C.IV., Kayseri 2007, s.314- 325.
DENKTAŞ, Mustafa, “Şer’iyye Sicil Defterleri’nin Sanat Tarihi Araştırmalarındaki
Önemi (Kayseri Ölçeği)”, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı:
18, Kayseri 2005/I, s.51-66.
DÖĞÜŞ, Selâhattin, “Kayseri’nin 25 Numaralı Şer’iye Siciline Göre Şehrin SosyoEkonomik Hayatı ve Abaza Mehmed Paşa İsyanı’nın Şehre Tesirleri” , II. Kayseri
ve Yöresi Tarih Sempozyumu Bildirileri 16-17 Nisan 1998, Kayseri 1998, s.113-126.
DÖĞÜŞ, Selâhattin, “ Kayseri’nin 25 Numaralı Şer’iye Sicili Işığında Şehrin Nüfus
Yapısı (1624-1625)”, III. Kayseri ve Yöresi Tarih Sempozyumu Bildiriler, Kayseri
2000, s.125-128.
ERDOĞRU, M. Akif, “Onaltıncı Yüzyılda Kayseri Şer’i Meclisi ve Kayserili Kadınlar”,
IV. Kayseri ve Yöresi Tarih Sempozyumu Bildiriler, Kayseri 2003, s.187-196.
ERDOĞRU, M. Akif, “Prof. Dr. Ronald C. Jennings (1942 -1996)”,
http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/19/868/11019.pdf
GÖKHAN, İlyas, “191 Numaralı Kayseri Şer’iye Siciline Göre Kayseri (1820-
1822) , III. Kayseri ve Yöresi Tarih Sempozyumu Bildiriler, Kayseri 2000, s.193-200.
GÜLDÜOĞLU, Emine, Şer'iye Sicillerine Göre Kayseri'de Mülk Satışları Üzerine Bir
Değerlendirme (1678-1679), History Studies, 2010, 2/2, s.73-85.
GÜNDÜZ, Ahmet, “XVIII. Yüzyılın Son Çeyreğinde Kayseri’de Aile, Evlilik ve Çocuk
Sayıları (1775-1800)”, IV. Kayseri ve Yöresi Tarih Sempozyumu Bildiriler, (s. 261-
266).
http://kaytam.erciyes.edu.tr/Arsiv.htm
ÖZTÜRK, Ayhan, Şer’iye Sicillerine Göre Kayseri Sancağı, (1788-1749), Kayseri, 2000.
ÖZCAN, Ruhi “ Kayseri’nin 13 Numaralı Kadı ı Siciline Göre Evler”, III. Kayseri ve
Yöresi Tarih Sempozyumu Bildiriler, Kayseri 2000, s.349-362.
SELÇUK, Hava, “Osmanlı Devletinde Merkez-Taşra İlişkisi Bağlamında Avârız,
Nüzul Ve Sürsat Vergileri( Şer’iyye Sicillerine Göre XVII.. Yüzyılda Kayser
Sancağı)” Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, s.159-202, 2008.
SELÇUK, Hava, “Osmanlı Toplumunda Kadının Annelik Vasfından Doğan Hakları
(1650-1750 Yıllarında Kayseri Örneği)”, IV. Kayseri ve Yöresi Tarih Sempozyumu
Bildiriler, Kayseri 2003, s.443-456.
SELÇUK, Hava, “Şer’iyye Sicillerine Göre Kayseri’de İhtida Hareketleri(1645-1665)”,
Dini Araştırmalar, Ankara 2002, s.165-176.
SELÇUK, Hava, “Şeriye Sicillerine Göre Kayseri’de İhtida Eden Kadınlar ve Bunların
Sosyal Statüleri (1650-1750)”, WOMAN 2000, vol.6, 2005, s.71-94.
SELÇUK, Hava, “XVII. Yüzyılda Kayseri Ve Çevresindeki Türkmen Oymakları Ve
Sosyo-Ekonomik Yapıları”, ", Türk Dünyası Araştırmaları Dergisi, Sayı:.173, s.41-
62, 2008.
SELÇUK, Hava, “XVII. Yüzyılda Osmanlı Ordusuna Kayseri’den Lojistik Destek”,
Türk Dünyası Araştırmaları, Sayı:167, Nisan 2007, s.159-174.
SELÇUK, Hava, Kayseri Sancağı ve Girit Seferine Katkısı (1645-1669), Kayseri 2008.
SELÇUK, Hava, “1651 Yılında Kayseri Kalesinin Kuşatılması ve Kürd Mehmed Ağa”,
Süleyman Demirel Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, Sayı: 17,
Mayıs 2008, Isparta 2008, s.33-39.
SELÇUK, Hava, “XVII. Yüzyılda Kayseri’de Yaşayan Ermenilerin Sosyal Yaşantıları
Üzerine Bazı Değerlendirmeler” Hoşgörü Toplumunda Ermeniler, Erciyes Üniversitesi
Yayınları , Kayseri 2007, C.2,s.315-324.
SÜME, Mehmet, “42 Numaralı Develi Şer’iye Siciline Göre (1894–1895) Develi’de
Türk Ermeni İlişkileri”, Hoşgörü Toplumunda Ermeniler, Erciyes Üniversitesi
Yayınları , Kayseri 2009, C.3, s. 67-75.
TOK, Özen, “ Osmanlı Dönemi Hekim-Hasta İlişkileri (Kadı Sicillerine Göre XVII. ve
XVIII. Yüzyıllarda Kayseri Örneği)”, Turkish Studies, cilt.3/4, s.788-805, 2008.
TOK, Özen, “ Kayseri Kadı Sicillerindeki Avarız ve Avarızhaneler
ile İlgili Belgeler Üzerinde Bazı Değerlendirmeler (H.1065-1070/1655-
1660)”, III. Kayseri ve Yöresi Tarih Sempozyumu Bildiriler, Kayseri 2000, s.487-512.
TOK, Özen, “Kayseri Kadı Sicillerindeki Yaralanma ve Ölüm Vakalarıyla İlgili Keşif
Raporları (1650-1660)”, Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı : 22 Yıl : 2007/1 ,
s.327-347.
TOK, Özen, “Osmanlı Şehrinde Mülkün Kullanımında Çevre Düzeni ve Kamu
Hukukuna Riayet (XVII. Yüzyıl Kayseri Örneği)”, IV. Kayseri ve Yöresi Tarih
Sempozyumu Bildiriler, Kayseri 2003, s. 493-510.
TOK, Özen, “XVII. Yüzyıl Kadı Sicillerine Göre Kayseri Ve Çevresinde Sulama
Kaynaklarının Kullanımıyla İlgili İhtilaflar”, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler
Enstitüsü Dergisi, Sayı:2, s.391-405, 2007 .
TOK, Özen, “Kadı Sicilleri Işığında Osmanlı Şehrindeki Mahalleden İhraç
Kararlarında Mahalle Ahalisinin Rolü (XVII. ve XVIII. Yüzyıllarda Kayseri
Örneği)”, Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, S. 18, Kayseri 2005.
s. 155–173.
TOK, Özen, Kadı Sicillerine Göre XVII. Yüzyılın İkinci Yarısında Kayseri Para Vakıfları,
Kayseri ve Yöresi Tarih Araştırmaları Merkezi, Kayseri 2008.
TUŞ, Muhittin, “Kayseri Tereke Defterleri Üzerine Bir Araştırma(1700-1730)”, Selçuk
Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 4/1999, s.157-191.
TUŞ, Muhittin, “ Kayseri’nin 223 Numaralı Siciline Göre Mülk Satışları”, III. Kayseri
ve Yöresi Tarih Sempozyumu Bildiriler, Kayseri 2000, s.513-571.
YUVALI, Abdulkadir, , “Kayseri’de XVII. Yüzyıl Sonlarında Kadı’nın Sosyal Statüsü”,
I. Kayseri ve Yöresi Tarih Sempozyumu Bildirileri, (11-12 Nisan 1996), Kayseri
1997,367-375.
Ma ida thelis na su ğo,oste va zis çe nase
Se hrisoprasina dendra,na thetis na kimase.

Sana ne dememi istersin,yaşayıp var olman için
Altın yeşili ağaçların altında,yatıp uyuman için

Cevapla

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir