GİRİTLİ TÜRKLERİN DİLİ VE KÖKENLERİ HAKKINDA Prof.Dr.Hakkı Bilgehan

Girit İle ilgili Akademik Yayınlar
Cevapla
Kullanıcı avatarı
eyuphuseyin
Site Admin
Mesajlar: 4484
Kayıt: 05 Haz 2019, 22:41
Konum: İstanbul
Teşekkür etti: 1097 kez
Teşekkür edildi: 27 kez
İletişim:

GİRİTLİ TÜRKLERİN DİLİ VE KÖKENLERİ HAKKINDA Prof.Dr.Hakkı Bilgehan

Mesaj gönderen eyuphuseyin » 08 Eki 2019, 09:19

GİRİTLİ TÜRKLERİN DİLİ VE KÖKENLERİ HAKKINDA
Prof.Dr.Hakkı Bilgehan

Girit’ten Türkiye’ye göç etmiş olan Girit Türklerinin,yani anne ve babalarımızın o tarihlerde konuştukları dil,Yunanca ile yakın ilişkili olmakla beraber Yunancanın bir diyalekti olarak sayılmakta zorlanılacak derecede önemli ayrılıklar gösteren bir dildir.Yukarıda da anlatıldığı gibi bu dil bu gün Girit’in bir kısım köylerinde gittikçe azalan oranda halen konuşulmaktadır.Girit’iziyaretlerimden birisinde kaldığım otelde iki genç adamın hakiki Giritlice konuştuklarını işitince heyecanlandım ve kendilerine Girit’in neresinden olduklarını sorduğumda,İraklio’nun (Kandiye) 13 kilometre ilerisindeki bir köyden olduklarını ve köyde bu dili konuştuklarını söylediler.Yunanca ile cümle yapısı her ne kadar aynı ise de arada çok sayıda farklı sözcüklerin bulunması nedeniyle bazı cümlelerin saf Yunanca konuşan karşı tarafça anlaşılmakta zorlanıldığı da bir gerçektir.Bazı örnekler verilecek olursa:Yunanca’da çocuk:to pedhidir.Giritlicede bu sözcük ile birlikte çoğu kez ‘’to kopeli’’kullanılmaktadır.Yunacadaki sabah:to proi yerine Giritlicede :
İ taşini,yarın:avriyo yerine Giritlicede :taşteru,buraya gel:ela edho yerine Giritlicede:ela epae,nasılsın?:tikanis? Yerine Giritlicede :ida kaniş,biraz:liğaki yerine Giritlicede:miyaola veya liğaçi,deli:o trelos yerine Giritlicede :o kuzulos,keçi:i katsika yerine Giritlicede:i eğa,anapodha:tersine yerine Giritlicede :aksanakola…gibi ve bunlara benzer çok sayıda farklı sözcükler vardır.Ayrıca şive farklılaşmaları bulunmaktadır.Girit dilinde (k) harfleri çoğunlukla (ç) olarak (çitapi:kitap,Çemalis:Kemal,çefi:keyif,çebapi:kebap,Çefali:baş,çatipis:katip v.s),(Y) ile başlayan veya içlerinde (y) harfi bulunan bir kısım sözcüklerde y harfi çok yerde (j) olarak (Jeros:İhtiyar,Bejiri:Beygir,Jiğurti:Yoğurt vs), (g) içeren bazı sözcüklerde g harfi çok yerde © olarak (Acinara:Enginar), h harfi de çok yerde ş olarak (Maşeri:bıçak,Şeretizmos:selam,şera:el v.s) telaffuz edilir.Bu gün hala bozulmamış bir dil olarak en temiz Giritlice Girit’in izole bazı köylerinde ve mübadele ile Girit’ten Türkiye’ye gelip yerleşmiş artık sayıları çok azalmış olan çoğu 80-90 yaşın üzerindekibirinci kuşak Giritli Türkler tarafından konuşulmaktadır.En çok ve en iyi konuşulduğu yöre de Ayvalık’ın Ali bey (Cunda) adasıdır.Ama kabul etmek gerekir ki çok kısa bir süre sonra Dünyada artık hakiki Giritlice konuşanlar kalmayacaktır.
Girit dili konusunu inceleyen Teolojist profesör Theodoros İ. Riginiotis’e ait ‘’Christians and Turks- The language,Music and Everyday Life’’ (Hıristiyanlar ve Türkler-dil,müzik ve günlük yaşam adlı) makalesinden aldığım alıntılar ve yorumlarım şöyledir:
Riginiotis:’’Osmanlı idaresindeki Girit’in Müslüman halkının büyük çoğunluğunun Müslümanlaştırılmış Yunan ve daha az oranda Müslümanlaştırılmış Venediklilerden oluştuğuna inanmaktayım’’diyor.

Bu görüşe göre Türklerin adayı işgalleri ile yerli halkın Müslümanlaşmış olduğu ve bunların bir bakıma Giritli Türklerini oluşturdukları anlamı çıkıyor.Ancak bilinmesi gereken önemli noktalar şunlardır:Her şeyden önce Girit’i fethetmiş olan Türkler yerli halkın Müslümanlaştırılması için hiçbir zaman zor kullanmamışlardır.Bilindiği gibi Girit adasının fethi esas olarak iki aşamada tamamlanmıştır.Birinci aşama 1645’te Padişah Sultan İbrahim tarafından başlatılıp Hanya,Resmo ve sırasıyla Girit’in Kandiye dışındaki kısımlarının alınması safhasıdır.İkinci safha ise 24 yıl gibi uzun bir zaman alan Kandiye’nin fethedilmesidir.Birinci sahfada işe Yusuf Paşa yönetimindeki ordu başlamış ve ilk olarak Hanya alınmıştır.Yusuf Paşa’nın ilk yaptığı iş ordu mensuplarına,yerli halka çok iyi muamele edilmesini,aksi yönde hareket edenlerin cezalandırılacaklarını duyurmak olmuştur.Ayrıca yerli halka da günlük hayatlarında,dinlerinde tamamen serbest olduklarını bildirmiştir.Halk Venediklilerden sonra Türklerin gelişini büyük bir sevinç ile karşılamıştır.Yusuf Paşa’dan sonra bu birinci safhayı sürdürmek üzere Deli lakabı ile tanınan Hüseyin Paşa görevlendirilmiştir.O önce Resmo’yu ve sonra iki yıl içerisinde Kandiye hariç hemen tüm Girit adasını Osmanlı yönetimine katmıştır.Burada da dikkat edilen şey yerli halka olabildiğince iyi muamele etmek olmuştur.İşte bu muamelenin sonucu olarak Venediklilerin ağır ve zalim yönetiminden bizar olmuş olan halktan önce beş bin kişininihtida ederek yani dinlerini değiştirerek Müslüman oldukları bilinmektedir.Bu ihtida eylemi yavaşlamakla beraber devam etmiş ve 24 yıl sonra Kandiye’nin işgalinde de halkın arzusu Türklerden yana olmuştur.

Osmanlılar Girit adasına Rumeli’de yaptıkları gibi Anadolu’dan Türk ailelerini getirip yoğun aile yerleştirmesi yapmamışlardır.Savaşa katılan ve terhis edilen askerlere arazi,mülk ve para vererek Girit’e yerleşmelerini istemiş ve uygulamıştır.Bu suretle Girit’e Anadolulu ailelerden önce daha çok erkekler yerleştirilmiştir.Ancak adanın yönetimi ele geçtikçe Anadolu’dan Amir ve Memurlar ve bir kısım gönüllüler aileleriyle birlikte Girit’e gelip yerleşmişlerdir.Girit’in işgali için iki kaynaktan asker toplanmış ve ordu oluşturulmuştur.Bunlardan birincisi Anadolu Askeri olup bunlar Çeşme limanından gemilere bindirilmiştir.Doğal olarak Anadolu askerleri içerisinde daha çok Konya ve Karaman bölgesindeki Türkmenler,Karadeniz bölgesinden Lazlar,Doğu Anadolu’dan Kürtler,ve Anadolu’da yaşayan diğer etnik unsurlardan askerler bulunmakta idi.İkinci kaynak ise Rumeli Askerlerini oluşturmuştur.Selanik’ten gemilere bindirilen bu askerlerin arasında da Pomaklar,önemli sayılardaki Arnavutlar ve mağribiler gibi ayrı etnik kökenliler bulunmakta id.Yani orduda yalnız Türkçe değil çeşitli etnik kökenli askerlerin konuştukları çok sayıda diller konuşulmuştur.Bu durumda Girit Türklerinin kaynağını adaya yerleşen çeşitli dilleri konuşan Türk askerleri,bunların evlendiği Müslüman dinini kabul etmiş olan yerli kadınlar,istekleriyle dinlerini değiştirip Müslüman olan çoğu rum,az bir kısmı Venedik kökenli olan yerli halk ve adaya yerleşen memur aileleridir.Ailedeki anaların Giritlice konuşmaları doğal olarak çocuklarına geçmiş,baba durumundaki askerler de bu dili öğrenmeye zorlanmıştır.Osmanlı yönetiminin adada yeterli bir öğretim ve eğitim politikası uygulamadığı için toplum içerisinde konuşulan dilde Türkçe ikinci planda kalmış,bunun yerine Giritlice hakim olmuştur.Bu dil mübadeleden sonra Anadolu’ya yerleşmiş olan birinci kuşakta gittikçe artan orandaki Türkçe ile birlikte sürdürülmüş,kısmen ikinci kuşağa da geçmiştir.Bu gün artık üçüncü kuşakta hemen hiç bilinmemektedir.

Theodoros İ.Riginiotis’e göre Girit Türkleri,İslam kurallarından olan alkol yasağına uymamalarına ve bazılarının domuz yemeye devam etmelerine bakılarak bunların büyük bir kısmının ihtida etmiş Rumlar oldukları düşüncesi ortaya atılmıştır.

Aslında bu görüşte de büyük bir haksızlık vardır.Çünkü her ne kadar Girit Türklerinin bir kısmı içki içip dinlerinde daha liberal davranmışlarsa da onları,bulundukları ortamda yani Hıristiyan Rumların arasında,mübadeleye kadar asırlarca ayakta tutan en kuvvetli unsur sıkı sıkıya bağlı oldukları dinleri olmuştur.Ayrıca Giritli Türkler arasında oldukça yaygın olan Bektaşilik mezhebinde bu kurallar daha liberal olarak uygulanmaktadır.Giritli Türkler Müslümanlığı Türklükle eşdeğer hatta aynı anlamda kabul etmişler ve kullanmışlardı.Nitekim anne ve babalarımız ihtida etmiş yani din değiştirerek Müslümanlığı kabul etmiş bir kimse söz konusu olduğunda onun için ‘’Aftos e Turçepse:O Türkleşti’’deyimini kullanmışlar hiçbir zaman ‘’O Müslüman oldu’’dememişlerdir.Giritli Türkler sıkıca bağlı oldukları dinleri ile korudukları Türklük kimliklerini Atatürk’e kadar sıkıca korumuşlardır.Girit Türklerini bulundukları ortamda asimile olmaktan koruyan en önemli öğe muhakkak ki din ve Türklük (Osmanlılık)özellikleridir.

Girit Türkleri daha Girit’te iken Anadolu’da savaşan Mustafa Kemali yürekten desteklemişler ona dua etmişler ve hakkında maniler düzenlemişlerdir.Girit Türkleri Türkiye’ye geldikten sonra da az Türkçe bilmeleri veya hiç bilmemeleri yüzünden bu kez yerli Anadolu halkı tarafından da ‘’yarım gavur’’ olarak anılmaya çalışılmış ama onlar,Cumhuriyet ve Atatürk devrimlerine herkesten önce sahip çıkarak Türk ulusunun asil bir vatandaşı olduklarını kanıtlamışlardır.

Reginiotis’e göre Giritli Türkler (Ya da ona göre Müslümanlaşmış Giritliler) ne dillerini ne de günlük yaşamlarını değiştirdiler.Dilleri Girit diyalektikindeki Yunanca idi.İsimleri Yunan dili eklerine uyum sağladı.Örneğin Selimis,Suleymanis,Kemalis ya da Girit dili ile Çemalis,tsi Nazifes,tsi Fatmes gibi.Yerli Giritli olup da Müslümanlaşmış kimselerin bir kısmının soyadları Yunanca kaldı (Abdül Kalimerakis,Mehmet Stafidakis gibi).Anadoludan gelip de Türkçe soyadlarını sürdürenlerde bu soyadlarının sonuna ‘’akis’’ ekini ekleyerek ortama uyum sağladılar.(Muladakis,Alidakis,Hadzibekirakis v.s.gibi).

Akis eki ‘’oğlu’’anlamına gelir.Burada da kendimden örnek verirsem:Anne tarafım Girit’e Midilliden intikal etmiş Hacı Arifzadeler iken Giritte halk arasında soyadları Hadzarifakis olarak ve yine Anadoluda Kaimzade olan babamın soyunun adları Giritte Kaimakis olarak uyum sağlamış ancak resmi işlemlerde örneğin Nikah senedinde soyadları hep Hacıarifzade ve Kaimzade olarak işlem görmüştür.Bununla beraber başlangıçta Müslüman dinini kabul etmiş olan yerli rumların birçokları soyadlarını hatta bir kısmı da adlarını muhafaza etmişler ve rum isimli Müslümanlar olarak kalmışlardır. (Resimler ve Belgeler bölümünde annemin ve teyzemin nikah senetleri belgelerine bakınız).
Riginiotis,makalesinde bizlerin de çok iyi bildiğimiz bir konuyu daha ortaya atıyor:Girit Türklerinin,kendi diyalektiklerine çok sayıdaki Türkçe sözcükleri eklediklerini ve kullandıklarını belirttikten sonra birçoğu Arapça kökenli olan bu sözcükleri üç katagoriye ayırıyor.
Osmanlıcanın ne kadar büyük çapta arapça ve farsça dillerinin etkileri altında kaldığı malumdur.O tarihte Türkçe diye konuşulan dilden başka bir dile geçecek sözcüklerin çoğunluğunun bu kökenden geçmiş olmaları da normaldir.Riginiyotis’sin guruplandırması şöyledir:
A)Giritli Türklerin yalnız kendilerince kullanılan ve hristiyanlarca kullanılmayan sözcükler:Kadini (Kadın),Hanumi (Hanım),remazani (ramazan),Kurani (Kuran),mezari,aferim (aferin),masalla (maşallah)
B)Aynı zamanda Hristiyanlarca da kullanılan,Girit diyalektine eklenmiş ve birçoğu halen bu gün de Giritte kullanılmakta olan sözcükler,Örneğin:Kave (Kahve),Kavedzid (Kahveci),Çefi (Keyif),Meraçi (Merak), Nazi (Naz), Hani (Han), Sevdas (Sevda),Dumani (Duman),Odas (Oda),Boğazi (Boğaz),Fesi (Fes),Kolayi (Kolay),Nisafi (İnsaf),Amani (Aman),Lukumi (Lokum),Budurumi (Bodrum) ve sayısız başka kelimeler.
C)Girit diyalektine girmiş olan ancak bu gün artık kullanılmayan veya az kullanılan kelimeler.Bunların da sayıları oldukçafazladır.
Örneğin:
Merhameti,imani,mileti,ibreti,bayraçi,sandzaçi (Sancak),tsiftes (çifte tüfeği),çefilis,tertiplis,
duçani (dükkan),duçandzis (dükkancı),terzis,salvari (şalvar),allabilir (Allah bilir),bakalum (bakalım)v.s.gibi.
Görüldüğü gibi Girit Türkleri kendi etnik kökenli dillertini kaybetmişler dil olarak Giritliceyi kabul etmişlerdir ama öte yandan da bu yeni dillerine çok sayıda Türkçe sözcüklerini kazandırmışlardır.Bu günkü Girit sakinlerinin bile oluşturdukları manilerde (Madinadha’larda) bu sözcüklere sıklıkla rastlanmaktadır.Aslında bu günkü Girit’te eski Giritlilerin ve bizim atalarımızın konuştukları Giritlice ancak soyutlanmış köylerde konuşulmakta halkın büyük bir çoğunluğu esas Yunanca konuşmaktadırlar.Buna rağmen bu günkü Giritliler hala ‘’Kritika’’dedikleri kendi atalarının dillerine gittikçe azalan bir ölçüde de olsa ayrı bir itibar göstermeye devam etmektedirler.
Bu gün Girit’te yaşayanlar arasında hala Türkçe kökenli soyadları taşıyan ve muhtemelen Giritli Türk kökenliinsanlar yaşamaktadır.Ayrıca bazı yer ve yapıların da halen Türkçe adlarının kullanıldığı bilinmektedir.Tu Kiamili i plaka (Kamilin plakası), tu terzi o lakos (terzinin çukuru),Tu Kara Braimi (Kara İbrahimin çeşmesi)v.s.gibi.
Bilinen o dur ki:Girit Türklerinin çoğunun dillerini kaybettikleri ve Girit dilini konuştukları bir gerçektir.Büyük bir olasılıkla bunun nedeni de temelde Giritli kadınlardan kaynaklanmaktadır.Girit’e yerleştirilmiş Türk askerleri Müslüman yerli kadınlarla evlenince doğan çocuklarının ana dilleri doğal olarak Girit dili olmuştur.Bu birleşmede babaların ve memur ailelerin etkisi,Girit diline çok sayıda Türkçe sözcüğün yerleşmesini sağlamak olmuştur.Yine de Giritli Türk ailelerinin önemli bir kısmının kendilerine özgü bir şive ile dertlerini anlatabilecek kadar Türkçe konuşabildikleri bilinmektedir.
Girit dilinde Yunancasındakinden farklı yapıdaki ve farklı söylenişteki sözcüklerle,bu dilde kullanılan Türkçe kökenli sözcüklere özellikle Girit manileri’nde sık rastlanmaktadır.Eski mani’lerden (Madinadalardan)başka bu gün yeni oluşturulan mani’lerde de bu sözcüklerin bazıları halen kullanılmaktadır.Sevdas,delikanis,Dunya,adeti v.s.gibi.
İleride verilen tabloda Girit diline girmiş,çoğu manilerde ve eskiden konuşulan Girit dilinde kullanılan,bazıları da esas Yunanca’ya da girmiş olan Türkçe sözcüklerinden deryelebildiğim 700 den fazla sözcük verilmektedir.
Ancak bundan önce ileride geniş olarak verilecek olan mani listelerinden seçilerek özellikle bu Türkçe sözcüklerle hakiki Giritlice sözcüklerin yer aldığı küçük tablolar ve bu sözcüklerin yoğun olarak kullanıldığı sınırlı sayıdaki maniler (madinadha’lar) den örnekler aşağıda vurgulanmak istenmiştir.

GİRİT
Her Yönü İle kitabından alınmıştır.
Prof.Dr.Hakkı Bilgehan

Ma ida thelis na su ğo,oste va zis çe nase
Se hrisoprasina dendra,na thetis na kimase.

Sana ne dememi istersin,yaşayıp var olman için
Altın yeşili ağaçların altında,yatıp uyuman için

Kullanıcı avatarı
eyuphuseyin
Site Admin
Mesajlar: 4484
Kayıt: 05 Haz 2019, 22:41
Konum: İstanbul
Teşekkür etti: 1097 kez
Teşekkür edildi: 27 kez
İletişim:

Re: GİRİTLİ TÜRKLERİN DİLİ VE KÖKENLERİ HAKKINDA Prof.Dr.Hakkı Bilgehan

Mesaj gönderen eyuphuseyin » 08 Eki 2019, 09:22

Kitap okuma alışkanlığının az olduğu ülkemizde umarım kitaplardan alıntı yaparak foruma yazdığım yazılar okunur ve kültürümüz ile ilgili doğru bilgileri öğrenme fırsatı buluruz.
Sevgi ve saygılarımla
Admin
Ma ida thelis na su ğo,oste va zis çe nase
Se hrisoprasina dendra,na thetis na kimase.

Sana ne dememi istersin,yaşayıp var olman için
Altın yeşili ağaçların altında,yatıp uyuman için

Cevapla

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 3 misafir