GİRİT'TEKİ YAŞAMA DAİR SÖZLÜ KAYNAKLARIN AKTARMALARI

Girit İle ilgili Akademik Yayınlar
Cevapla
Kullanıcı avatarı
eyuphuseyin
Site Admin
Mesajlar: 3547
Kayıt: 05 Haz 2019, 22:41
Konum: İstanbul
Teşekkür etti: 1098 kez
Teşekkür edildi: 28 kez
İletişim:

GİRİT'TEKİ YAŞAMA DAİR SÖZLÜ KAYNAKLARIN AKTARMALARI

Mesaj gönderen eyuphuseyin » 13 Ağu 2019, 14:55

GİRİT'TEKİ YAŞAMA DAİR SÖZLÜ KAYNAKLARIN AKTARMALARI

SOSYAL YAŞAM

YRD.DOÇ.DR.REFİYE OKUŞLUK ŞENESEN

Girit adasına Türkler,ada fetih olunduktan sonra 1640-1649 yıllarından itibaren,Osmanlı yönetimince,bir devlet politikası ile yerleştirilmeye başlanmıştır.Devlet Girit adasına Sivas,Malatya,K.Maraş,Kayseri,Konya,Adana,Antalya,İzmir,Muğla,Aydın,Manisa,Burdur,Isparta,Afyon,Niğde,Kırşehir,Yozgat,Karaman,Silifke,Halep,Hatay,Gaziantep gibi illerden halkı yerleştirmiştir 1640-1669 yılları arasında Anadolu'nun çeşitli şehirlerinden getirilen yurttaşların gönüllü olanları da Fatih Gazi tarafından Girit adasına gönderilip iskan edilmeleri sağlanmıştır.Devlet,kendilerine hoca,imam ve Bektaşi babaları da göndermiştir.(K.1).

Girit adasındaki büyük şehirler şunlardır:Kandiya (Kastro),Resemnos,
Vjanos...Bildiğimiz köylerse şunlardır:Genelde İrakliyo (Kandiye) şehrinin köyleri Evaka,Haraka,Pirgos,Zorac,Halasa,Maşera,Stiyacı,Akazya,Panojano,Kato Vjanos,Panometos,Katometos,Pervole (K.1)

Göçten önce Girit'te Türkler,şehirlerde ve köylerde yaşıyorlardı.Şehirdekiler sanayi ve ticaretle,köydekiler ise çiftçilik,bağcılık (Üzüm,armut,incir) ve en çok da zeytincilik ve hayvancılıkla meşgul olmuşlardı.Maddi durumları genelde çok iyiydi (K.2.K3.K4).

Giritli Türkler adada peynir,yoğurt ve şarap yapmasını öğrenmişler.
Zeytinyağı ve sofra zeytini konusunda çok ustalaşmışlardı ve bu önemli geçim kaynaklarındandı.Tüccarlar,Giritli Türklerin yaptığı bu ürünleri alıp Avrupa'nın çeşitli ülkelerine ihraç aderlerdi.Adada koyun üretiminin kolay olaması sebebiyle (yırtıcı hayvanlar yoktu) koyunculuk oldukça fazla gelişmişti.Koyunları kıvırcık ve ince kuyrukluydu.Evlerde mutlaka dokuma tezgahları olurdu ve koyun yününden battaniye,yatak malzemesi,giyecek eşyaları yaparlardı.Dokuma,iş ve araç tezgahları vardı.Anayurda gelişlerinde,beraberlerinde bu tezgahları da getirmişlerdir. (K.1).

İngilizlerin yerli Rumları,Giritli Türklere karşı kışkırtmalarından önceki durum,gerek Türkler gerekse Rumlar açısından oldukça iyiydi.Yaklaşık 250 yılı beraber,kardeşçe geçirmenin verdiği,birbirlerine karşı saygı ve sevginin olduğu ortam Rumlar ile Türkleri birbirine oldukça yakınlaştırmış,kaynaştırmıştı.Türkler Girit dilini kısa sürede öğrendiler,öz dillerini unutup,Rumcayı ana dilleri gibi konuştular.Ana yurda döndüklerinde halkın % 80'i Türkçe bilmiyordu. (K.1).

Türkler,Girit'teyken hem kızlarını hem de erkeklerini okuturdu.(K.2K.3.K.6.K.7).Girit'te son zamanlara doğru Türklerin okula gidip,yükselmeleri istenmemekteydi.Azınlık oldukları için onların okumasına engel olmaktaydılar (K.11).

Girit'teki Türklerin örf,adet ve inanışları arasında kurban kesmek,oruç tutmak bulunmaktadır.İnanış olarak;Alevi,Bektaşi ve Sünniler vardır.Ancak Bektaşiler çoğunluktaydı.Amca kızıyla oğlu,hala kızıyla oğlu,dayı kızıyla oğlu evlenebilmekteydi.Bektaşi-Alevi olanlarla Sünni olanlar arasında mezhep ayrımcılığı yapılmaz,kardeşçe yaşarlardı. (K.8.K.1).

Girit'teyken kadın erkekler arasında bir eşitsizlik söz konusu değildi.Kız ya da erkek de okula gönderilirdi,bir kız babasının,aile büyüklerinin yanında,yemekteyken çok rahat şarap içebilirdi.Kadın özgürdü,erkek egemenliği çok fazla yoktu;fakat Anadolu'ya geldikten sonra yerli halk bu durumu kolay kabullenememiştir. (K.4).

Girit'te misafirhaneler olurdu.Durumu iyi olan ailelerin evlerinde odaları olurdu.Gelen giden yolcular ve misafirler (Türkler)orada kalır,yer,içer ve giderlerdi.Misafir geldiği zaman ''tavuk saryaç''pişirilirdi (K.5).

Giritli Türkler,Girit'teyken inek sütünü asla içmezlerdi.Bu sütü içmeyi,pis ve ayıp sayarlardı.İnekten süt içenleri ''köpek''diye adlandırıyorlardı.İnsanlar,ineğin sütünü içmeyip yavrusuna bıraktıkları için bir yıllık buzağı üç yıllık boyunda olurdu.Orada yetişen öküzlere ''çift öküzü''diye beslerlerdi.Koyun sürülerine dağda bir kişi bakardı.Hırsızlık hiç olmazdı.Tek kayıp,yabani hayvanlar nedeniyle olurdu.Çobanlar sürüleri çok nadir beklerdi. (K.1).

Girit'teyken sofraya oturulduğunda bayanlara da içki (şarap) ikram edilirdi.Babalarının yanında,kızlar rahatça şarap içebilirdi;fakat yabancı,tanımadık ortamlarda kızların içki içmemesi gerektiği anlatılırdı.Kızlar babalarının yanında ya da büyüklerinin yanında özgür ve rahat hareket edebilirlerdi. (K.4).

Erkekleri bellerine kırmızı kuşak bağlardı.Bu kuşak,o kişinin zengin olduğunun ve ağa çocuğu olduğunun bir göstergesi kabul edilirdi.Göçtükleri sırada da bellerine bu kuşağı bağlamışlardır.Bu kuşak ipek böceğinin ipeğinden yapılan ipekli bir kumaştır.Giritli Türkler,eşlerini Rum kadınlarından ayırmak için peçe giydirirlerdi.Girit'te Türk kadınları,şehirde peçe takıp çarşaf giyerlerdi;fakat köylerde böyle bir şey yoktu.Türkiye'ye göçtükten sonra,Atatürk istediği için peçelerini çıkarmışlardır. (K.5).

GÖÇE SEBEP OLAN OLAYLAR

Türkler Girit'te yaşadıkları müddetçe Girit Rum halkıyla iyi ilişkiler kurmuşlardır.Türklerle Rumlar eşit haklara sahipti ve Rumlar devlet tarafından hiç bir ayrım gözetilmeksizin çok iyi korunmuşlardı.Rumlar ile Türkler birbirine saygı ve sevgi çerçevesiyle yaklaşmışlar,güzel dostluklar elde etmişler hatta Türklere kızlarını bile vermişlerdir.

Rumlar Osmanlı devletizayıflamaya başladığı zaman topraklarını da birer birer kaybetmek zorunda kalmıştır.Bunu fırsat bilen İngilizler,Yunanistan'ı destekleyerek onlara devlet kurma konusunda yardımcı olacaklarını söylemiştir.Yunanistan bu gücü de arkasına alarak Osmanlıya baş kaldırmıştır.

İngilizler,Rum halkını,Türkleri Girit'ten çıkarmaları konusunda kandırmaya çalıştı.Fakat Rum halkı,Türk halkıyla yüzyıllardır beraber kardeşçe,saygı ve sevgi içerisinde yaşamıştı.Hatta Rum kızlarıyla Türkler evlenirlerdi.Bu evliliklerde Rum kızları Müslüman olurdu.Bu durum,Rum kızlarının ailerinin hiç bir küskünlüğü,dargınlığı olmazdı.Ayrıca Osmanlı yönetimi,hiç bir zaman Rumlara Türklerden farklı muamele yapmamıştı.Türkler hangi haklara sahipse,Rumlar da o haklara sahipti.Rumları kandıramayacaklarını anlayan İngilizler,bu kez de Rumlardan çocuklarını kendilerine vermelerini,o çocukları kendilerinin yetiştireceklerini söylediler.Bir yandan da,bir türlü Rumları Türklere karşı kötülük yapma konusunda kandıramayan Yunanlılar,Rumları tehdit etmeye başlamışlardı.''Türkleri buradan çıkarmazsanız,onları öldürmezseniz,biz sizi öldüreceğiz,çocuklarınıza,eşinize kötülük yapacağız.'' diyerek onları korkutmaya başlamışlardı.İngilizlerin teşvikiyle dört-beş bin Yunanlı genci eğiterek çete gurubu haline getirilip Girit'e gönderildi.Bu grup,zor kullanarak,Rumların ellerinden çocuklarını alıp onlara çete eğitimi yaptırmaya başladılar.Bu çocuklara Türk düşmanlığı aşılayarak,onları Türkleri katletmek üzere görevlendirdiler.Arka arkaya Türk evlerine baskınlar düzenleyerek yüzlerce Türk'ü katlettiler.

Basacakları Türk köylerine önceden gizlice giderek,komşularını uyaran Rumların sayısı da azımsanmayacak kadar çoktu.Bu şekilde katliam ve zulümler tam 36 yıl boyunca devam etmiştir.Rum yaşlıları durumu Türklere haber verip onların dağlara kaçmasını sağlamıştır.Bu göç olayına ''Panastasi'' denilmekteydi.O sırada devlet de Girit'teki Türklere yardım edebilecek durumda değildi.

Türkler,İngilizlerin Girit yönetimini ele almasıyla,artık küçük direnişlerle kendilerini savunmaya başlarlar.Bireysel olarak tatmin edici sonuçlar alamayan Giritli Türkler,durumu Osmanlı'ya bildirir ve artık kendilerini kurtarmalarını söylerler.Çünkü Rumlar ve İngilizler acımasızca çocuk-büyük demeden kadın-hamile demeden dehşet verici katliamlar yapmaya başlamışlardır.O sırada devletin başında bulunan II.Abdülhamit adaya gemiler gönderir ve eşyaları hazır olan halkın büyük kısmını 1898 yılında ana yurda getirir. (K.1).

Yunanlıların Rum gençlerine çete eğitimi vermeden önceki zamanlarda Rum halkı ile Türk halkı arasında asla hırsızlık olayı olmazdı,birbirlerine son derece güvenirlerdi ve mallarını saklama gibi önlemlere gerek duymazlardı.Ancak adadaki son dönemlerde Türk erkekleri,hayvanları çalınmasın diye hep karda yatarlardı.Bu nedenle belleri hep ıslak olurdu.Bu durumu da kimseye şikayet etmezler,Yunan'ıYunan'a mı şikayet edelim'' derlerdi.Bu çeteler adadaki son dönemlerde,Türklerin evlerinde ne kadar malları,para ve altınları varsa hepsine el koymuşlardır. (K.2.K.3.K.4.K.7).

Adadaki son dönemlerde,Türkler,Rumlar tarafından yapılan çok büyük katliamlara maruz kalmışlardı.Yaşlı genç,çoluk-çocuk hatta hamile bile demeden insanlar acımasız yöntemlerle katledilmişlerdi.Bunun yanında tecavüzler,yağmalar,evlerinin yakılıp yıkılması da yapılan işkencelerdendir. (K.9.K.10.K.11).Girit'teTürkler çoğunlukla Alevi Bektaşi geleneğine sahip oldukları için tekkeye giderlerdi.Yunan çeteleri son zamanlarda tekkeye de baskınlar düzenlemişler,burada da katliamlar yapmışlardır. (K.2.K12.K.13.K.14).

GÖÇMENLERİN GELİŞ HİKAYELERİNDEN ÖRNEKLER

''Babam Girit'te süt imalathanesi,hayvan sürüleri ve bahçeleri olan zengin bir kişiymiş.Annem 16,babam 26 yaşındayken evlenmişler.Annem Türkiye'ye gelirken hamileymiş.Doktor,doğum yapamayacak kadar hasta olduğunu anneme söylemiş.İlaç yazacağını söylemiş.Fakat o tarihte orada ne doktor ne de ilaç varmış.Yunanlılar,Giritli Türkleri katledip,tamamen Girit'ten temizlemek için her Türk evinin kapısına onları katledecek kişileri dikmişler.Fakat bizim erkeklerimiz de tedbir amaçlı olarak hep damlarda yatarlardı.Bir fırsatını bulup annemle babam kaçmaya karar vermişler.Paralarını ve altınlarını özel dikilen giysilerine,çoraplarının içine,beline sarmışlar.Bizi doktorun oğlu götürmüş.Komşumuz olan bu Rum doktor çok iyi bir insanmış.Biz öncelikle Rumların çok olduğu köyden Türklerin çok olduğu köye kaçmayı istemişiz.Annemi alıp dişi ata (farara)bindirmişler.Babam ile o doktorun oğlu atı çekiyormuş.Sınıra geldiklerinde,çete mensupları bunları durdurmuş,para istemişler.Doktorun oğluna da Türklere yardım ettiği için çok kızmışlar.Annem attan inerken,vücudunda sakladığı altınların hepsi yere dökülmüş.Askerler bu altınları toplarken bizimkiler fırsattan yararlanıp kaçıp kurtulmuşlar.Sonra geri köylerine dönmüşler ve kültürlü zümreden bir gurup kişi Atatürk'e mektup yazıp katliamlardan bahsetmiş,kendilerini bu zulümlerden kurtarmalarını istemişler.Türkiye'den gemiler gönderilmiş.Bizimkilerin Türkçesi iyi olmadığı için Anadolu'ya geldiklerinde az mal ve arazi vermişler.'' (K.4).

SONUÇ

Çağdaş Türkiye toplumunun şekillenmesinde önemli dinamiklerden biri degöçler olmuştur.Osmanlı-Rus savaşları,Balkan savaşları ve Birinci Dünya Savaşı,süregelen bölünmelere ve nüfus hareketlenmelerine neden olmuştur.Bu çerçevede,göç sorunu da önü alınamayan boyutlara ulaşmıştır.Bu göçler,Ulus-devlet oluşturma sürecinde Osmanlı'dan Türkiye Cumhuriyeti'ne tarihi bir miras olarak kalmıştır.

Girit'te yaşadıkları sırada Yunanlılara karşı kimliklerini tanımlarken Müslümanlığı kullanan Giritliler,yerlerinden edildikten sonra diğer Türklere karşı Giritli kimliklerini öne çıkarmışlardır.Bu durum,Girit'teki yaşamlarından söz ederken ise kendilerini Giritli olarak tanımlamalarının nedenini ortaya koymaktadır.

''Sözlü kültürün kimlik ve kültüroluşturucu etkisi tartışmasız ço yönlüdür.Ortak yaslar,acılar,zaferlerhatırlananlar,unutulanlar,ortak kahramanlar,ritüeller,kutlama alanları,kutsal mekanlarve yapılar sözlü ve sözsüz iletişim vasıtaları ve bu birikimin ana unsurlarıdır''(Ersoy,2009:38).Sözel ortam yaratıcılığında toplum hayatına kazandırılmış,karışmış her türlü ürünün o toplumun tarih ve medeniyetine ait birer sözel bir tarih belgesi,birer sözel metin gibi görülmektedir.

İnsanoğlu dil,dinmillet gibi aidiyet unsurlarıyla yaşadığı coğrafyanın izleriyle tecrübelerini,inançlarını,örflerini,adet,gelenek ve göreneklerini sonraki kuşaklara aktararak devamlılığını sağlamıştır.Çalışmamızda,Girit göçmenlerinin göç ettikleri topraklardaki yaşam şekilleriyle,kendilerini göçe zorlayan olaylara dair bir önceki nesilden dinleyerek aktardıkları hikayelerin derlenmesiyle,sözlü tarih çalışmalarına katkı sağlanması hedeflenmiştir.

Kaynak kişilerin 1.dereceden yakınlarının başından geçen olayların derlenmesi neticessinde elde edilen malzemeye göre,bu anlatılar içinde sosyal tarihe kaynaklık edecek ögeleri şöylece sırayalabiliriz.

1)Girit göçmenlerinin Girit'e dair anlatıları,işgal altında kalan bu bölgenin insanlarının kurtuluş çalışmalarında hangi yolların izlendiği konusunda bilgi verir.

2)Girit göçmenlerinin Girit'e dair anlatıları,halkın o zor günlerde içinde bulunduğu ortamı ve ruh halini anlatarak döneme ışık tutar ve tanıklık eder.

3)Girit göçmenlerinin Girit'e dair anlatıları,o dönemdeki devletin yaptırım gücü ya da devlet üzerindeki yaptırımlar,adalet mekanizması hakkında bilgi verir.Anlatılanlardan yola çıkılarak Osmanlı'nın çöküş dönemindeki sosyal yapıya ait bilgiler edinilebilir.

4)Girit göçmenlerinin Girit'e dair anlatıları,adadaki sosyal yaşantı hakkında ipuçları verebilir.Türklerin eğitimi,dini inançları,misafirperverlikleri,evlilik çeşitleri,toplumda kadının yeri ve rolleri,giyim-kuşam kültürü,sofra adabı vb.konulardaçeşitli bilgiler edinilebilir.

5)Girit göçmenlerinin Girit'e dair anlatıları,adadaki beşeri ve ticari durum hakkında ipuçları verebilir.Türklerin nereden geldikleri,nerelerde yaşadıkları,geçimlerini neyle sağladıkları,uzmanlaştıkları iş kolları vb.konularda çeşitli bilgiler edinilebilir.

6)Sonuç olarak Girit göçmenlerinin Girit'e dair anlatılarının,dönemin siyasi ve sosyal yapısını,halkın psikolojisini,düşünüşünü,yaşayışını,inançlarını,duygularını yansıtmaları yönüyle sosyal tarihe kaynaklık ettikleri söylenebilir.
Ma ida thelis na su ğo,oste va zis çe nase
Se hrisoprasina dendra,na thetis na kimase.

Sana ne dememi istersin,yaşayıp var olman için
Altın yeşili ağaçların altında,yatıp uyuman için

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir