KANDİYE OLAYLARI 6 EYLÜL 1898 FACİASI

Osmanlı Dönemi Girit Türk Tarihi
Cevapla
Kullanıcı avatarı
eyuphuseyin
Site Admin
Mesajlar: 3310
Kayıt: 05 Haz 2019, 22:41
Konum: İstanbul
Teşekkür etti: 1098 kez
Teşekkür edildi: 28 kez
İletişim:

KANDİYE OLAYLARI 6 EYLÜL 1898 FACİASI

Mesaj gönderen eyuphuseyin » 15 Eki 2019, 13:38

KANDİYE OLAYLARI 6 EYLÜL 1898 FACİASI
Artık geçici yönetim iş başındadır.Ne var ki maddi kaynaklardan yoksun olan yönetim,bunun çaresini o zamana kadar Osmanlı yönetimi tarafından tahsil edilegelmekte olan adanın aşar vergisiyle,gümrük gelirlerinin kendileri tarafından toplanmasında bulur.Bunu gerçekleştirmek için de düvelihamiye devletlerine başvurur.Başvuruyu yerinde ve uygun bulan devletler,aşar ve gümrük vergilerinin kendi korumaları altında yeni yönetim tarafından toplanmasına onay verirler.Bunun üzerine gümrük ve vergi dairelerinde bulunan Müslüman memurların görevlerine son verilerek yerlerine Hıristiyan memurlar atanır.Babıali,durumu büyük devletler nezdinde protesto ederse de sonuç alamaz.
Vergi dairelerine atanan yeni memurların işe başlamalarını sağlamak maksadıyla 6 Eylül 1898 Salı günü bir İngiliz birliği Osmanlı memurlarının henüz görev yapmakta oldukları dairelere girerek zorla tahsilat yapmaya kalkışır.Ancak Müslüman memurlar bu müdahaleye karşı çıkıp direnirler.İngilizler’in zor kullanmaya kalkışmaları üzerine vergi daireleri dışında olanları merak ve heyecan içinde izlemekte olan binlerce insan,İngilizler’in üzerine yürümeye başlar.Paniğe kapılan İngilizler,silahlarını kullanarak ateş etmeye başlayınca,ok yaydan fırlar.Silah seslerinin işitilmesi üzerine kalabalık daha da artar ve öfkeli bir halde civarda bekleşen binlerce kişi daha olay yerine doğru sel gibi akmaya başlar.Gergin kalabalık,arkadaşları arasında vurularak öldürülenler olduğunu görünce,nefretle İngilizler’e saldırır.Çatışma büyür ve her iki taraftan ölenler olur.
Aslına bakılırsa yaşanan ve yaşatılanlar büyük bir tasarının parçasıdır.Silahları ellerinden alınmış olan on binlerce aç ve çaresiz insanın olay çıkarması sağlanarak bir yerlere varılmaya çalışılmıştır.Gerçek bu olmakla beraber,sonuç oldukça beklenenin dışında gelişmeye başlayınca çatışan tarafların dışında yüzlerce masum ve günahsız insanın ölümüne de sebebiyet verilmiş olur.Kabahat tamamıyla olayları planlayıp başlatan,sonra da önlenemeyen İngilizler’e aittir.Salisbury’nin Türk-Yunan savaşı’nın ardından Osmanlılar’a taviz vermemek için uyguladığı sinsi plan oldukça kanlı olarak hedefine ulaşmıştır.
11 Eylül 1898 tarihli Le Figaro gazetesi,’’İngiliz askerleri tarafından silahları ellerinden alınmış olan,eli kolu bağlı,kendini savunmadan yoksun yegane silahı kalabalık olan korumasız yetmiş bin kadar Müslüman’ın yerli Rum asiler tarafından köylerinden,Kandiye,Resmo ve Hanya’ya sürülüp tıkılarak oralarda ;cami,tekke ve sokaklarda yaşamaya,daha doğrusu sürünmeye zorlandıklarını’’yazmaktadır.Bu çaresiz,manen çökmüş insanların olaylar esnasında ayrıca tahrik edildikleri de dikkate alınırsa,olayların ne gibi bir psikolojik hal içinde geliştiği kolaylıkla anlaşılabilir.Silahları toplanan Müslümanlar’a,İngilizler’in verdiği,onları Rumlar’a karşı koruyacakları sözünü yerine getirmemeleri de olayların öç almaya dönüşmesinin sebeplerindendir.Kandiye’nin yerli Müslüman halkı olaylara katılmamıştır.
Gümrük ve vergi dairelerinde başlayıp da ağır tahrikle gelişen olaylar daha sonra şuursuzca sivil halka yönelerek bıçaklı,tabancalı saldırıya ve yağmaya dönüşmüş,bu esnada onlarca masum insan öldürülmüş ve yaralanmıştır.Mahallelere yönelen çılgın kalabalık çığ misali önlerine gelen mağaza ve dükkanları yakıp yıkmış,yağma etmiş,bu rada önlerine çıkanları öldürmüş ve yaralamıştır.
Bu olaylara Söke Forbes Kumpanyası kavaslarından,Kandiyeli Hasan Ağa da tanık olmuştur.6 Eylül günü yaşananların canlı şahitlerindendir.Olaylar sırasında 12-13 yaşlarında olan Hasan Ağa,içine karıştığı olayı,yaşadığı andaki görüş açısıyla şöyle anlatmıştır.

‘’Kentin içi,köylerden kaçıp da Kandiye’ye sığınan Müslümanlar’ın oluşturduğu kalabalık nedeniyle mahşeri andırıyordu.Her taraf;meydanlar,cami avluları,tekkeler,ara soaklar pejmürde kıyafetli,parasız,işsiz ve perişan insanlarla dolup taşmaktaydı.Sokaklarda adım atacak yer kalmamıştı.İnsanların sinirleri gergindi.Herkes beklemenin verdiği sıkıntıyla patlama noktasındaydı ve kavga için bahane arıyordu.Olayların patlak verdiği an olay yerindeydim.Gümrük önündeki insan selinin dalgalanmasının ardından tüfeklerin patlayıp bazı insanların vurulması üzerine ortalık karıştı.Gümrüğe saldırıp ortalığı birbirine katan kalabalık daha sonra çarşıya doğru yöneldi,çarşıya varıncaya kadar yeni katılanlarla iyice büyüyen kalabalık,çarşıya varınca mağazaların ve dükkanların bulunduğu yerlere doğru guruplar halinde bölündü.Her kafile girdiği yeri yakıp yıkmakta,Rum dükkan sahiplerini öldürmekte,malları yağma etmekte idi.Ben de gözü dönmüş böyle bir güruhun paşine takılarak bunlarla beraber,daldıkları mağaza ve dükkanlara girmeye başladım.Girdiğimiz dükkanlardaki mallar yağma edilip ortalık dağıtılırken kaçamayıp dükkanda sıkışıp kalmış olan Rumlar dövülmekte,yaralanmakta,hatta öldürülmekteydi.Ben de her nedense,girdiğimiz dükkanlarda saklandıkları yerlerdeki zavallıları bulup parmağımla gözü dönmüş yağmacılara gösteriyor,dövülmelerine,yaralanmalarına hatta öldürülmelerine neden oluyordum.O ortamda yaptığım şey bana tuhaf gelmiyordu.O an için yaptıklarım bana kahramanlık gibi gelmişti.Ama az bir süre sonra çok vijdan azabı çakmaya başladım,hala da çekmekteyim.Bir ara büyük bir kumaş mağazasına doluştuk.Burada da bir balyanın arkasına saklanmış olarak gördüğüm bir biçareyi saldırganlardan birine parmağımla işaret ederek,zavallının bıçaklanarak öldürülmesine neden oldum.Bu mağazayı da talan ederek ortalığı kırıp döktük.Burada ben de yağmaya katılarak gözüme kestirdiğim üç top kumaşı kaptım ve mağazadan fırlayarak mahallemize doğu koşmaya başladım.Bir süre sonra bir sokak başında beklemekte olan iki nizam (Türk askeri)yolumu keserek elimdeki üç toptan ikisini gasp ettikten sonra,’’Bu sana yeter’’diyerek bir topunu bana bıraktılar,ardından nizamlardan kurtulunca koşarak oradan uzaklaştım.’’
Bu olaylarla ilgili anlatılan bir çok anı vardır.Bunlardan birine göre,yağmacıların önüne düşen ne idüğü belirsiz,başı sarıklı,koltuğunun altında kitap bulunan,yobaz kılıklı bir kışkırtıcı kalabalığa,

Allah Allah pete pedhya çe kamete Huruç,
Çe namifisete Romyo n abi sto cumuruç.

(Allah Allah diyerek evlatlar huruç ediniz,
Ve Rum’un gümrüğe girmesine mani olunuz.)
Diyerek körüklemekteydi.Bu tahrikçinin kim olduğu tespit edilememiştir.
Bütün bu tahriklere ve Türk askerinin yetkisizlik nedeniyle olaylara seyirci kalmasına rağmen,olayları önlemeye çalışan sağduyulu kimseler de görülmüştür.Bunlardan biri Feyizaki Ahmet Ağa’dır.Kalabalığın önünü kesmeye çalışarak yatıştırmaya uğraşmış fakat bütün gayretlerine rağmen başarılı olamamıştır.
İngiliz donanması olayları bastırmak bahanesiyle Müslüman mahallelerini top ateşine tutar.Bu sırada,olaylarla hiç ilgisi olmayan yüzlerce masum Müslüman ölür.Rum ve Yunanlılar’ın gazetelerinde yaydıkları haberlere göre Hıristiynlar’ın zayiatları 250-400 arasında gösterilmiştir.
Bombardımanın ardından Müslüman mahallelerini basan İngilizler,evleri tek tek tarayarak silah ve mühimmat aramaya koyulurlar.Bu arada evlerinin aranmasına direnenler olduysa da bunlar;hırpalanıp dövülerek ve evlerinin top ateşiyle yerle bir edileceği tehditleriyle sindirilir.
Osmanlı hükümeti,İngilizler tarafından toplanan silahların Rumlar’ın ellerine geçmesi ihtimaline karşı,Girit Osmanlı askeri kumandanı Cevat Paşa’ya şifreli bir telgraf göndererek bu silahların tophanei amirede mahafazası için gereken çabayı göstermesi emredilir.
Olaylar nedeniyle kendisini zor durumda hisseden Abdülhamit,Londra büyükelçiliği vasıtasıyla İngiliz hükümetine başvurarak olaylara karıştığı varsayılan tüm Müslümanlar’ın aileleriyle beraber uygun süre içinde adadan,bir daha dönmemecesine uzaklaştırılacakları ve bu maksatla şimdiden bu işlerin Trablusşam,Trablusgarp,Taif ve Yemen gibi vilayetlere sevk edilmek üzere gemilerde bekletildiklerini bildirir.Bu arada silahları toplanmakta olan Müslümanlar’ın mağduriuyetini önlemek üzere Hıristiyan ahalinin de silahlarının toplanmasını talep eder.
Olayların ardından İngiliz yönetimi merkezi Kandiye’de olan özel bir mahkeme kurarak sanık durumunda bulunan yüzlerce kişiyi bu mahkemeye sevk eder.İlk etapta bunlardan olaylara bilfiil katıldıkları iddia edilen yedi Müslüman idama mahkum edilir.Onlarca kişi de dolaylı olarak suça iştirak ettikleri varsayılarak,bir kısmı Kıbrıs zindanlarına gönderilir,bir kısmı da Hanya’daki mahkemelere sevk edilir ve yargılanmak üzere İzzettin hapishanesine (kalesi)kapatılırlar.Hanya’da yargılanıp hüküm giyenler genel affa kadar (1906),sekiz sene bu zindanda çürümeye terk edilirler.Kıbrıs’a sevk edilenlerin akibeti tam olarak bilinmemektedir.Girit Müslüman kamuoyu bu insanlara asla suçlu gözü ile bakmamıştır ve bugüne kadar Müslüman Giritliler arasında şehit kabul edilerek rahmetle anılmıştır.Adlarına mandinades düzülmüştür.Kartpostalları Giritliler’in misafir odalarındaki konsolları ve kahvehane duvarlarını süslemiştir.
Bunların dışında hafif hapis cezalarına uğratılan yüzlerce kişi cezalarını çektikten sonra bir daha adaya dönmemek koşuluyla aileleriyle birlikte imparatorluğun muhtelif eyaletlerine sürülürler.
İlk idama mahkum edilenler,18 Ekim 1898 günü kale bedenlerinin üzerinde halkın gözü önünde asılarak idam edilir.İdamların infazına Avrupa basını tepki gösterip önlemek istediyse de,sonuç alınamaz.Bu arada gerçek suçluların yanında suçsuz kimseler de cezalandırılmıştır.Şeytanoğlu Meydanı’nın Müslüman bıçkınları olaylara kesinlikle karışmadıkları halde,sırf bu sıfatları nedeniyle yargılanıp hüküm giyerler.O derece haksızlıklar yapılmıştır ki,buna Kandiye’li Rumlar bile isyan etmiştir.Şehrin ileri gelenlerinin gayretiyle birkaç zavallının haksız yere cezalandırılmaları zorlukla önlenebilmiştir.
Kasım ayı başında bir cumartesi günü dört kişi daha asılarak idam edilir.
Kandiye olaylarının,şuursuz kitle psikolojisi içinde ve ağır tahrik sonucu patlak verip geliştiği ve yayıldığı,bu arada hakikaten çirkin olayların yaşandığı bir gerçektir.Şuurunu kaybeden bu bilinçsiz kalabalıktan kiliselere,konsoloshanelere,hatta hastanelere bile saldıranlar olur.Bu arada Fransız başkonsolosu da öldürülür.

Olayların yaşandığı günlerde The Illustrated London News olayları aşağıda olduğu gibi aktarmıştır.
10 Eylül,1898
Girit’te yerli Müslümanlar,vergi dairelerinin yabancı güçlerin kontrolüne verilmesine şiddetle tepki gösterdiler.
Bu sırada Kandiye’de yaşanan kargaşa esnasında korkunç olaylar patlak verdi.6 Eylül 1898 Salı günü,şehrin bazı yerlerindeki binalar ateşe verildi.Konsolosun emriyle kalabalığı dağıtmakla görevlendirilen İngiliz donanmasına ait askeri inzibat kuvvetleriyle Müslüman başıbozuklar çatışmaya girdiler.Çatışmalar esnasında ölenler oldu.
22 Ekim 1898 Cumartesi
Önceki gün İngiliz Askeri Mahkemesi tarafından,Kandiye’dek, son katliam olaylarının suçlu bulunarak idama mahkum edilenlerden yedi kişi,şehir halkının ve donanma mensuplarının rahatlıkla görebilecekleri yüksek bir yerde,18 Ekim 1898,Salı sabahı asıldılar.
İnfazlar esnasında halkın galeyana gelerek olay çıkarabileceği hesaba katılarak,önemli sayıda muhafız görevlendirildi.Bu tedbirler sayesinde infazlar kargaşaya meydan verilmeden gerçekleştirildi.
5.Kasım 1898 Cumartesi
…6 Eylül’de İngiliz askerlerine yapılan ölümcül saldırıda yer aldıkları anlaşılan beş Müslüman Türk daha idam edilirken,bunlardan yirmi yıla mahkum olanlardan dördü de cezalarını çekmek için Kıbrıs’a gönderildiler.Geriye kalanlardan otuz kişi de uluslararası komisyon tarafından yargılanmak üzere Hanya’ya gönderildi.
6 Eylül’den bu yana Girit’te hiçbir yeni ayaklanma baş göstermediği halde,
alışılagelmiş heyecan ve galeyan devam etmektedir.Rus birliklerinin baskısına tahammül edemeyen Hıristiyan ailelerin Resmo’yu terk etmeleri önerildi.
Önceki gün Kandiye’de İngiliz savaş gemilerinden çıkan sekiz yüz mavi ceketli,bandoların ardından,uçuşan bayraklar arasında gösteri yürüyüşü yaptı.
Türk birliklerinin geri çekilmesi hızlanıyor.Son ayaklanmanın elebaşısı Ethem Paşa,yerini halefi Albay Tevfik Bey’e bırakarak İzmir’e hareket etti.
GİRİT
HÜZÜNLÜ MAZİDE YAŞANANLAR Kitabı
Ali Ekrem ERKAL

Ma ida thelis na su ğo,oste va zis çe nase
Se hrisoprasina dendra,na thetis na kimase.

Sana ne dememi istersin,yaşayıp var olman için
Altın yeşili ağaçların altında,yatıp uyuman için

Kullanıcı avatarı
eyuphuseyin
Site Admin
Mesajlar: 3310
Kayıt: 05 Haz 2019, 22:41
Konum: İstanbul
Teşekkür etti: 1098 kez
Teşekkür edildi: 28 kez
İletişim:

Re: KANDİYE OLAYLARI 6 EYLÜL 1898 FACİASI

Mesaj gönderen eyuphuseyin » 17 Eki 2019, 16:47

73399912_1396429163845364_3104123192969527296_n.jpg
73399912_1396429163845364_3104123192969527296_n.jpg (52.71 KiB) 160 kere görüntülendi
Τουρκοκρητικοι υπό περιορισμό
Tourkokrētikoi Kısıtlama altında


Girit Müslüman isyancılar, 6 Eylül (25 Ağustos) 1897. Olayları sonrasında ıraklio ' da tutuklandı. ilk olarak ingiliz savaş gemilerinin içinde gemide tuttuldular, duruşmayı bekliyorlar.
Ma ida thelis na su ğo,oste va zis çe nase
Se hrisoprasina dendra,na thetis na kimase.

Sana ne dememi istersin,yaşayıp var olman için
Altın yeşili ağaçların altında,yatıp uyuman için

Cevapla

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir