İçeriğe git


Resim

Dr.reşit Galip Kimdir


  • Please log in to reply
Bu konuya 2 yanıt gönderildi

#1 hançer

hançer

    Advanced Member

  • Yönetici
  • 28699 İleti

Yazma tarihi: 15 September 2012 - 06:38 PM

DR RESIT GALIP KIMDIR

























Cankaya sirtlarinda oturan Ankaralilar,
sehre Resit Galip Caddesi'nden gecerek inerler.
Pek azi bu ismin kim oldugunu bilir.
Bu bilinmezlikte belki Dr. Resit Galip'in
41 yasinda gocup gitmesi rol oynamistir,
belki de Inonu'yle yildizinin hic barismamasi...

Rodos'ta dogan Resit Galip,
ortaokulu bitirince kardesiyle
bir sandala binip Marmaris'e gelmis.

Liseyi Izmir'de okumuslar.

Kardesi Huseyin Ragip (Baydur)
diplomatligi secip buyukelcilik yapmis.

Resit Galip ise Istanbul Tip'a gidip
doktor olmus.

Ogrenciyken gonullu olarak
I. Dunya Savasi'na katilmis.
Kafkas Cephesi donusu ogrenimini
tamamlayip fakultede asistanliga baslamis.

1923 Mart'inda, hekimlik yaptigi
Mersin'e Mustafa Kemal Pasa geldiginde
Pasa'nin huzurunda konusmus ve
gozlerine dogru bakarak soyle demis:

'Muhterem Gazi, sen yalnizca bu milletin
bir kahramani degilsin, sen bunlardan
cok daha buyuksun.
Sen bu milletin bir ferdisin.
Senin birinci buyuklugun,
bu milletin bir ferdi olmakla iktifa ve
iftihar etmekligindir.'

Herkesin yuceltme yarisina girdigi
gunlerde Gazi'yi 'milletin bir ferdi' sayan
30 yasindaki bu hatip,
herkesin dikkatini cekmis.
Tabii en cok da Gazi'nin...

Kemal Pasa ona milletvekilligi onermis ve
Dr. Resit Galip, Ocak 1925'te Meclis'e girmis.

Bir sure Istiklal Mahkemesi uyeligi yapmis.
CHF Idare Heyeti'nde gorev almis.
Turk Ocaklari'nda, Halkevleri'nde calismis.
Yine Ataturk'un istegiyle Serbest Firka'ya girmis.
Ve Ataturk'un sofrasina oturmus.
Onu bakanliga tasiyan surec de
o sofrada baslamis.

Bu sofra sahnesi pek cok tanigin
anilarinda vardir:

1931 sonbahariydi.
O geceki tartisma,
Milli Egitim Bakani Esat Mehmet'in
bir yakinmasiyla basladi.
Esat Mehmet, Ataturk'un Harbiye'den
'tabya ogretmeni'ydi.
Kazim Ozalp'in 'Ataturk'ten Anilar'
kitabinda (T. Is Bankasi Y., 1992, s. 48-49)
yazdigina gore konu,
kiz ogrencilerin kiyafetinden acildi.
Esat Mehmet, 'kizlarin kisa etek, kisa corap
ve kisa kollu gomlek giymelerini
uygun gormedigini' belirtti.
Bir tamim yayinlayip daha kapali
giyinmelerini isteyecegini soyledi.

Bunun uzerine Resit Galip soz aldi:
'Yanlis dusunuyorsunuz beyefendi' dedi.
'Bu bir geriliktir.
Kadinlar eski durumda yasayamazlar.
inkilaplardan en muhimi,
kadinlara verilen haklardir.
Baska turlu, Batililasmakta oldugumuzu
iddia edemeyiz.'
Sofra gerildi.
Gazi, vekilini zor durumda birakan
bu cikistan hoslanmadi.
'Bu konuyu uzatmayalim.
Kisa corap giyip giymemek
cok onemli degildir, sonra tartisiriz' dedi.
Ama Resit Galip alttan almadi.
'Af buyurunuz Pasam!
Bu, inkilap ve zihniyet meselesidir! .
Musaade buyurursaniz fikrimizi soyleyelim.
Hatta daha ileri giderek diyecegim ki,
sizin huzurunuzda bu sofrada inkilaplari
zedeleyecegi icraattan bahsedilmesi
kustahliktir, hos gorulemez.'

Resit Galip'in tartisma yaratmasinin
ozel bir nedeni vardi:
Halkevi'nde sanati yayginlastirmak icin
tiyatro calismalari yapiyor,
ancak sahneye cikacak kadin oyuncu
bulamiyorlardi.
Buna gonullu kadin ogretmenler icin,
Maarif Vekaleti'nden izin alamamislardi.

Resit Galip
'Bu kokusmus kafayla devlet yurumez'
diye kestirip atti.

Ataturk'un kaslari catildi.
'Sozlerinizde musamahali, olculu olunuz'
diye cikisti.
Herkes yaklasan firtinayi hissetmisti.
Ama Resit Galip bulutlarin ustune gitti.
57 yasindaki Milli Egitim Bakani'ni
isaret ederek dedi ki:

'Devrimci devrimcidir.
insanlar bir yastan sonra
ister istemez tutucu olurlar.
Meclis'te bunca genc, idealist,
bakanlik yapacak yetenekte insan vark! en,
boyle yasli kimseleri Milli Egitim Bakani
yapmak hatadir.'

Ataturk yeniden uyarma geregi duydu:
'Esat Bey yeteneklidir.
Davamiza inanmistir ve benim hocamdir.
Beni okutmus olmasi
sence bir deger tasimiyor mu?'

'Kusura bakma Pasam, tasimiyor!
Okuttuklarinin icinde sizin gibi bir
devrimci cikmis ama kim bilir
nice tutucu da cikmistir.'

'Sizi de elestiririm!'
Bunun uzerine Gazi'nin sabri tasti:
'Bu sofrada hocama ve bir
Milli Egitim Bakani'na hakaret etmenize
musaade edemem' diye hasladi.

Ama Resit Galip sinecegi yerde hepten uste cikti:

'Devrimleri korumak icin
sizden musaade istemiyorum.
Hatayi yapan siz de olsaniz,
sizi de elestiririm.
Mesela Rose Noir'a verdiginiz
15 bin liralik kredi mektubu da
siz yaptiniz diye hata olmaktan cikmaz.'

ilk kez Ataturk'un sofrasinda
Ataturk bu kadar sert elestiriliyordu.

Resit Galip'in sozunu ettigi Rose Noir,
Beyoglu'nda, Rus kari-kocanin islettigi
bir barin adiydi.
Ataturk bir gece oraya ! gitmis,
mekanin sahibi Madam Senya'dan
'Is Bankasi'ndan kredi alamiyoruz'
yakinmasini dinlemis ve
orada bir kagida
is Bankasi Genel Muduru'ne hitaben
'yardimci olunmasi' istegini yazmis,
Rus cifte vermisti.
Resit Galip bu iltimas talebini elestiriyordu.

Ataturk bu kez kizmadi;
'Yoruldunuz, buyurun biraz istirahat edin'
diyerek kibarca Resit Galip'i sofradan kovdu.

Ama genc devrimcinin yilmaya niyeti yoktu.
Yillar yili bir efsane gibi anlatilacak
cikisini o an yapti:
'Burasi sizin degil, milletin sofrasidir.
Milletin islerini gorusuyoruz.
Burada oturmak sizin kadar,
benim de hakkimdir.'

Ataturk kendi fikirleriyle kendisini vuran
bu genc adama bakti,
sonra yanindakilere donup
'Oyleyse biz kalkalim' dedi.
Sofradaki butun heyet ayaklandi;
Resit Galip'i sofrada yapayalniz birakip
ciktilar.

Bu muthis sahnenin devami
daha da ibret vericidir:

Resit Galip butun geceyi
Dolmabahce Sarayi'nda
pencere kenarindaki bir koltukta gecirir.

Ataturk uyandiginda
Genel Sekreteri'ne Resit Galip'i sorar.
'Sabaha kadar bekledi,
mahcubiyetini size iletmemizi istedi.
Ankara'ya gidecek kadar
borc para istedi. 25 lira verdik' derler.
Ataturk
'Ankara'ya gidecek adama
25 lira mi verilir.
Bari benim hesabimdan birkac yuz lira
verseydiniz' der.
Sonra 'Cebinde bes parasi yok ama
karakterinden hic taviz vermiyor.
Parasi yok ama cesareti var' diye ekler.

1932 sonbaharinda Ataturk,
Resit Galip'in Ankara Radyosu'ndaki
bir konusmasini dinler;
'Devrimleri her yerde,
herkese karsi savunacagiz.
Gerekirse babamiza ve
cocuklarimiza karsi bile' demektedir.

Ataturk birkac gun sonra kendisini
yeniden sofraya davet eder.
Hemen yanindaki sandalyeye buyur eder.
Onun yanina da, hocasi Esat Mehmet'i oturtur.
Ve orada yeni Milli Egitim Bakani'nin
39 yasindaki Resit Galip oldugunu aciklar.

Rose Noir olayi mi?
Onu da hatirlatalim:
Is Bankasi Genel Muduru!
Muammer Eris,
Ataturk imzali kagidi alinca
dogruca Dolmabahce Sarayi'na gelmis,
Ata'nin ricaci oldugu krediyi vermeye
kurallarin uygun olmadigini bildirmis,
talebi reddetmistir.

Resit Galip'in bakanligi
sadece 13 ay surdu.
Bu sure icinde Darulfunun'dan
universite reformunu baslatti.
Ogretmenlere genel butceden
maas odenmesini sagladi.

Esi Zubeyre Hanim'in deyimiyle
'deli gibi calisiyor' ama
Ataturk'e cikisacak kadar ayarsiz
dili yuzunden her gun ise
cebinde istifa mektubuyla gidiyordu.

Aslinda Ataturk'le aralari iyiydi.
O Gazi'ye 'Pasam',
Gazi de ona 'Doktor' diye hitap ederdi.

Bir gun sofradan ayrilirken,
Ataturk, 'Seni eve ben birakacagim'
demis.
Eve birakinca o da saygidan,
'Ben de sizi ugurlayacagim Pasam'
karsiligini vermis.
Ama kendisinin arabasi olmadigindan
yuruyerek ugurlamis.
O gece zaturree olmus.

Dinlenmesi ! tavsiye edilince
1933 Ekim'inde gorevden ayrilmis.

1934 yazinda Moda'daki
bir deniz kazasinda kizlarini kurtarmaya
calisirken akcigerlerini hepten usutmus.
Bir mucize eseri kurtuldugu bu kazadan
sonra olumu bekleyerek,
hastaligini takip etmeye baslamis.
Kecioren'deki bag evinin kutuphanesine
demir yatagini tasitip
yedi ay kitaplar arasinda yatmis.

1934'te, 41 yasinda hayata veda etmis.

'Oldugunde cebinde 5 lira parasi varmis'

Her sabah okul ogrencilerini
gune baslatan
'Turkum dogruyum caliskanim' andi
var ya...

kim kaleme almis biliyor musunuz?
'Resit Galip...'

O andin 1933'un 23 Nisan gunu
Resit Galip'in kaleminden ciktigini
eminim cogumuz bilmeyiz.



Oktay Gençalp beyin paylaşımıdır.Kendisine teşekkür ederiz.

SAYGILARIMIZLA

2zpt954.jpg

 

İthela naha miya,angala sa thalasa meğali

Na hanese opu ca pas kodamu nase pali.

 

İsterdim olsun bir deniz kadar büyük bir kucağım

Nereye gidip kaybolsan yine yanımda olasın.


#2 hançer

hançer

    Advanced Member

  • Yönetici
  • 28699 İleti

Yazma tarihi: 08 October 2013 - 07:26 PM

resitgalipbey.jpg

 

 

www.meb.gov.tr


2zpt954.jpg

 

İthela naha miya,angala sa thalasa meğali

Na hanese opu ca pas kodamu nase pali.

 

İsterdim olsun bir deniz kadar büyük bir kucağım

Nereye gidip kaybolsan yine yanımda olasın.


#3 hançer

hançer

    Advanced Member

  • Yönetici
  • 28699 İleti

Yazma tarihi: 08 October 2013 - 07:36 PM

Erdoğan: Andımız'ın Yazarı Ezan Zulmünün Mimarıydı

 

 

 

08 Ekim 2013 13:36

 


 

Erdoğan, öğrenci andının kaldırılmasıyla ilgili eleştirilere "Andımız'ın yazarı, Türkçe ezan zulmünün mimarlarındandı." şeklinde yanıt verdi.

 

 

 

 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan partisinin ilk grup toplantısında Andımız'ın kaldırılmasını eleştirenlere sert çıktı. Erdoğan, "Andımız metninin yazarı tartışmalı bir isim olan doktor Reşit Galip'ti. Andımız'ın yazarı, Türkçe ezan zulmünün mimarlarından, Türkçe ezan metninin yazarlarındandı" dedi.

Erdoğan'ın Andımız'ın kaldırılmasıyla ilgili eleştirilere verdiği yanıt;

ANDIMIZ'IN YAZARI EZAN ZULMÜNÜN MİMARI

Bugün kaldırılan and uygulamasıyla ilgili olarak bir şeyler hatırlatmak istiyorum. Bunun kaynağı nedir? İlk ve orta okullarda and uygulaması 1933 yılında başladı. Andımız metninin yazarı tartışmalı bir isim olan doktor Reşit Galip'ti. Andımız'ın yazarı, Türkçe ezan zulmünün mimarlarından, Türkçe ezan metninin yazarlarındandı. Aynı Reşit Galip, insanları kafataslarına göre sınıflandıran anlayışı destekleyen sözüm ona bir bilim insanıydı. And uygulamasının cumhuriyetimizle, temelleriyle uzaktan yakından ilgisi yoktu. Chp ve Mhp bu uygulamanın tarihini bilmedikleri, tarihi gelişimini okuma zahmetine girişmedikleri için istismar kampanyası başlatıp milleti yanıltma yoluna gidiyorlar.

TÜRKİYE'Yİ İŞSİZLİĞE MAHKUM ETTİLER

And uygulaması şekil olarak bugüne bugünün Türkiye'sine, dünyasına denk düşmeyen bir uygulamaydı. 1930'larda ve 40'lardaki Hitler ve Stalin gibi toplumu formatlamak için bu tür şeyler yapılıyordu. Dünyanın hiçbir yerinde böyle uygulama kalmamıştır.
Bal bal demekle ağız tatlanmaz. Her sabah Türk'üm demekle Türk olunmaz. Doğruyum, çalışkanım demekle çalışkan olunmaz. İnsan sabah okul bahçesinde slogan tekrarlayarak değil, ailesinden öğretmenlerinden aldığı eğitimle bir takım değerlere sahip olur. Türkiye'nin itibarını yerlerde sürüklediler. Doğruluğu kenara bırakıp yolsuzluğa mahkum ettiler. Çalışkanlığı bırakıp Türkiye'yi işsizliğe mahkum ettiler.

PARTİLERİNİZİN ÖNÜNDE OKUMAYA DEVAM EDİN

Andımızı kaldırdık ama çok meraklısı olan bazı partiler var. Onlar her hafta sanırım partilerinin önünde okumaya devam edecekler. Aynı şekilde kıyafet yönetmeliği resmi gazetede yayınlandı. Türkiye tarihi nitelikte bir normalleşme adımını atmış oldu. Tüm başörtülü kardeşlerime sesleniyorum, süreci provoke etmeye çalışanlar olabilir. Lütfen bu oyuna asla gelinmesin. Onun için valilerimizle bu konuda gerekli görüşmeler yapılıyor. Bu provokasyona gelmeden başörtülü kardeşlerimiz de inancının gereğini inandığı gibi yerine getirecek ve elinden alınan bu hakkı kullanmaya başlayacaktır.

erdogan-andimiz-in-yazari-ezan-zulmunun-

 

 

 

http://www.haberler....5157937-haberi/


2zpt954.jpg

 

İthela naha miya,angala sa thalasa meğali

Na hanese opu ca pas kodamu nase pali.

 

İsterdim olsun bir deniz kadar büyük bir kucağım

Nereye gidip kaybolsan yine yanımda olasın.





0 Kullanıcı konuyu okuyor

0 Kullanıcı, 0 Misafir, 0 Kayıtsız kullanıcı

Reklam

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player